Din ve Tanrı kavramlari 3-6 yas cocuklarina nasil anlatilir?

05/05/2010 14:42:00
elfana 9,5Y 3,5Y 2Y soruyor:

3-6 yas grubuna din & Tanrı kavramlarını nasıl acikladiginizi /aciklamayi planladiginizi merak ediyorum. 

Kadın kadına
gündemi
konuş

Benzer Sorular


<123>
05/07/2010 06:47:00

İnanç bazen çok sorgulayarak, ya da belki aileyi izleyerek yapılan bir tercih. Her iki durumda da hassas bir konu ve bir insan bir başkasının inancına ancak "saygı" ya da "empati" duyabiliyor. Çok inançlı kimselerde inançsızlar için önyargılar, aynı şekilde inançsızlarda da inançlılar ya da farklı dinlerin birbirlerine önyargıları oluyor. Bu noktada sorulara yanıt verirken birbirimizin yazdıklarını tamamlayıcı şeyler ya da farklı tecrübeler yazsak bile yanıt verirken soruyu yeniden okumayı unutmayalım. İnanç konusunun derinleme tartışılması burada uygun olmayacak (gayet iyi gidiyor şu ana kadar da, ne olur ne olmaz diye yazıyorum).

Allah kavramını erken öğrenirse, şeytan da bu kavramla birlikte geliyor. Şeytan kavramı nasıl anlatılırsa anlatılsın küçük bir çocuğu çok korkutabilir diye düşünüyorum. Bu yüzden çok erken bunun üzerine kafa yormamasını tercih ederim. Sık sık rüya görüyor ve onun için rüya da çok sanal ve korkutucu, mesela rüyasında yarasaların onu anneannesinin evinde düşürdüğünü gördüğü için anneannesinin evine gitmek istemiyor. Neden rüya görüyoruz diye sordu ve açıkladım ama bu onu rahatlatmadı. "Anneciğim anneannemin evine hiç hiç hiç gitmeyelim tamam mı, çünkü orada yarasalı rüya beni korkutuyor" deyip durdu. Ben ona rüyasında bir zarar gelmeyeceğine ikna etmeye çalışıyorum ama ancak şöyle rahatlatılabiliyor "tamam oğlum eğer yarasa varsa anneannen onu kovalasın, tamam mı, o zaman gider misin?" , "tamam anne, anneannem de kovalasın, teyzem de kovalasın, eniştem de kovalasın..." Bir şekilde içini rahatlatan bir açıklama duyarsa konuyu unutuyor. Çocuklar bizim gibi bir konuya kafa yormuyorlar bütün gün, öğrenmeleri gereken bir sürü şey var. Eğer bu konuda da bir şeyler sorarsa yalnızca sorusunu kısaca yanıtlayacak ve kaygısını azaltacak şekilde yanıt vermeye çalışırım.

05/07/2010 07:07:00

Yok Acalya şahsına özel değil. Belirtiğim gibi şu ana kadar da bir sorun yok.

Türkiye'de de hayat bir çok alanda zor çocuk büyütürken. Ama bence bu konu o kadar da ilk sırada yer almıyor. Her kesime göre kreş var (inannça yaklaşımı açısından) ve benim Ilgaz'ın devam ettiği ile ilgili içim rahat, bakalım ilköğretim zamanına kadar huzurluyuz.

05/07/2010 12:37:00

hıı..evet Sirar'ın kitap

05/12/2010 09:35:00

Konu biraz abartılmış galiba :)
Tanrı kavramı ailelerin yapısına göre çocukların kafasında belli bir zaman sonra yer ediniyor. Eğer inancınız yoksa çocuğunuz sorduğunda mantıklı bir cevap verirsiniz, yok hayır ateist olduğumuzu algılayacak yaşta değil derseniz, bu konuları konuşmak için yaşının erken olduğunu belirtir konuyu kaparsınız. Eğer inançlıysanız da -inandığınız dinin- tanrı kavramını çocuğunuza anlatırsınız. Bu çocukta hayalet, canavar gibi bir travma yaratmaz.

05/16/2010 22:37:00

sevimli bir şekilde anlatmayı planlıyorum.

09/17/2010 19:26:00

Allaha inanan biri olarak inanmayan arkadaslarin cocuklarina nasil cevaplar vereceklerine dair bir fikrim yok.. Ancak inancli ailelerde Yaraticiya dair sorularin olusmasi cok dogal.. Ornegin sizi ibadet ederken goren cocuk onceleri taklit edecek sonra da bazi sorular soracak..anne ne yapiyorsun, neden namaz kiliyorsun, neden yemek yemiyorsun(oruc) vs.. burda dikkat etmemiz gereken sey oncelikli olarak cok detayli anlatimda bulunmamak.. cinsellikte de bu boyle.. yumurta hucresi,sperm hucresi diye baslarsak kafasi cok daha fazla karisabilir.. yada tamamen uzerini ortup duymamis gibi yapmak da onu tatmin etmeyecek belki yanlis kisilerden yanlis seyler duymasina vesile olacaktir..once cocuga sen bu konuda ne dusunuyorsun diye sormak kas yaparken goz cikarmamamizi saglayabilir.. belki cok hafif bi cevapla tatmin olabilecek durumdadir.. yada biseyden korkmustur ve aslinda o korkusunun giderilmesini istiyordur..

cocuga Allahin ne oldugunu anlatmak zor olabilir..bazen ne olmadigini da anlatmak lazim.. yakmaz,tas yapmaz,carpmaz..

dedigim gibi ben Allaha inandigim icin, inandigim degerler dogrultusunda 18ine gelince kendisi karar versin diyemem.. nasil ki beni sevip sevmemesi hususunda onu serbest birakamiyorsam.. beni sevmemesi nasil icimi acitiyorsa Allah karsisinda negatif dusuncelere sahip olmasi yada notr olmasi bi on kat daha icimi acitir..

asagidaki linkte konuyla ilgili bazi aciklamalar var ilgilenenler icin..

http://annecafe.blogspot.com/2009/07/cocuklara-allah-anlatmak.html

http://minikkelebek.wordpress.com/2010/08/09/cocuklarimiza-dini-terbiyeyi-nasil-vermeliyiz/


09/19/2010 12:39:00

Hamzanın annesi, linkler için teşekkürler. Şöyle üstünkörü baktım, hemen kopyalayıp ayrıntılı okuyacağım.
Ben inanan olarak yetişmesini istediğim için dinle ilgili kavramlar günlük yaşantımızda zaten var. İleride Kuran kursuna da göndermeyi planlıyorum. Din ile ilgili korkutucu veya benimseyen yaklaşımın da aileden verildiğine inanıyorum. Eğer aile dini, Tanrıyı olumlu yönde anlatırsa, ileride sınıf arkadaşları taş yapar, cezalandırır gibi düşünce tarzı oluşacağını sanmıyorum ama tabii ben şu an 2.5 yaşındayken konuşuyorum :)
Bir arkadaş yuvadan bahsetmiş. Bir komşum ki kendisi yeşil saçlı, dövmeli:) özellikle yuva seçimini o yönde yaptı. Kendi deyimiyle çocuğunun ileride satanist olmasından korktuğunu, küçük yaşta ne alırsa ileride etkilenmesinin o derecede zor olduğunu düşündüğünü söylemişti. Yuva konuusndaki memnuniyetsizliği ise 5 yaşında olduğu halde Kuran okumayı öğretmedikleriydi. O yüzden çocuğuna Kuran öğretmesi için hoca tutmuştu.
Kendi kararını elbette verir. Ama bunu çevrenin etkisi ile üstünkörü değil, bilerek araştırarak yapmasını isterim. Arkadaşlarımdan ateist olanlar var. Bir kısmı sonradan bir kısmı aileden. Her ikisinin de bocaladıkları, zorlandıkları yönler olmuştu. Ama en çok zorlanan bir arkadışımızın oğlu. Anne Müslüman. Oruç tutuyor. Kurban kesiyor. Diğer dini ibadetlerle yapmıyor. Baba aileden ateist. Oturdukları apartman aile apartmanı, amcaları ve yengeleri de ateist. Çocuğa anne dini eğitim vermedi. Sadece okulda gördüğü kadar. Baba kendisi karar versin dedi.
Çocuk özellikle ergenlik döneminde çok zorlandı. Şimdi 15 yaşında hala aynı sıkıntıları yaşıyor. Babaya kızdığı zaman "o zaten dinsiz", anneye kızdığı zaman "dinci, şeriatçi" gibi ithamlarda bulunuyor.  Ve bu sözler anne için de baba için de yaralayıcı oluyor. O yüzden ileride kendisi karar versin özellikle böyle aileler için zor olabilir.

09/21/2010 08:46:00

Merhaba,
bir süredir kafamın bir yerlerinde dönüp duran bir konu bu. Buraya kadar yazılan tüm yorumları okumaya çalıştım ve eğer yanılmıyorsam bir tek Sumeyye çocukken bu konu hakkında nasıl bir deneyim yaşadığını anlatmış. Belki de herkes kendi çocukluğunu gözden geçirmelidir önce.
Ben nasıl edindim din bilgisini? Benim annem "samimi" bir inanandır. Dolayısıyla ben bebekliğimden beridir allah, peygamber, dua, namaz duyarak, görerek büyüdüm. Öyle ki, annem bir bebeğin kollarını gerdirerek masaj yapıyorsa ritmini "allah" diyerek tutar. Sonra, ben mahallede büyüm. Mahallenin tüm sümüklü çocukları bir söze inanmak için hemen "Yemin et!" derlerdi. Kuru bir yemin yetmezse "Kurana el bas!" gibi noktalara varılırdı. Annem bana kuran okumayı öğretmek istedi. Sıkıldım ben. Ramazan geldiğinde mahalledeki arkadaşlarla teravihe gittik. oyun gibi geliyordu bize. O kadar yaramazlık yaptık ki, kovulduk camiden. Çok eğlenmiştik ama... Sonra anlatılan hikayeler vardı bir sürü. Şöyle olmuş da, o zaman da bu böyle olunca adam taş olmuş falan filan... evliya hikayeleri. Mezarı yıkmak istemişler, dozerin kepçesi kırılmış. Yeni dozer getirmişler onun motoru patlamış, yaaa...
Sonuç: Ben inançlı biri değilim. Hiç olmadım. Çocukken de değildim demek istiyorum. Benim doğamda yok. Ama büyük bir zenginliğe sahibim. Bu zenginliği fark etmemi sağlayan Bosna'lı bir arkadaşım oldu.
Hikaye şöyle: Ben Viyana'da yaşıyorum. Bosna kuşatma altında. Viyana'da tanıştığım Bosnalı bir arkadaşım var. Onunla sohbet ediyoruz. Söz bir biçimde inançlı olmaya, islama falan geliyor... Bosnalı arkadaşım dedi ki: "Ben müslümanım ama ateistim." Bu söz beni çok düşündürdü. Şunu anladım: Ben din konularına "ateist bile olmayacak kadar" ilgisizim. Hiç umrumda değil. Ama bir inancın uygulamalarıyla, yorumlanmalarıyla biçimlenmiş, harmanlanmış bir kültüre dahilim. Bunu bana sağlayan da konuya ne kadar ilgisiz olursam olayım edindiğim deneyim, insan ilişkileri vs sağlıyor.
Peki ben bunları niye anlatıyorum? Elfana'nın sorusu önemli ama önemli bir diğer konu bu soruyu sormaya neden ihtiyaç duyduğu(muz) bence. Benim hikayemde gördüğünüz gibi her şey kendiliğinden, doğal akış içinde olup bitiyor. Ben kendimi bir karar vermek zorunda bile hissetmemişim. Neysem o olmuşum. Fakat bu soruyu sorma ihtiyacı bugün bende de var. Çocuğum olsa ona nasıl anlatırım diye meraklandığım konulardan biri bu. Çünkü bugün elimi bir çocuk kitabına atıyorum mesela, evreni, varoluşu falan sorgulamaya girişmiş bir kitaba, evrenin büyük bir patlamayla ortaya çıktığını anlatıyor ilk sayfalarda derken birden o patlamadan önce her şeyin yaratıcı tarafından ayarlandığını söylüyor ve sonra yine nesnel bilimsel konulara devam ediyor. Bu konuların ortaya konması eskisi gibi değil çünkü, artık bir sinsilik, misyonerce yaklaşımı var; kendini "bilimsel" gösterip aralara serpiştirilmiş bir iki sayfayla avlama çabası var. (Belki bunun tam tersini yapan, kendini dini bir kitap gibi gösterip aralara evrim teorisini sokan kitaplar da vardır ama ben hiç görmedim.) Artık bir markalaşma, ayrışma, itişme var. Artık kendiliğinden olmuyor yani. Başka etkenler de var elbette. Hangi kutsal kitabı elinize alırsanız alın mutlaka bir sürü masal içerir. Kitap olmasına da gerek yok. Kızılderililer de inançlarını masallarla anlatmış, Yunanlılar da, Orta Asyalılar da... Halkların mitolojilerini bunlar oluşturuyor. Toplumlar yaşamlarını böyle anamlandırmışlar, açıklamalarını böyle yapmışlar, sorularını böyle yanıtlamışlar... Günümüzde bu masalların da artık işlevi kalmadı. Çünkü yaşamı çok daha derinlemesine inceleyip çok daha kapsamlı açıklamalar yapabiliyoruz artık. Artık Nuh Tufanı'nın Sümer tabletlerinde nasıl anlatıldığına bakabiliyoruz, tufanın İstanbul Boğazı'nın oluşumuyla ilişkili olabileceğini söyleyebiliyoruz, bunu araştırabiliyor bazı izler de bulabiliyoruz.
Evet, hâlâ Elfana'nın sorusuna yanıt vermiş değilim: Ben nasıl açıklardım. Ben masallar anlatırdım. Nuh'un hikayesini de anlatırdım, Zeus'tan kaça İo'yu da, Kızılderililere ilk mısır tanelerini veren örümcek anayı da anlatırdım, Orta Asya'ın umayını da... Böylece ne çok din, ne çok tanrı olduğunu görebilirdi. Böylece sadece "erkek" kılıklı değil "kadın" tanrılar olduğunu da görebilirdi. Şeytanın melek, meleğin şeytan olduğunu görürdü. İnanmak isterse de onun bileceği iş olurdu...

<123>

Cevabın:


Soruyla ilgili tecrübelerini paylaşmak için giriş yapmalısın. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla.