Din ve Tanrı kavramlari 3-6 yas cocuklarina nasil anlatilir?
Bir tarafı kalın uçlu keçeli kalem, diğer tarafı çeşit çeşit damga12 kalem için 12 farklı damga. Keçeli kalemler konik uçludur, eğik kullanıldığında kalın, dik kullanıldığında ince boyar.Damga(Mühü...
Hamzanın annesi, linkler için teşekkürler. Şöyle üstünkörü baktım, hemen kopyalayıp ayrıntılı okuyacağım.
Ben inanan olarak yetişmesini istediğim için dinle ilgili kavramlar günlük yaşantımızda zaten var. İleride Kuran kursuna da göndermeyi planlıyorum. Din ile ilgili korkutucu veya benimseyen yaklaşımın da aileden verildiğine inanıyorum. Eğer aile dini, Tanrıyı
olumlu yönde anlatırsa, ileride sınıf arkadaşları taş yapar, cezalandırır gibi düşünce tarzı oluşacağını sanmıyorum ama tabii ben şu an 2.5 yaşındayken konuşuyorum :)
Bir arkadaş yuvadan bahsetmiş. Bir komşum ki kendisi yeşil saçlı, dövmeli:) özellikle yuva seçimini o yönde yaptı. Kendi deyimiyle çocuğunun ileride satanist olmasından korktuğunu, küçük yaşta ne alırsa ileride etkilenmesinin o derecede zor olduğunu düşündüğünü
söylemişti. Yuva konuusndaki memnuniyetsizliği ise 5 yaşında olduğu halde Kuran okumayı öğretmedikleriydi. O yüzden çocuğuna Kuran öğretmesi için hoca tutmuştu.
Kendi kararını elbette verir. Ama bunu çevrenin etkisi ile üstünkörü değil, bilerek araştırarak yapmasını isterim. Arkadaşlarımdan ateist olanlar var. Bir kısmı sonradan bir kısmı aileden. Her ikisinin de bocaladıkları, zorlandıkları yönler olmuştu. Ama en
çok zorlanan bir arkadışımızın oğlu. Anne Müslüman. Oruç tutuyor. Kurban kesiyor. Diğer dini ibadetlerle yapmıyor. Baba aileden ateist. Oturdukları apartman aile apartmanı, amcaları ve yengeleri de ateist. Çocuğa anne dini eğitim vermedi. Sadece okulda gördüğü
kadar. Baba kendisi karar versin dedi.
Çocuk özellikle ergenlik döneminde çok zorlandı. Şimdi 15 yaşında hala aynı sıkıntıları yaşıyor. Babaya kızdığı zaman "o zaten dinsiz", anneye kızdığı zaman "dinci, şeriatçi" gibi ithamlarda bulunuyor. Ve bu sözler anne için de baba için de yaralayıcı oluyor.
O yüzden ileride kendisi karar versin özellikle böyle aileler için zor olabilir.
Merhaba,
bir süredir kafamın bir yerlerinde dönüp duran bir konu bu. Buraya kadar yazılan tüm yorumları okumaya çalıştım ve eğer yanılmıyorsam bir tek Sumeyye çocukken bu konu hakkında nasıl bir deneyim yaşadığını anlatmış. Belki de herkes kendi çocukluğunu gözden geçirmelidir
önce.
Ben nasıl edindim din bilgisini? Benim annem "samimi" bir inanandır. Dolayısıyla ben bebekliğimden beridir allah, peygamber, dua, namaz duyarak, görerek büyüdüm. Öyle ki, annem bir bebeğin kollarını gerdirerek masaj yapıyorsa ritmini "allah" diyerek tutar.
Sonra, ben mahallede büyüm. Mahallenin tüm sümüklü çocukları bir söze inanmak için hemen "Yemin et!" derlerdi. Kuru bir yemin yetmezse "Kurana el bas!" gibi noktalara varılırdı. Annem bana kuran okumayı öğretmek istedi. Sıkıldım ben. Ramazan geldiğinde mahalledeki
arkadaşlarla teravihe gittik. oyun gibi geliyordu bize. O kadar yaramazlık yaptık ki, kovulduk camiden. Çok eğlenmiştik ama... Sonra anlatılan hikayeler vardı bir sürü. Şöyle olmuş da, o zaman da bu böyle olunca adam taş olmuş falan filan... evliya hikayeleri.
Mezarı yıkmak istemişler, dozerin kepçesi kırılmış. Yeni dozer getirmişler onun motoru patlamış, yaaa...
Sonuç: Ben inançlı biri değilim. Hiç olmadım. Çocukken de değildim demek istiyorum. Benim doğamda yok. Ama büyük bir zenginliğe sahibim. Bu zenginliği fark etmemi sağlayan Bosna'lı bir arkadaşım oldu.
Hikaye şöyle: Ben Viyana'da yaşıyorum. Bosna kuşatma altında. Viyana'da tanıştığım Bosnalı bir arkadaşım var. Onunla sohbet ediyoruz. Söz bir biçimde inançlı olmaya, islama falan geliyor... Bosnalı arkadaşım dedi ki: "Ben müslümanım ama ateistim." Bu söz beni
çok düşündürdü. Şunu anladım: Ben din konularına "ateist bile olmayacak kadar" ilgisizim. Hiç umrumda değil. Ama bir inancın uygulamalarıyla, yorumlanmalarıyla biçimlenmiş, harmanlanmış bir kültüre dahilim. Bunu bana sağlayan da konuya ne kadar ilgisiz olursam
olayım edindiğim deneyim, insan ilişkileri vs sağlıyor.
Peki ben bunları niye anlatıyorum? Elfana'nın sorusu önemli ama önemli bir diğer konu bu soruyu sormaya neden ihtiyaç duyduğu(muz) bence. Benim hikayemde gördüğünüz gibi her şey kendiliğinden, doğal akış içinde olup bitiyor. Ben kendimi bir karar vermek zorunda
bile hissetmemişim. Neysem o olmuşum. Fakat bu soruyu sorma ihtiyacı bugün bende de var. Çocuğum olsa ona nasıl anlatırım diye meraklandığım konulardan biri bu. Çünkü bugün elimi bir çocuk kitabına atıyorum mesela, evreni, varoluşu falan sorgulamaya girişmiş
bir kitaba, evrenin büyük bir patlamayla ortaya çıktığını anlatıyor ilk sayfalarda derken birden o patlamadan önce her şeyin yaratıcı tarafından ayarlandığını söylüyor ve sonra yine nesnel bilimsel konulara devam ediyor. Bu konuların ortaya konması eskisi
gibi değil çünkü, artık bir sinsilik, misyonerce yaklaşımı var; kendini "bilimsel" gösterip aralara serpiştirilmiş bir iki sayfayla avlama çabası var. (Belki bunun tam tersini yapan, kendini dini bir kitap gibi gösterip aralara evrim teorisini sokan kitaplar
da vardır ama ben hiç görmedim.) Artık bir markalaşma, ayrışma, itişme var. Artık kendiliğinden olmuyor yani. Başka etkenler de var elbette. Hangi kutsal kitabı elinize alırsanız alın mutlaka bir sürü masal içerir. Kitap olmasına da gerek yok. Kızılderililer
de inançlarını masallarla anlatmış, Yunanlılar da, Orta Asyalılar da... Halkların mitolojilerini bunlar oluşturuyor. Toplumlar yaşamlarını böyle anamlandırmışlar, açıklamalarını böyle yapmışlar, sorularını böyle yanıtlamışlar... Günümüzde bu masalların da
artık işlevi kalmadı. Çünkü yaşamı çok daha derinlemesine inceleyip çok daha kapsamlı açıklamalar yapabiliyoruz artık. Artık Nuh Tufanı'nın Sümer tabletlerinde nasıl anlatıldığına bakabiliyoruz, tufanın İstanbul Boğazı'nın oluşumuyla ilişkili olabileceğini
söyleyebiliyoruz, bunu araştırabiliyor bazı izler de bulabiliyoruz.
Evet, hâlâ Elfana'nın sorusuna yanıt vermiş değilim: Ben nasıl açıklardım. Ben masallar anlatırdım. Nuh'un hikayesini de anlatırdım, Zeus'tan kaça İo'yu da, Kızılderililere ilk mısır tanelerini veren örümcek anayı da anlatırdım, Orta Asya'ın umayını da... Böylece
ne çok din, ne çok tanrı olduğunu görebilirdi. Böylece sadece "erkek" kılıklı değil "kadın" tanrılar olduğunu da görebilirdi. Şeytanın melek, meleğin şeytan olduğunu görürdü. İnanmak isterse de onun bileceği iş olurdu...
Benzer Sorular
-
-
-
Aglamayi tenkit etmeden, pozitif bir sekilde nasil duzeltebiliriz?
07/07/2011 16:51:00, sedavesila 3,5Y 7A
