Çalışmak mı, bebeğe bakmak mı?

Ulku soruyor: 10

Calisan anneler, bebeklerimize ne kadar kendimiz bakmaliyiz, kacinci ayda ise donebiliriz? Anne bakimindan uzak buyuyen bebeklerde sorunlar gorulur mu? Kucuk bebeklerimizden ayri kalmaktan memnun muyuz, bizi huzursuz eden nedenler neler? Bu konudaki anne icguduleri ve bilimsel arastirmalar nelerdir, hissettiklerimizi ve bilgilerimizi paylasalim mi?

Bu soruyu cevapla

150 Cevap


sumeyye

..


sumeyye

..


GulcanDeniz

Pamukelma, kendini böyle suçlama bence.
Bence sen çalışarak kızlarına kendini üretken kılmayı, kendini geliştirmeyı, gerçekleştirmeyı, ayakları üzerinde durmayı göstermiş oluyorsun.
Sonuçta onlar seni örnek alacaklar...

"Dışarılarda bir şeyler arıyorum" diye düşünme sakın. Sen çalışarak çocukların için bir ton şeyi yapıyorsun, bunlar bir kenara koysak bile, mutlu  olduğunu söylüyorsun. Bu bile kendi başına çocukların için iyi bir şeyler yapıyorsun demek.
Her sabah işe gidip, her akşam işten dönmek onlarda "terk edilme" hissi yaratmayacaktır, bence.

Benim de annem ben 3 yaşındayken Almanya'ya gitmiş, beni Türkiye'de bırakarak. Çocukluğuma dair hatırladığım en önemli hatıra annemin arabaya ginip uzaklaşması, benim de arkasından metrelerce koşarak "gitmeee" diye ağlamam. Şimdi bile yazarken boğazım düğümlendi (Oğlum doğduktan sonra bu hatıra beni fena üzer oldu da :((

Ama bu, ve senin yaşadığın ayrılıkla, çalışan annenin işe gitmesi ve akşam dönmesi farklı şeyler bence.
Çünkü her akşam döndüğünü görüyorlar ve döneceğinden eminler.

Benim de çoğu zaman "keşke Avrupa'daki gibi 3 yaşına kadar ben bakabilseydim oğluma" diye iç geçirdiğim oldu.
Ama sonra şunu da hatırlıyorum: Kendim baktığım ilk 9 ay boyunca doğum sonrası depresyonunun da etkisiyle oğluma karşı tahammülsüz olduğum zamanlar oldu.
İşe başladıktan sonra hem depresyondan kurtulma sürecim hızlandı, hem de her gün eve heyecanla, oğlumu müthiş özlemiş olarak gittim. Birlikte geçirdiğimiz zamanları hep dolu dolu geçirdik. O da beni özlemiş oluyordu. "Kaliteli" zaman denilen şeyin doğru olduğunu düşünüyorum.
Bütün gün birlikte olursunuz ama bir ton başka iyle uğraşırsınız, çocuğunuzla oynadığınız ilgilendiğiniz vakit 1 saati geçmez... Bundansa çalışıp eve dönüşte 3-4 saati tamamen çocuğumuza ayırmak daha tercih edilir, yani bence...
Ne güzel anlatmışsın eve döndükten sonraki koklaşmalarınızı...

Tüm bunları samimiyetimle yazıyorum, ama tabii bu demek değil ki, hiç suçluluk duymadım, vicdan azabı çekmedim, yukarıda yazdıklarımı kendi kendime de telkin etmek zorunda kalmadım... Annelik işte...

Önemli not: Çalışmayıp, çocuğuyla hakkını vererek ilgilenen anneler mutlaka var. Sözüm onladan dışarı...


Ulku

tesekkur ederim sumeyye.
evet benim icin de en iyi cozum, ozgenin belirttigi 3 yillik ucretli dogum izni olurdu. boylece beni bogan ev isleri icin de bir yardimci ayarlayabilirdim.


Ulku

ah gulcan, hatirana ben de iclendim simdi, iki damla gozyasi da benden geldi. neyse ki o sahneyi cok fazla gozumun onunde tutmadim, hickira hickira aglardim.

haklisin, benim mutlugum onlara yansir. ama iste bu sadece bir kendini kandiris mi, diye de bir dusunce icimde hep. sumeyyenin dedigi, onlara daha iyi bir hayat sunabilme istegi, bunu da tekrarliyorum. ve simdi tekrar dusundum. halamin koyde 11 cocugu var. hepsinin uzerine ayri ayri titrer, hepsiyle ayri ilgilenir, hepsine yeter. ama koy ortaminda buyurler, ellerinde ekmek, basi kabak yalin ayak :) iclerinde en fazla liseye giden olabildi, ahim sahim oyuncaklari olmadi. ama hepsi de cok mutludur. gordugum, psikolojileri en saglam, en dogal (baska nasil bir tanim yapilir bilemedim) cocuklar diyebilirim. kendileriyle barisiktirlar. ben su yasimda kendimle barisamadim, hala annemsiz zamanlarin uzuntusunu icimde tasirim..

"benim icin en iyi olan".. sanirim ben bunu bulamadim..



Aysegul_

benim annem de çalışıyor, akademisyen ve bayağı da fazla çalışıyordu benim küçüklüğümde, evde de çalışıyordu hatta bir ara 2 yıllığına ankaraya gitti. hala da çok çalışır. düğünüme de doğumuma da zor yetişti. bana anneannem bakıyordu, ben hep küçükken anneannemi annemden çok sevdiğimi, benim annemin anneannem olduğunu söylediğimi hatırlıyorum. anneme karşı hep bir kırgınlık vardı içimde bana zaman ayırmadığı için, hiç bir zaman da çok bağlı olmadım anneme, çok severim o ayrı ama böyle hissederim çoğu zaman. şu an izindeyim, hamileliğimde resmi doğum iznim bitince yani bebek 3 aylık olunca işe dönmeyi planlamıştım ama bebek olunca yapamadım. önce 6 aya sonra 9 aya çıkardım bu planı. şu an ise 1 yaşına gelene dek ücretsiz izne ayrıldım. sanırım en fazla 15 aylık olana kadar izin süresi belki zamanı gelince 15 aya uzatırım bu süreyi bilmiyorum şu an. evde hep kaliteli zaman geçirdiğimi söyleyemem açıkçası ev işleri ve bilgisayar vs ile de ilgilendiğim için ama yine de onun yanında olduğumu hissetsin istiyorum. bu arada annemle aynı mesleğe sahibim ama bu mesleğe adım attığımdan beri asla yoğun bir dal seçmeyeceğim ve asla akademisyen olmayacağım, çocuklarıma zaman ayıracağım dedim. nispeten rahat bir dal uzmanıyım ve bir kaç kere fırsat olmasına rağmen de akademisyenliğe geçmeyi reddettim çalışma saatlerim daha rahat olsun ve eve iş götürmeyeyim diye. ben kendimce bunları yapabildim şimdilik. bence çalışılabilir ama gerçekten de denge iyi kurulmalı, evde olan zaman mümkün olduğunca çocuklara ait olmalı, bir de keşke mümkün olsa da çalışma saatleri çok uzun olmasa anneler için, hani parasını da alsa, ev ortamından uzaklaşmış sürekli eve kapanıp kalmamış olsa, bir şeyler üretebiliyor olsa ama bu süre  part time filan olsa ne güzel olurdu.. :)


ezgik

aslında aysegulun satır aralarından bir şey yakaladım kendi hayatımda da olan... benim de anneme büyük bir bağımlılığım yok, kendisi part time gibi şartlarda öğretmendi... ama evdeki tüm zamanını yemeğe temziliğe vs ayırırdı ya da gezmeye giderdik ya da bize birileri gelirdi... annemin oturup benimle oyandığı 1 gün bilmem ya da bana sarıldığı... vakti vardı oysa ki... şimdi ben de büyük oğluma-bitmeyen işler ve ufaklık nedeniyle- pek vakit ayırmaıyordum, kreşten aldım 2 aylığına bol bol bir şeyler yapmak istiyorum ama çok yoruluyorum, küçüğün yemekleri, büyüğün talepleri derken...ama artık ev işlerini rafa koydum bu yazılardan sonra napiim her dk makina açıp üü yapmıycam bazı şeyler ütüsüz de giyilebilir, ya da mükemmel 5 çeşit yemek olmasın, oğullarıma yere kocaman bir örtü serdim beraber oynuyoruz, şimdi abi tv izliyor biraz küçük diş kaşıyor ben de buraya yazıyorum:) kendimize de vakit ayırıyoruz yani:)))
bi arkadaş yazmıştı pazartesiyi iple çektiğim oluyor diye evet ya insan pazartesi sabahları güzel dinleniyor işyerinde sanırım:) ben de özlüyorum o pazartesileri:)


zeynepanne

pamukelma çok tehlikeli mevzudur bu, tek doğrusu yoktur. benim doğrum sana uymaz seninki bana...sonunda tartışmalar çıkar bazı forumlarda...ben sana kendi yaşadıklarımı anlatayım.

2 çocuklu çalışan bir anneyim. mühendisim. yoğun çalışıyorum. ilk kızımda 1.5 aylıkken part time, 3 aylıkken full time döndüm işe. ikincide 4 aylıkken.
kızlarımın ikisine de bakıcı baktı, hala bakıyor küçüğe. annem çok yakın, sağolsun o hep gözetiyor.
büyük kızım doğduktan sonra aynı senin gibi çok üzüldüğüm, gelgitler yaşadığım dönemler oldu. hep çalışmamayı, kızımla olmayı, onun hep yanına olmayı özledim. kızım 3 yaşındayken de tam arzu ettiğim gibi, çalıştığım firma kapandı ve işsiz kaldım...
1.5 yıl çalışmadım. ilk 6 ay çok güzeldi, tam bir tatlı hayat yaşadım. kızımla uyanmak, onunla gezmek, tozmak, onunla öğle uykularına yatmak. harikaydı. üstelik, nasılsa birkaç ay içinde iş bulur, çalışma hayatına geri dönerim diye bakıcıyı da işten çıkarmadım. ev işlerine gelen ayrı bir yardımcı da vardı. düşünsene, evde 2 kadın ve hiçbir iş yapmayan ben...hayatımın en güzel dönemiydi.

ama sonra? sonra sıkılmaya başladım. çalışma hayatını özlemek çok şaşırttı beni. evet, özlüyordum, ayrı bir sosyal çevrenin parçası olmayı, birşeyler üretmeyi, zeynep hanım olmayı, para kazanmayı özlüyordum. gündüz bankaların önünden geçerken, içeriye bakıp, içeride şımşıkırdak giyinmiş, bankacı hanımları hasetlenerek izlediğimi farkettim. çok şaşırtıcı değil mi, onların arasında da muhtemelen, çocuğu ile dolaşmaya çıkmış beni özenerek izleyenler vardı.

sonra? paralar suyunu çekmeye başladı. önce bakıcıyı bırakmak zorunda kaldık. sonra temizliğe gelen hanımı 15'te 1'e indirdik. ne oldu, iş başa düştü. eşin işe gittikten sonra, çocuğun kahvaltısı, parka götürülmesi, banyosu, öğle yemeği, uykusu, o uyurken akşam için yemek düşün, makinaya çamaşır at, biraz ütü yap, arada bilgisayara göz at, ortalığı sil süpür biraz, o arada çocuk uyansın, ilgi beklesin, onunla oynamaya çalış...derken bu kısır döngünün içinde günler geçtikçe daha sinirli birisi olmaya başladığımı farkettim. evet annelerimiz bir sürü çocuğa bakıp, yardımcısız ev işlerine de yetişiyordu ama hangimizin annesi, oturayım da çocuklarımla kaliteli zaman geçireyim azıcık diye tasalandı allahaşkına? ya sokağa çıkar hava kararana kadar orada oynardık, ya da evde kendi kendimize takılırdık. ben bilmem annemin benimle evcilik oynadığını. hep işi vardı...
eşim sonraları itiraf etti, o dönemde akşamları ayaklarının geri geri gittiğini. çünkü akşama kadar dolup, akşam gereksiz yere hır çıkarıyordum. yoruluyordum, bunalıyordum.

sonuçta iş hayatına tekrar dönmek için tekrar iş aramaya başladım. evdeki ortam aynen devam ediyordu.  arada iş görüşmelerine gidiyordum tabi, ama işsizken pazarlık gücün ne yazık ki azalıyor, hem maddi olarak beklentinin çok altında teklifler sunuyorlar, "nasılsa işsiz" diyerek, hem de "hımmm epey ara vermişsiniz" diye kuşkulu bakanlara, kendinizi ispatlamak için ekstra dil dökmek zorunda kalıyorsunuz.
neyse sonuçta 1,5 yıl sonunda, eski işimin yarısı koşullarında bir iş bulabildim. sonra tekrar çabalayarak iş değiştirdim ve durumumu düzelttim şükür.

şimdi şuna katılıyorum, 3 yıl, hiç değilse 2 yıl, anne, çocuğunun yanında kalabilmeli. anneyi koruyan sosyal devlet, aynı işe, aynı koşullarda geri dönüş garantisi için kanunlar olmalı.
ama şu günün koşullarında olmadığı için ve madalyonun her iki yönünü de tecrübe etmiş birisi olarak ben tekrar çalışmayı seçiyorum.
şunu da belirteyim, ekonomik gücümüz, ben çalışmadığımda, sürekli bir yardımcıyı finanse ederek, hayat standardımızı düşürmeden yaşamaya yetecek kadar olabilseydi, yine 3 yıl çalışmaz çocuklarımın yanında olurdum.
ama ben biliyorum, "aman ne var, mağazadan almam, pazardan alırım, varsın en kalitelisinden olmasın" beni mutlu etmiyor. yani iki lokma ekmek maalesef yetmiyor bir süre sonra. çocuklar büyüyorlar, anne bilmemne oyuncağı istiyorum diyorlar, sinemaya gidelim diyorlar, filancaya annesi almış, sen neden almıyorsun diyorlar, gitar kursuna gitmek istiyorum diyorlar, yüzmeye gönder beni diyorlar...istekler hep artıyor maalesef...
ayrıca çalışmadığımda, ev işlerinin yorgunluğu, stresi yüzünden çocuğumla geçirdiğim zaman da verimli olmuyordu benim. mutsuz, yorgun, bıkmış ve çalışmayan bir anne olmaktansa, çalışan ve mutlu bir anne olmayı tercih ettim ben. ama dediğim gibi, maddi olarak yardımcıyı finanse edebilseydik, gayet de mutlu olabilirdim...hala da çok özlüyorum çocuklarımı, ben de onlarla evde olabilmeyi hayal ediyorum ama dediğim şartlarda:)

koşullarını en iyi sen bilirsin. kendini de en iyi sen tanırsın...
ama şunu da unutma, ara verdikten sonra, aynı koşullarda geri dönebilecek misin? ne iş yapıyorsun bilmiyorum, ama misal benim yaşım geldi 35'e. bu yaştan sonra azıcık ara vereyim geri dönerim deme şansım pek yok. 85 ve sonrası doğumlu gencecik, çocuksuz, dertsiz, tasasız ve de dinamik insanlar iş hayatına girdi artık...

kendi çocuklarıma bakıyorum, büyük kızım kanıksadı artık. bir çok arkadaşının da annesi çalışıyor. çoğu öğretmen ve bana göre daha rahat koşullarda çalışıyorlar ama eskisi gibi sorun etmiyor. tüm öğretmenlerinden de mutlu, başarılı ve özgüveni yüksek olduğuna dair geri bildirimler alıyoruz. Allah nazarlardan saklasın...

sanırım işte bunaldın sen. tüm vicdan azaplarının üstüne, işyerinde de sorun yaşayınca bu sıkıntılar katmerleniyor, bunun için mi ayrıyım kuzularımdan diyorsun. ben de çok yaşadım, hala da yaşıyorum benzerini zaman zaman...
ama geçer, hepsi geçer, çocukların da büyür gider, hiç merak etme, yeter ki sağlık olsun.


Ulku

bir de, en onemlisi, cocuklarimizla beraberken tahammulumuzu korumamiz gerekiyor.. onu da not alalim, birbirimizi tesvik edelim..
calismiyor olsam, aksama kadar beraber olsam yapabilir miyim, onlara toplamda daha cok mu bagiririm, bilemiyorum? o bahsettigim 6 ay evde durma boyunca boyle olmamisti. belki de bilincaltimda "sIk disini, az kaldi, ise basliyorsun" mu vardi bilmiyorum.

aysegul, benim de en buyuk korkum, "annem bize vakit ayirmiyor"u, "her gun bizi birakip bir yere gidiyor ama napiyor bilmiyoruz"u hissetmeleri.. biraz buyuyunce anlatirsin, isyerine getirirsin, biraz anlar ama 15 aylik kizim su an ne hissediyor, ona ne anlatayim?

ezgik, canim, her insanin karakteri farkli oluyor, belki annen de "ben mutluysam cocuklarim mutludur, ben de boyle kendimle ilgilenmekle mutlu oluyorum" demistir, bizim su anki calismalarimiza buldugumuz bahane gibi :) bir de bizim nesil annelik konusunda daha mi "bilinclendi" ne.


EmineKartal

okuyorum hepinizin yazdiklarini tek tek, her satirda kendimden bir seyler buluyorum. ben de bu konuyu kafamda pamukelma gibi cok evirip ceviriyorum; ama böyle devam ediyorum hayata yine düsünmekle kaliyorum sadece...
bazen evde olursam hem kendimi hem cocugumu mutsuz ederim diyorum, iste mutluyum; bazen de cocuk yetistirmekten daha üretken olabilecegim baska bir sey yok ki; benim yerime niye anneannesinin hareketlerini taklit ediyor ki su an diyorum...
oyyy oyyy icinden cikamicam galiba...
Yarin bir öglen sohbetinde 2 cocuklu bir arkadasimla da bunlari konusacaz, yeni bir fikir cikarsa ortaya paylasirim:)
pzt'leri de iple ceken bendim:)



Cevaplamak için Üye ol