Bakıcı mı? anne sevgisi mi?

yuxelif soruyor: 10

10 yıllık iş hayatından sonra anne olup bebekle evde kalınca haliyle bunalıyo insan. Kararımı verdimkızıma ben bakıcam 2 yasına kadar. Çogunlukta bu konuda hem fikir, siz olsaydınız napardınız??


44 Cevap


ipekkusgoz

O kadar kişiye göre değişen bir konu ki. Sabahtan beri gelip gidip okuyorum konuyu ne diyeceğimi bilemedim. Herkes haklı.Laf olsun diye demiyorum gerçekten herkes haklı. mutlu_anne annesinin çalışmasından muzdarip olmuş şimdi o günlere bakıp çalışan anneye karşı.Ne denebilir ki şimdi ,o günkü çocuk yüreğiyle annesinin katılamadığı tören içine oturmuş, haklıdır. Ben de tam tersi çalışan bir annenin kızı olarak hiç de şikayetçi olmadım bu durumdan. Belki de o yüzden daha üniversitede okurken atıldım çalışma hayatına. Eğitimime maddi katkı olsun diye mi hayır ama o zamandan beri çalışmamak gibi bir düşüncem olmadı hiç. mar'ın bahsettiği örnek ne kadar iç acıtıcı, çocuğunu kameradan görmek zorunda kalan bir anne. Kim böyle bir şeyi okuduktan sonra anne çalışsın diyebilir. Ben diyemem.Ben de çalışan bir anneyim. 2,5 aylıkken işe geri döndüm. Ama 21 aylık olana kadar süt izni kullandım, haftada 4 gün çalıştım. akşam eve geliş saatlerim şaşmadı vs vs. Çok yoğun, geceli gündüzlü ,stresli bir çalışma hayatının bir ödülüydü belki ama böyle olmaya da bilirdi. aynı tempo devam etseydi ne yapardım bilmiyorum.Bunu bilmiyorken de her anne çalışmalıdır diye ahkam kesemem. Ha buradan çok rahat bir hayatım var, her şeye vakit ayırıyorum diye bir şey çıkmasın. Hafta içi anane ya da babane bakıyor ve haftasonu gidiyorlar dinlenmeye. Ya da biri yorulunca diğeri geliyor. Yani çocuk büyütmek arada dinlenmeyi ve nefes almayı gerektiriyor. E zaten hafta içi çalışınca hafta sonu tamamen çocuğa odaklı her şey. Onunla ilgili her şeye vakit ayırabiliyorum, susam sokağı, mickey, emzirme toplantısı, pozitif disiplin eğitimi, 7 hafta süren başka bir eğitim say say bitmez. Ama resmen 3. ayda zor attım kendimi kuaföre geçen pazar. Saç baş için değil ,mecburi şeyler için. Kadın bile şaşırdı sen böyle gezmezdin dedi.Hafta içi kalkacağım saatten bir saat önce kalktığım yetmezmiş gibi hafta sonları bile ondan erken kalkıp kahvaltısını hazırlıyorum ki o uyanınca gümbürtüye gitmesin kahvaltı hazırlama seramonisi. Ama 2 yaşına kadar kendi bakan bir arakadaşım var. Zor attı kendini bir işe, kafayı yemek üzereydi çocukla.O yüzden hepsinin ayrı zorluğu ayrı mecburiyeti ya da ayrı sebepleri var.

Bir şeyden daha bahsedip bitireyim istiyorum.Konuyla direk alakalı değil belki ama içimden geldi diyelim:)Tesadüfen bu sabah tv'de saba tümer'in tekrarında İbrahim Saraçoğlu vardı ona denk geldim hazırlanıp,kahvaltı yaparken. Oraya nasıl geldiler bilmiyorum,ayrıntıyı atlamış olabilirim ama İbrahim Saraçoğlu yatılı okumuş. Annesinin yolladığı eşyalar içinde onun kokusunu taşıyan çorapla uyurmuş geceleri yorganın altında. Şimdi ise diyor artık birbirini özlemek gibi insani duygular kalmadı, cepten ,internetten anında ulaşıyorsun uzaktaki kişiye. Böylece ne oluyor vücut melatonin, serotonin salgılamaz oluyor. Sen de erken yaşlanma, bunama vs vs sorunlarla başbaşa kalıyorsun. Bilmiyorum ne kadar doğrudur, ne kadar gerçekçidir ama özlemek de başka bir güzellik katabilir hayata.


ipekkusgoz

2. Paragrafın sondan 2. ve 3. cümlesindekii sözler İbrahim saraçoğlunun sözleri, cümleler havada kalmış. Sanki ben söylemişim gibi olmuş. Ama benim de beynim sulandı yazarken:). Hatta ben o yorum arasında gidip yemek bile yedim:).


ipegim

Evet bu soruyu cevaplamak gercekten zor herkesin kriterleri farklı çünkü hayatta. Çalışma şartları çok çok önemli. Ben kamuda çalışıyorum bırakırsam bir daha bu şartlarda bir iş bulmam imkansız, ee 2 sene sonra ne olacak? Çalışma şartları daha ağır bir iş bulmak zorundayım  bu sefer de 2-3 sene kendim baktım ama sonra şimdikinden daha az vakit geçireceğim kızımla. Yani bu sorunun tek cevabı olamaz imkansız. Maddiyat, çalışma şartları, hayattan beklentiler.. hepsi çok önemli.


arzu__arda

kendine güvenin varsa kendin bak derim ama ben 1,5 yıl kendim baktım işe döneceğim için çok endişeliydim fakat işe başlayınca keşke daha önce dönseydim dedim sebebine gelince;zor bir hamilelik geçirmiştim doğumda sıkıntılı oldu ,ilk aylar benim gerginliğim bebeğe geçti ona iyi bi anne olamayacağımdan korktum,aman hiç bişiyi eksik kalmasın die gece gündüz çabaladım ewe bi yardımcı almadım kendimi çok yıprattım.ama ne zaman işe başladım işte o zaman çocuğuma daha çok vakit ayırmaya başladım,akşama kadar onun yanında olup ona bi faydam olamamasındansa,haftada iki gün onunla olup daha çok vakit ayırmak daha güzel oldu şimdi çocuğun agresifliği eskiye göre daha az,işten gelip 1 saat evimi toplayıp dinleniyorum ve sonra çocuğu alıyorum ,bakan kişi ile aynı binada oturuyoruz ona çok güveniyorum ,çocukta mutlu anne ve bakıcı ayrımını gayet güzel yapıo,


ipekkusgoz

Mesajımda herkes haklı dedim bir şey demedim ki. Niye o öyle düşünüyor bu böyle düşünüyor da demedim, diyemem.farklı bir anlatımdan kastınız ne onu da anlamadım. İbrahim Saraçoğlu'nun dediklerini konuyla direk alakası yok dememe rağmen niye bebeklerle bağdaştırdınız ki. Bebekler annelerini özlesin mi demişim ki.

Neyse uzatmanın gereği yok aslında.Hepimiz sadece soru başlığına yanıt vermiş olsaydık tek cevap çıkacaktı ortaya: anne sevgisi.

 



ketrin

ipekkusgoz +1


ipegim

nilayy hatırlıyorum ben bu  "seni seviyorum, Annen" notlarını yaa..


ipegim

Benim annem öğretmendi o yüzden esnekti çalışma saatleri pek hatırlamıyorum annemin çalışmasından şikayetçi olduğumu ama diyorum ya koşullar değiştikçe yansıması da değişiyor.Yazları bile sabah erkenden kalkıp okula gitmek ne hissedirirdi bana bilemiyorum:( Ama en mutlu ortak hatıramız notlarımız galiba..


dilammm

 Ben de hep annemin çalışan bir anne olmasını isterdim:) İnsanlar çocukken bile kendilerinde olmayana heves ediyor galiba..Bir de hemen hemen tüm arkadaşlarımın anneleri çalışıyordu ve onlar çok disiplinli ve her işlerini kendileri yapabilen, bir yerlere gidebilen vs. çocuklardı. Bense devamlı anne veya baba tarafından bırakılan, sağlıklı beslenme adına pastane poğaçası değil de anne mutfağının poğaçalarını yiyen ne bileyim işte annesinin kuzucuğu bir kızdım:) Anneminse tüm hayatı ben ve kardeşimdik. Tabi bi ara kurslara gitmişti yemek, nakış falan gibi..Pek bir yoğundu ama ben eve geleceğim diye hocasından izin alıp erkenden kaçarmış oradan da:) Sinir olurdum. Ben hallederim anne yeteeeeer diyesim gelirdi. Bir arkadaşına kahve içmeye gitse de kazara o gün kapıyı kendim açsam akşama kadar çocuk  da gelmiş kapılarda ben evde yokum diye hayıflanırdı... Falan filan...
Bense öğretmenim, 12.30 dedi mi evde oluyorum, hiç şaşmıyor. O saate kadar fedakar anneannemiz:) yine yanımızda hem de eşimin refakatiyle.. Eşim de geç çıkıyor evden ben gelmeye yakın, öyle ayarlıyor işlerini. Sonra kızımın herşeyini ben yapıyorum. Sadece kahvaltı da yokum. Bir de biz hala onun odasında yatağında beraber yatıyoruz gece de birlikteyiz yani:) Çözüm aramadık buna çünkü problem olarak görmüyoruz. Bakış açısı.. Keşke ama keşkee isteyen tüm annelerin daha esnek çalışma imkanı olsa ülkemizde, özel sahalarda da part-time iş kadrosu falan olsa..Anne hem çalışsa para kazansa bir iş sahibi olsa hem de çocuğuna yetse sonuna kadar. Niye birini seçmeye mahkum ediliyoruz ki kadınlar olarak:(


dilammm

 Çok haklısınız soda, o zaman herşey değişiveriyor işte..



Cevaplamak için Üye ol