Yeme - Giyinme- Alt Değiştirme ve Uyku Sorunu

Sueren soruyor: 10

Merhaba,

Son günlerde uyku sorunu olmayan oğlumun artık uyku sorunu oluştu... uyumamak için sinir krizi geçiriyor. uyanıp oyun oynamazsak çığlıklar atarak ağlıyor. bir şeyden korkmuş numarası, başım ağrıyor numarası (numara olduklarına eminim artık) yapıyor. Çünkü oyun moduna girersek uyu demezsek tüm dertler bitiyor.arkta hiç bir cocukla oynamıyor çocuklar gidince kucaktan inip aralarına karışıyor. Yemek yememeye çalışıyor, öğürüyor. Giyinmemeye çalışıyor giyinirken soyunurken itiraz ediyor çırpınıyor. altını değiştirmekse 3 kişi anca yapıyoruz.. Oğlumun içine canavar kaçmış olabilir mi? Ne yapayım?

Bu soruyu cevapla


13 Cevap


Fundaaa

valla bende şüphelendim şimdi,kaçmış olabilir mi :) :) bi ultrasyonla baktırın isterseniz :) NEYSE ŞAKA BİR TARAFA İNŞ GEÇİCİ BİR DÖNEMDİR....GEÇİCİDİR GEÇİCİ MERAK ETMEYİN


CokBilmis

Siz oğlunuzla inatlaşıyor musunuz?

Mesela altını değiştirmek istemediğinde ne yapıyorsunuz? Eğer 3 kişi elinden kolundan tutup da değiştirmek için zorluyorsanız, inatlaşmasını destekliyor olabilirsiniz.

Benim kızım da parkta çocuklarla oynamıyor. Tracy Hogg'un deyimiyle "huysuz çocuk" benimki. Sizin oğlan da öyle olabilir. Huysuzluğu olumsuz bir kavram olarak kullanmıyor yalnız, yanlış anlamayın. Tek başına oynamak istemesi tamamen kişisel tercihinden kaynaklanıyorsa, karakter yapısı ile ilgiliyse, bu sizin ileride yaratıcı bir çocuğunuz olacağı anlamına gelir.

Ve anladığım kadarıyla siz oğlunuzun ağlamalarına yenik düşüyorsunuz. Ağlamak kötü bir şey değildir. Gece uyanıyor ve oyun oynamak için ağlıyorsa, siz de yatağına yanına girin ve bırakın ağlasın. O ağladıkça siz onun hoşuna gidecek bir şey yapın: Mesela sırtını okşayın, elini tutun (benim huysuz kızım, dokunulunca daha da sinirlenir) ya da şarkı söyleyin ya da elinize sevdiği bir arabasını alıp gece karanlığında araba sürüyor taklidi yapın. En sonunda da ağlaması geçince "Aferin oğluma, bak kendi kendini sakinleştirebildin. Güneş çıkıp, odan aydınlanınca seninle en sevdiğin oyunu oynayacağım" deyin. Muhakkak işe yarayacaktır. Ama siz o ağladıkça ışıkları açıp oyuna dalarsanız, her seferinde ağlamanın şiddeti artacaktır. Bu bebeğinizin suçu değil ki, her bebek böyle inanın.

Öğürtene kadar yemek vermeyin. Kimse durup dururken öğürmez. Size göre "acıkmış" olması gerekebilir ama o belki de acıkmamıştır. Benim kızım geçen gün öğlen yemeğini 4'te yedi ve akşam 9'da yatana kadar ağzına hiçbir şey sürmedi. Sabaha kadar da uyudu. Demek ki acıkmamış. Ya da hastalıkları süresince 5 gün boyunca sadece süt ile beslenen gayet sağlıklı, hareketli ve iri bebekler de tanıyorum.

Bence oğlunuz gayet sağlıklı, gelişimi normal giden, kendi istekleri olan, kendi vücudunu tanıyan, tuttuğunu koparan aslan gibi bir çocuk. Maşallah diyeyim. Kendinizi üzmeyin, hepsi böyle :)


Sueren

çok teşekkür ederim... özellikle son cümle her annenin duymak isteyeceği bir şey :) dokunulunca benimkisi de daha şiddetli ağlıyor ben ya da kendisi teskin etme konusunu çalışalım biraz.


CokBilmis

Tracy Hogg'un "huysuz çocuk" kavramını incelemeni de öneririm. 2 kitabında da ayrı önerileri var Hogg'un. Doğru davranış yöntemiyle yola giriyorlar.

Mesela benim kızımı her gören "Melek gibi çocuk" diyor. Gerçekten de Tracy Hogg'un "melek çocuk" tipi gibi davranıyor. Ama ben de insanlara "Dışı sizi, içi beni yakar" diyorum :))

Ama benim eşim de "huysuz çocuk" kategorisindedir. Ve ben kızımın bu karakterde olmasına başından beri bayılıyorum. Ben onun bu özelliklerini sevdiğim için o da inatlaşmıyor sanırım :)

Mesela bezini değiştirmek istemiyorsa "Tamam oğlum, değiştirmeyelim. Kakalar poponu yakar da canın acırsa, gel bana söyle, ben hemen geçiririm acını" de bakalım ne yapıyor? İlk seferinde şaşırabilir ama ikincisinde kesin işe yarar.


Sueren

bunu söylersem kendim bile şaşırırım :) denemekte fayda var... 



CokBilmis

"Çocuk gübresiyle büyür" derdi anneannem. Eskiler nasıl arka arkaya 10 çocuk doğurup bakabiliyorlardı sanıyorsun? :)))


Sueren

anneanne'de çok bilmiş desene :) bu bana yetti, değil 10, 2. bile düşünmem...


CokBilmis

Düşünün ki benim kızım gibi eşim de aynen öyle anlattığınız gibi :)))) Eşime nasıl davranıyorsam, kızıma da öyle davranıyorum.

Bağımsızlıklarına düşkünler. Her işi kendileri yapmak ve kendi kararlarını uygulatmak istiyorlar. Yalnızlıktan hoşlanıyorlar. Dokunulmaktan kesinlikle hoşlanmıyorlar.

Benim hem eşimle hem de kızımla olan ilişkimde uyguladığım taktikler şöyle:

  • Asla olumsuz ifade kullanmıyorum. Yapma, etme deyince ters tepiyor. EĞer başka bir şey yapmasını tercih ediyorsam öneri sunuyorum. "Haftasonu ormana değil de deniz kenarına gitsek nasıl olur?" ya da "Bugün suluboya yapmak yerine havuzunda oynasan nasıl olur?" gibi :)
  • Emir cümlesi asla kullanmıyorum. "Canımın içi sevgilim, eğer müsaitsen şu çiviyi şuraya çakabilir misin?" veya "Ballı kaymaklı kızım, şu yerde duran oyuncağını kaldırabilir misin?" gibi
  • Yardım istiyormuş gibi yapıyorum. "Benim belim çok ağrıyor da, şu çantayı sen taşıyabilir misin?" ya da "Ahhh, bu tişörtü giydirmekte zorlanıyorum, yardımına ihtiyacım var, hadi beraber giyelim" gibi.
  • İnatlarına asla gitmiyorum: "Ormana mı gitmek istiyorsun? Peki, sonra da deniz kenarına inebilir miyiz?" gibi. Bu durumda düşünüp bir süre sonra kendiliğinden "Ormana gitmeye gerek yok ya, bugün deniz kenarına inelim, hem senin istediğin olmuş olur" diyip hem kendi istediğini yapmış hem de bana iyilik yapmış oluyor :) Kızıma da "Ayakkabılarını çıkarmak istemiyor musun? O zaman çıkarma tatlı kızım. Biz çıkartıyoruz ama sen istiyorsan öyle gez" diyorum. İki saniye içinde çıkıyor ayyakkabılar :)
  • Başkalarından daha iyi yapıyorlarmış gibi davranıyorum: "Hayatım, Ali var ya? Bebeğini yıkayamıyormuş. İnanabiliyor musun? Ben de Ayşe'ye benim eşim bebek yıkama konusunda harikadır, dedim" gibi. Ya da kızıma "Benim kızım bu brokolileri bitirince Asya'dan daha hızlı sallanacak. Parktaki tüm çocuklar şaşıracak. Hem benim kızım ayakkabılarını da kendi çıkarıyor. Aysu da kendi çıkarıyormuş ama çok yavaşmış, benim kızım gibi çıkaramıyormuş" diyorum :))))
Aslında annenin kişiliği, çocuğun kaderini belirliyor. Ben melek huylu bebeklerdenmişim, hala da öyleyim. Dolayısıyla huysuz karakterleri idare edebiliyorum. Ayrıca melek özelliklerimden dolayı çok ezildiğimden, kızımın kendisini ezdirmiyor ve ezdirmeyecek oluşuna da ayrıca hayran oluyorum. O nedenle onları idare etmek benim için bir zevk. Ama belki sizin karakteriniz bebeğinizinkiyle uyuşmuyor olabilir. Bu da verdiğimiz bir sınav işte :)

Eğer sabrınızı kuvvetlendirmek istiyorsanız Adem Güneş'in "Çocukluk Sırrı" kitabını önerebilirim. Belki o zaman bebeğinizin karakter özelliklerine farklı bir gözle bakabilirsiniz.



Fundaaa

ÇOKBİLMİŞ yazdıklarını hayranlıkla okuyorum,süper bir anne süper bir eşsin bence


Sueren

eş ile kızınız nasıl anlaşıyor... oğlum'la biz de aynıyız çünkü :)



Cevaplamak için Üye ol