Kendine vurma

fatos soruyor: 10

Oğlum bir süredir sinirlendiğinde kendi kendine vuruyor. Hatta elinde bir oyuncak varsa onu vuruyor kafasına. Doktorumuz, bunun bir dönem olduğunu 3-4 aya kadar geçeceğini, vurduğunda yapma demememizi, dikkatini dağıtmamızı söyledi. Ama elindeki oyuncaklarla kafasına vururken insan tepkisiz kalamıyor.
Bu huyundan vazgeçirebilmek için tavsiyesi olan var mı?

Oğlum tv izlemiyor ve düştüğünde düştüğü yeri dövmüyoruz :-) Yani nereden kaptı bilemiyorum.


20 Cevap


dost

birçok çocuk kendisine vuruyor, doğru, biz de yapmışızdır muhtemelen.  çocuklar belli dönemlerde, tıpkı bu dönem için yazdıklarınız gibi, belli şeyler yapmaya eğilimli oluyor. ama şöyle düşünün, bazıları daha az ya da daha çok yapıyor ya da her çocuk bunu yapmıyor. yapmayanlar neden yapmıyor? hiçbir anne mükemmel değil ki, kimse ne kendisinden ne de başkasından böyle bir şey bekleyebilir. dolayısıyla, çocuk kendisine bu şekilde zarar veriyorsa, sebep ne olabilir? vereceğimiz cevap eğer suçluluk duygumuzu ya da başarısız olma ihtimalimizi azaltma çabasına dönüşüyorsa, diyorum ki, çocuğumuzu sevmiş olmuyoruz o zaman.
çocuklar, bizim bildiğimiz anlamdaki öfkeye tam karşılık gelmeyen, doğuştan getirdikleri negatif enerjiyi, öfke enerjisini anneleriyle yatıştıramadıkları, dönüştüremedikleri için, bu öfke kendi bünyelerine dönüyor ve kendilerine zarar veriyorlar. bu çok büyük bir şey, bu, çocuğun ruhsal olarak hastalanması, bir nöbet anı. hastalanmış bir varlığı terk etmek, köpek terbiyesi mantığıyla yaklaşmak benim tüylerimi hala diken diken ediyor. çocuğun kasıtlı olduğunu düşünmek ise çocuğa karşı duyulan büyük bir öfkenin göstergesi. aslında hepimizin halen içinde olduğumuz, ne kadar geride bıraktığımızı sansak da bal gibi uyguladığımız kültürel bir yaklaşım bu. yetişkinler, çocukların içtenliğine, duruluğuna, isteklerini doğrudan ifade etmelerine, sınırsızlıklarına bir tür haset duyarlar bizde.
kendine vuran çocuk hastalanmış demektir. onu alıp kalbinize koyabilirseniz bütün öfkesi geçer, yatışır, o an onun için cennet olur, sevgiyi tanır. çok iyi anne olmasanız da olur, anlayın yeter.
sevgilerimle


fatos

Dost yazdıkların suçluluk duymama neden oluyor. Oğlum 20 aylık ve ben hala işe başlamadım. Bir süre daha başlamayı da düşünmüyorum. Bir mecburiyetten değil onunla daha çok vakit geçirmek için. Uyku saatleri dışında bilfiil onunla ilgileniyorum. Bunu zorla da yapmıyorum. Keyif alıyorum onunla oynamaktan birlikte kitap okumaktan. Neredeyse ona yemek hazırlamak dışında hiçbir şeyle uğraşmıyorum. Yani oğlum kendine vuruyor olduğuna göre daha ne yapmalıyım? Başlarda sarılıp sakinleştirmeye çalıştım. O an için sakinledi ama sonra gene oldu. Umursamaz göründüğümde ise geçti. Artık yapmıyor. Oğlumun bana inat olsun diye de yaptığını düşünmedim hiç. Ama kendine zarar vermesinden korktum. Çünkü elinde sert bir oyuncak varsa onunla da vurduğu oluyordu. Şimdi geçti. İlgilenmeyerek geçtiği için suçluluk mu duymalıyım?


dost

anneliğin yeryüzündeki en kaliteli emeği gerektirmesi, anne olmuş kadınların işinin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. fakat annelik doğuştan gelen bir şey değil. insanın ruhunu, bedenini, emeğini seferber ede ede öğrendiği bir şey. dolayısıyla sorunun nasıl ortadan kalkacağı değil, sorunun sebebi olmalı bence öncelikle ilgilenmemiz gereken şey. fakat, biz insanların hakkında en az fikir sahibi olduğumuz varlık, insan yavrusu, amipler hakkında bile daha fazla şey biliyoruz. bebek dünyaya boş bir beden olarak gelmiyor, aslında hepimiz bir enerji formuyuz. bebekken enerjimiz bir tür karışım, içinde sevgi de var, öfke de. işte anne, bebeğini onun ihtiyaçlarını anlayarak ve uygun şekilde yerine getirerek büyütürken, öfkeyle sevginin ayrışmasını sağlıyor. anne bebeğini ne kadar iyi anlar ve doğru davranırsa, o oranda sevebilen, dünyayla ve kendisiyle sağlıklı bir ilişkisi olabilen bir varlık yetiştiriyor. çocuk, hayatının özellikle belli evrelerinde, bünyesindeki bu öfkeli enerjinin seli altında kalabiliyor. oyuncaklarını yere vurması, bunun şiddetlenmesi, öfkeli olduğunu gösteriyor ama kendisine vurması çok daha ağır bir durum. bu durumda annenin içindeki kişi, yani aklı, fikri değil, sezgisi, yüreği harekete geçebilir çünkü biz bildiğimiz biz olarak asıl varlığımızın çok küçük bir kısmıyız, buz dağının üzerindeki kısım gibi. asıl varlığımız çok engin, derin, öfkeli, sevgi dolu, problemli... bu durumda benim bildiğim, tek bildiğim, çocuğun olanca şefkatle yatıştırılmaya çalışılması, güvende olduğunun, onu kaplayan öfkeyi kuşatacak sevgi dolu bir varlığın yanında olduğunun hissettirilmesi. çocuğu kendi öfkesinden  koruyabilmek. bu olmadığında, çocuğun benliğinin bir parçası feda edilmiş oluyor ne yazık ki.
suçluluk sevebilmekle ilgili bir duygu. bu duyguyu bilmeyen bir sürü insan var fatoş. nihayetinde insanız, ancak bize verilmiş olanı verebiliriz çocuklarımıza. elimden gelen bu kadar demek büyük bir alçakgönüllülük. yeter ki anlamaya çalıştığımızdan, kolaycılığa kaçmadığımızdan, elimizden geleni yapmak için her şeyimizi seferber ettiğimizden emin olalım.
sevgilerimle


sunny

çok enteresan bir topik olmuş biz daha ufağız ama merakla bekliyorum yazılacakları. birçok çocukta görmüştüm ve sebebini de hep merak etmişimdir.


fatos

Dost, senin fikirlerine yakın bir kitap okudum. Muhtemelen biliyorsundur. Bloğumda bahsettim http://yagizlahayat.wordpress.com/2011/05/23/yetenekli-cocugun-drami/



berdemli

Merhaba;


Ben bu tartışmada ne yazık ki dost'a ve örneği verilen kitaba çok katılamıyorum. Konuya biraz spritüel yaklaşılmış gibi geldi ve "kızgınlık anındaki çocuğu odada yanlız bırakmak" başlığı ile özetlenebilecek bir durum değil bence tartışılan konu. 

1- Bebekler o yaşlarda kendilerine zarar verebilecek kadar güç sahibi değiller. Zaten çocuk büyüdükçe bu hareketlerinde aslında yan gözle ebevenylerine bakar olmaları da aslında ilgi çekmek için yapılmış bir süreç.
2- Öfkeli çocuğu kızgınlık anında hep bir mesaj vererek bırakılmalı. Biz mutfaktayız ve seni orada bekliyoruz gibi... Odanın ortasında bırak ve kaybol değil ki bizim yaptığımız, bir iki denemeden sonra arkamızdan gelmesi ve bizim geldikten sonra ona anne ve baba olarak sarılmamızın harika etkilerini gördük, yaşadık. 
3- Bu eylemi yaparak ne çocuğunu sevmeyen ebeveynler oluyor ne de çocuğa istemesekte böyle bir mesaj veriyor oluyoruz. Böyle bir durum yok anlayacağınız.
4- Bu konu kendi kendimize bulduğumuz bir yöntemde değil. Konusunda uzman ve hayatını bu konuya adamış insanlarla konuşarak yada kitapları okuyarak verilmiş kararlar.

Ne benim ne de eşimin aileleri böyle bir davranışta bulunmuş bize ancak biz bu yöntemi uyguladık ve faydalarını gördük. Çocuğumuza zarar verdiğini düşünmüyor tersine iyi bir şey yaptığımızı düşünüyorum. Burada zalim ebeveyler ve diğerleri gibi bir ayrıma gidiliyor ki hiç doğru bulmadığımı bu vasıta bir kez daha belirmek isterim.


fatos

berdemli bende sana katılıyorum aslında. Yukarıda da bahsettim. Bende bu yöntemle oğlumun vurma problemini çözdüm. Ayırıma da ben de katılmıyorum. Bunu yaptım diye kötü anne olmadım. Sadece acaba bilmeden zarar vermiş olabilir miyim endişesine kapıldım. Zaten anne olmakda sürekli bir endişe halinde yaşamak gibi geliyor bana.


dost

konu biraz değil, tamamen spritüel. bir annenin bebeğine kaşıkla yemek vermesinden kucağında nasıl tuttuğuna kadar, ona bakarken gözünün içinde nasıl bir duygu olduğuna kadar, her şey spritüel zaten. bir bebek ona verilen yemeklerle, meyve püreleriyle büyümüyor ki... ne de neyi nasıl yapması gerektiği konusundaki direktiflerle büyüyor. büyüme dediğimiz şey, sandığımızın ve metreyle ölçtüğümüzün aksine, ruhsal büyüme. 


eğer çocuğunuz ilginizi çekmeye çalışıyorsa, durumun adı üstünde, ilginizi çekmeye çalışıyor, yeterince ya da gereği gibi ilgilenilmiş olsa buna tok olurdu. daha ne yapsın çocuk.
aslında özellikle anneler ama anne de baba da, çocuğun bir ayna olduğunu bilseler ve bu aynayı okumayı bilseler, hem kendileri hakkında çok şey öğrenebilirler hem de çocuklarını daha anlayarak ve severerek büyütebilirler.  


ahuatesel

Dost ben biraz fazla iddialı buldum yazdıklaını.Sonuçta henüz anne değilsin.eminim bir gün sende deneyimlediğin zaman anlıycaksın.Bu sadece yeteri kadar ilgi ve sevgi verip vermemeklede alakalı değil.Aşırı ilgi ve sevgiden bunu yapan bebeklerde var.Her çocuk kendine hastır ve öyle kitaplardaki gibi şunu yap geçer bunu yapma geçerle olmuyor bu işler.Yazdığın her şeyde anneleri eksik bir davranışla itham ediyorsun.Bence anneliği yaşamamış birinin bunları yazması pek hoş olmamış.Herşey sandığın gibi sadece sevgiyle çözülmüyor.Bazı şeyler için mantık kullanmak ve eğitmek gerekyor.Keşke dediğin kadar toz pembe olsa.


Windy

Konu açılalı çok olmuş ama biz de aynı şeyleri yaşadığımızdan gündeme getirmek istedim. İlgi istediğinden yaptığını düşünmüyorum. O anda hırsını alamıyor ve siniri bizeyse bizden intikam almaya çalışıyor gibi geliyor. Ergenliğimde kısıtlandığım zaman ve haksızlığa ugradığımı düşündüğmde benim de kendime zarar verme gibi benzer davranışlarım olmuştu malesef.
İlgi ile alakalı olsa sevimli şeyler yaparlardı ki ilginç komik şeyler yaptıklarında nasıl da övüyoruz onları değil mi?



Cevaplamak için Üye ol