sezaryan mı normal doğummu sizce

symnr soruyor: 10

 


278 Cevap


annevebebis

Akademisyenlerin kullandığı veritabanlarından bahsediyor Ulku. Normalde o makaleleri görmek için ücret ödenen ama üniversitelerden ya da evden şire ile bağlandığınızda para ödemedenüye olarak faydalanabildiğiniz makaleler.

Yedek oksijen tüpçüklerine çok takılmayın, tüpçük müpçük önemli değil, anlaşılması gereken bebeklerin ciğerlerinde doğum öncesinde bulunan oksijen.


selencem

Sevgili Nil, ben doktor degilim, dogum uzerine uzaman da degilim. Oyle bir iddiam yok, sanirim hic birimizin de yok :) ben sadece "duyduklarimi" paylasmak istedim. Okudugumu duzgun anladigima eminim ama istersen sen arastirmani kendin yap, icin rahat etsin.


selencem

Iste herkesi tecrubesi farkli oluyor. Zaten bagisiklik sistemi sadece dogum sekli ya da besiniyle olusmiyor. Belki 1000 faktor var, biz sadece 1-2 tanesini tartisiyoruz.


sissi

eger bebekte yada annede ciddi bir sorun yoksa sonuna kadar DOGAL DOGUM diyorum...


Nil


Açıkcası bu konu açıldığında birkaç kez yazdım ve ben de sıkıldım sonrasında. Çünkü bence de herkesin doğruları, nedenleri ve yaşanmışlıkları var ve hiçkimse vardığı sonuca kolay ulaşmıyor.Ta ki konu "sezeryan bebeklerinde bağışıklık sisteminin daha zayıf" olduğuna gelene kadar.

Yapım gereği hiçbir zaman birisinden duyduğuma güvenerek bir yorumda bulunmam. Birçok nedenle. Duyduğum kişi yanlış hatırlayabiliyor olabilir, farklı anlamıştır ve buna göre yorumluyor olabilir, yanlış görmüş bile olabilir,  hatta dün doğru bildiğimiz bugün yanlış haline bile gelebiliyor, vs vs.

Bahsedilen yazıların orjinalini görmek ve okumak isterim ki kendim anlayayım. Bu nedenle linki var mı bu yayının diye yazdım. Yoksa kimseyi suçladığım yok. Yada böyle bir bilgiyi arama ve de ulaşamama durumum da yok.
 
Zaten yukarıda verilen örneklerde de (linkler) görüldüğü üzere 3 satırlık yazılarda bile herkes kendi çıkarımını yaptı. Bana göre zayıf bağışıklık sistemiyle sezeryan arasında gösterilmiş net bir ilişki yoktu o yazılarda ama kimisine anlamlı geldi.

Hele ki  bahsedilen  bağışıklık sistemi ise öyle derya deniz bir konu ki bugün bile tam olarak aydınlatılamamış bir dolu  yeri var. Onun da ötesinde bireysel farklılıkların da bu kadar çeşitlilik gösterdiği başka bir sistem yok muhtemelen. Şu kadar süre bir bebeğin hiç hastalanmaması onun bağışıklık sisteminin çok güçlü olduğunu göstermeyebileceği gibi (patojenle karşılaşmıyor olabilir gerçekte), sık hastalanan bir bebeğin bağışıklık sisteminin zayıf olduğunu da söyleyemeyiz her zaman. Bunların da istisnaları var.

Bu kadar karışık bir sistemin içinde kim, nasıl böyle bir yargıya varmış onu merak ettim (iki adet sezeryanla doğmuş çocuk annesiyim ve doğal olarak bu tarz yorumlara kayıtsız kalmak her zaman mümkn olmayabiliyor) ve dolayısıyla varsa elinizde ulaşılan bu bilgiyi okumak istedim. Kaldı ki haklı da olabilirsiniz, böyleyse bunu da kendim görmek, okumak, öyle öğrenmek isterim, amaçladığımız bilgi paylaşmaksa, yolu da bu olmalı bence.

Bu arada yukarıya da yazmıştım ama anlaşılamamış sanırım, zaten bir veritabanına (science direct) üyeyiz ve benim her iş günümün en az 2 saati  burada geçiyor.

Bu arada bağışıklık sisteminden oksijene nasıl geldik anlayamadım ama "tüpçüklere" de takılmadım. Bu örneği vermemin nedeni sizin "tüpçük" diye adlandırdığınız  dokuyla tam olarak neyin kastedildiğini bilirsem daha iyi kavrayabilecek olmam. Yani derdim okuduğunuzdan sizin anladığınızı değil de mümkünse kendi okumamı yapıp, kendi çıkarımıma ulaşmak.

"Anlaşılması gereken bebeğin akciğerlerinde doğum öncesi bulunması gereken oksijen" durumuyla kastedilenin ne olduğunu da anlamıyorum bu şekilde yazılınca açıkcası. Fetal dönemde HgF'in sadece akciğere değil dokuların tamamına oksijen taşıdığını biliyorum ama bu şekilde  bağlantı kurmak zorlaşıyor işte.

Araştırmak karıştırmak önemli ve gerekli elbette ama araştırmayı tam olarak doğru biçimde anlayabilmek, hele hele bunları yorumlayabilmek,  her zaman dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Altında bir dolu ayrıntı yatıyor birçok konunun. 

Herkese istediği gibi bir doğum, sağlıklı bebekler dilerim. Keşke hiçbirine hiçbirşey olmasa, hiç hastalanmasalar. 




 



annevebebis

Nil, merhaba...

Akademik bir platformda yazışmadığımızdan olsa gerek bu tarz farklılıkların olması doğal. Mesela siz ilgili yazıyı kendiniz okumak istemekte haklısınız. Ben de kendimce geçerli sebeplerle o yazıları kaydetmemekte. Kişilik özellikleri ve mesleki özellikler de devreye giriyor. Science direct e ben de üyeyim ama farklı konularda makalelere ulaşmak için. Siz günde 2 saati tıp alanına ayırdığınıza göre konuya bizden daha yakın bir meslek icra ediyorsunuz sanırım. Zaten burada yazan kimsenin de tıp alanında iddialı olduğunu sanmıyorum. Hemen hemen herkes anne baba olma sıfatıyla burada.

Benim araştırmalarım aslında doktorların mesleği gereği araştırıp bana anlatmaları gereknleri yapmamaları nedeniyle çaresiz kaldığını hisseden bir annenin naçizane çabaları. Kendi alanı olmayan bir alandaki çırpınmaları. Yani kendime ayırmam işime ayırmam bebeğime ayırmam gereken zamandan feragat ederek öğrenmeye çalıştığım bir alan sezaryen ve doğal doğum konuları. O yüzden algıladıklarımı yazdım. HgF taşımış veya değil. Tıpçı değilim, mesleğimin tıpla uzaktan yakından ilgisi yok. Ama bebeğin ciğerinde oksijen olduğu ile ilgili yazıyı da yanlış anladığımı zannetmiyorum. Doğum dalgalarının (ya da sancıların) bebeğe kordondan giden oksijeni kestiği ve bebeğin solunum hareketine benzer bir hareket yapmak zorunda kaldığını da yanlış anladığımı ve yanlış yorumladığımı sanmıyorum. Ama siz alana bizden daha yakın bir anneyseniz eğer bu konuda farklı bir yorumunuz olursa duymaktan ve kendimi eleştirmekten de keyif duyarım.

Bir de şu var ki, benim kendi inanışıma göre bir doğrum var. O da normal şartlar altında doğal doğumun sezaryenden muhakkak ve muhakkak daha sağlıklı, daha güzel, daha insan yaradılışına uygun ve mucizelerle dolu olduğu. (Bunun aksine inananlar da olabilir. O konuda kimseye bir yorum yapmayacağım. Dedim ya herkes kendi bildiğini uygulamaya daha meyilli.) İnanışım bu yönde olduğu için de okuduğum makalelerden kimilerini daha gerçekçi bulabiliyorum. Çünkü benim gerçeklerime uyuyor. Benim gerçeklerime uymayanları da okurum. Kafamın bir kenarında tutarım. Gerekirse anlatırım vs...

Şimdi alanında çok başarılı 2 profesör bir araştırma yayınlasa ve mesela deseler ki "sezaryenle doğum yapan annelerin %80'i normal doğum yapan annelerden daha hızlı toparlandı"... Bu benim için sezaryen olma gerekçelerinden biri olmaz. Ya da sezaryeni masum gösteremez. Çünkü kendi inandığım doğruya aykırı. Ama bir araştırmadır, bilimsel olarak değeri olabilir. Ona da karışmam elbette.

Ayrıca tüm bebekler (sezaryenle doğsun doğmasın) çok sağlıklı olsun inşallah. Hepsinin bağışıklık sistemi de, ciğerleri de, tüm organları da en sağlıklı şekilde uzunn yıllar çalışsın, insanlığa, ailelerine faydalı olmalarına vesile olsun. Dileğimiz bu yönde her zaman...

Sezaryen ve doğal doğum konularının çok hassas olması dolayısıyla bunları tekrarlamak istedim.

Bu konu üzerinde daha fazla söyleyeceğim bir söz yok. Eklemeler, yeni araştırma sonuçları olursa, katılmam gereken noktada katılırım, takipteyim..

Sevgiler.


Nil


Annevebebis sizi gayet iyi anlıyorum. Hatta savunduğunuz durumun karşısında  değilim. Doğal doğumun karşısında olmanın bir anlamı da yok zaten. Sanırım karşıymış gibi duranların yada sezeryanı tercih edenlerin diyeyim (bu şekilde daha doğru olacak sanırım) gerekçeleri de buraya, bizim şartlarımıza yönelik çoğunlukla.

Açıkcası benim rahatsız olduğum durum, burada şu yada bu nedenle (ki ben annenin hiçbir tıbbi gerekçesi olmasa da sadece korktuğu için sezeryanı seçmiş olmasını da eleştirmiyorum, keşke çok daha düzgün şartlar, daha iyi ortamlar sağlanabilse, -hatta bir ara blogcuanne ile yazışmıştık sanırım, kendi adıma keşke doğumumu evimde yaşayabilseydim hastanede bile değil- ) sezeryanla doğmuş bebek annelerinin de bulunduğunun unutuluyor olması.

Ömürlerine bir süre biçildi, bağışıklık sistemleri daha zayıf bulundu (kaldı ki anladığım kadarıyla sizin bebeğiniz de sezeryanla doğmuş).

Elbette burası klinik bir ortam değil. Ve elbette hele de söz konusu olan kendi çocuğu olunca araştırmak herkesin en doğal hakkı.  Öğrendiklerimizi paylaşmak da, hele de bu bilgiye ulaşmakta zorlananlar için gayet olumlu bir duruş.

Ama en azından bu şekilde iddialı  veriler sunacaksak, dayanağı biraz daha sağlam olmalı (zayıf bağışıklık iddiaları için konuşuyorum, oksijen değil, kaldı ki bağışıklık konusunda yada başka herhangi bir konuda haklı da olunabilir ). Yazının aslının olmasının önemini de ulku'nun verdiği linkler üzerinde gördük kısmen, daha önce de dediğim gibi ona anlamlı gelmiş olmalı ki bunları vermiş, oysa ben, okuduklarımdan onun anladığını düşündüğüm şeyi, anlamadım.


Özetle dileğim sizinkinden farklı değil, annelerimize daha düzgün ortamlarda, diledikleri gibi bir doğumun sağlanabilmesi ve herşeyden önce sağlıklı bebekler elbette.

Ben de yoğun bir döneme giriyorum, sanırım biraz daha az katılımcı olmak durumunda kalacağım.









dildade

sezaryanla doğum yaptım ve kendi tercihimdi ve memnunum yarım kalmadım başım ağrımadı fıtık değilim yani anlıyacağınız sorunsuz sezaryan olanlardanım söyleyebileceğim tek şey şu vücut sizin siz karar verirsiniz vajina yada göbek bi yer kesiliyo mutlaka ama hangisi ?????????????ayrıca dikkat ne vajinal doğuma nede sezaryana karşıyım ikisininde iyi ve kötü yanları var ayrıca normali bu diyorlar ya hani sezaryani zorunluysa yapın eskiden sezaryanmi vardı bende diyorumki eskiden narkozda yoktu dişiniz ağrırsa normal olanı yapın narkoz almadan çektirin
bu bunun gibi birşey bin çeşit insan bin çeşit görüş var ama sezaryan olanda vajinal doğum yapanda doğurmaya devam ediyor bu konu bitmez ama ne dersek diyelim herkes kendi bildiğini yapar......


selencem

Dildade, ben normal dogum yaptim ve insanlara da oneriyorum ama cok dogru soyluyorsun. Eskiden olmayip simdi olan firsatlardan yararlanabilmek cok buyuk nimet. O zaman asi olmayalim, ilac icmeyelim, ameliyat olmayalim vs :))


SDB

arkadaşlar,
Kimilerimiz " normal doğumu şiddetle öneriyorum , bebek anne için en iyisi " diyor..
Kimilerimiz " normal yaptım / sezaryen yaptım  komplikasyonlarından çok çektim, bence öbürü " diyor..Normali yapan sorun yaşamayan ısrarla normal yapılması için yaşadığı olumlu şeyleri sayıp döküyor,Sezaryeni yapıp sorun yaşamayanlar , sezaryencileri yadırgamayın diye vurguluyor.
Normal doğum yapan ve sorun yaşamayanlar başkaları da bu deneyimi yaşasın diye ısrar ediyor,
Normal doğuma zaten niyet edenler bu tarz platformlarda kendilerinin iyice teşvik edilmesi için bu tarz başlıklara yazıyor, Normal doğumdan korkanlar sezaryene olan meyillerinin desteklenmesi için sorup soruşturuyor..
Demem o ki herkesin bir fikri var zaten yüzde % 80 kesinleşmiş, bu yazışmalar sonucunda da değiştiğini sanmıyorum,Bu kadar sayfa yazılıp çizildi , benim gördüğüm şey şu ki : Bayan olmanın- anne olmanın verdiği esneklikle birbirimizin fikirlerine saygı duyarak ama kendi fikirlerimizin ve deneyimlerimizin doğru oldunda ısrar ederek açıklamalar/ yazılar yazmaya devam ediyoruz.
Bence bırakın kimse kimseye yaptığı tercihin yerine öbürünü yapması gerektiğini açıklamaya, anlatmaya, gözünü açmaya çalışmasın.Okuduğum cevapların büyük kısmından kendi tercihinin aksini seçenlere hele ki sezaryen yapan annelere kolaya kaçtın, çocuğuna faydan yerine zararın dokundu, başka ülkede başka koşullarda olsaydın bunu yapamazdın gibi açıklamalar gördüm. Ben sezaryen yanlısı değilim ilk seçenek olarak koşa koşa başvurulmasını da tercih etmiyorum ama annenin doğum şekli kadar, doğum sonrasında yaşayacağı lohusa döneminin de önemini yaşamış biri olarak seçimlerinden dolayı eksik/ yetersiz/ kolaycı gibi imalarda bulunulmasını da kırıcı , duyguları zedeleyici bulduğumu söylemek istedim.
Kimseyi hedef alan bir yazı değil bu, sizlerin de hoşgörüsüne dayanarak hissettiğim bir şeyi paylaşmak istedim. Anne her zaman ANNE , nasıl olduğu bazı şeyleri değiştirse/ etkilese bile çocuğuna ANNELİK etmekten alıkoymaz , ne mutlu ANNE oldum diyebilene...
Sevgilerimle,



Cevaplamak için Üye ol