Su matarası olarak hangi malzeme daha sağlıklıdır?

barok soruyor: 10

okuldan istediler benim tercihim tabii ki cam bardaktan içsin ama orda böyle bir uygulama var , polipropilen plastik mi , içi alüminyum olanlar mı yoksa çelik olanlar mı daha sağlıklıdır içinde gün boyu su kalacağı için karar veremedim. 


20 Cevap


sunny

biz de tupper marka aldık eco olanlardan memnunuz. migrostakiler de güzeldi ama dış tarafında sarımtırak bir metal vardı neyin nesidir anlamadık ve almadık


droga

kapaklari plastik oldugu icin oyle yaziyor diye dusunmustum. govdesi icin de mi diyor? matarada en iyi marka sigg diye onu dusundum. bir daha arastirayim o zaman.


barok

evet olabilir, 21 ve 22. maddeye dikkat !. 
KANSER HÜCRESİ..........


Hiç olmazsa aşağıda ki 
22 maddeyi 
tek tek 
okuyun.

******************


K A N S E R H Ü C R E S İ


Hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda var.
Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg'un buluşunu öğrenir.
1930'lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal
sebebini,
yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur. 
Bu, o kadar önemli bir buluştur ki,
Otto Warburg'a Nobel Ödülü kazandırmıştır.
Otto Warburg'a göre kanserin bir temel sebebi vardır. 
Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun,
oksijensiz -anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir.
Warburg'un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır?
Birincisi,
kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. 
Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar;
kanser hücreleri oksijenden kaçınır. 
Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan 
kliniklerde kullanılan bir yöntemdir.
Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, 
kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur.

Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür.
Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor: 

Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır.
Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir.
Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. 
Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa...
Proteinlerden şeker. 
Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir. 
Kaşeksia vücudun proteinlerden 
(evet, doğru duydunuz,karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden)
"glükoneogenez"
(yeniden glükoz yapımı)
işlemiyle, 
şeker elde etmesidir.

Bu şeker kanseri besler. 
Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker.
Şimdi, 
kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, 
onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size?
Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak?
Bugün, 
kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur 
(işe de yaramaktadırlar).
Çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür.
Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez.

Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez. 
Çünkü şeker kanseri beslemektedir.
Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? 
Kim bilir?
Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir.
Belki Otto Warburg'un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır.
Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir.
Aslında 1978'e kadar ABD'nin resmi kuruluşlarından biri, 
beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!!!!
Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise,
dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar.
Bunlardan biri 'Laetrile'dir.
Kaşeksialı hastaların yüzde 50'den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran 
hidrazin sülfat 
bunlardan bir diğeridir.
Bugün, 
Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir 
"akıllı bomba" 
üzerinde çalışmaktadır.

Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır.
İlaç, 
vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar.
Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. 
Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.
Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır.
Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır.
Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever.
Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir.
Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın.
Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!

Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil
Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, 
başka bir tuzağa düşmüş olursunuz.
Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, 
yapılan araştırmalarla kanıtlandı.
Örneğin, 
Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 
sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine 
"Sağlığa zararlıdır.
Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır."
ibaresinin konmasını şart koştu.
Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da 
yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.
(Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok).
Kaynak: 

*********
International Wellness Directory. 
Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı?
İngiltere'de 1815'de 5 kg cıvarında olan kişi başına 
yıllık çay şekeri tüketimi 1970'de 50 kg 'ın üzerine çıkmıştır. 1
970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla
yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.
Türkiye'deki durum da artık çok farklı değildir. 
Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır.
Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.
Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin 
en az üçte ikisi önlenebilir;

1..
Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
2..
Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren 
'light' 
hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
3..
Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. 
Taş devri diyetini uygulayın.
4..
Bol taze sebze ve meyve yiyin.
5..
Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği,
mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın.
Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları
(tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) 
yiyin.
6..
Kefir, yoğurt, turşu, sirke,
nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden 
(faydalı mikroplar) 
zengin gıdalarla beslenin.
7..
Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
8..
Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. 
Kutu sütü tüketmeyin. 
Mümkünse marda (?) sütü kullanın.
Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
9..
Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
10..
Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
11..
Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).
12..
Stresten uzak durun.
13..
İyi uyuyun.
14..
Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
15..
D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde
güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.
16..
Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
17..
Aşırı alkol kullanmayın.
18..
İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
19..
Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin.
Turbo fırınlar da kullanılabilir.
20..
Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; 
ayrıca kanserojen olabilirler !!!!
21..
Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. 
Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.

22..
Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.

************************** 
Prof. Dr. Ahmet AYDIN
İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak.
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı
********************************************* 
Hepinize Sağlıklı günler dilerim. 
belki de bir hayat kurtarırsınız


skisac

Bende yeni alüminyum matara aldım. bunlar çoğu mataraya göre daha pahalı. daha kullanmadan korkuttunuz beni :)
aşağıdaki yazıyı okuyunca rahatladım:) mehmet öz çelik yada alüminyum matara kullanın demiş. sanırım ısıtma için teflon ve alüminyum kullanmayın diyor olabilirler.

http://www.xprodoksit.com/yazi/yiyeceklerimizdeki-tehlikeler

Bisfenol-A gizli tehlike

Çoğunlukla BPA denilen bu kimyasal sert plastikten (yeniden kullanılabilir su şişeleri gibi) oluşur ve bizi zehirlenmeden korumak için metal konserveleri astarlamak için kullanılır. Ne yazık ki, hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalar, yüksek oranda BPA’nın obezite, doğurganlık problemleri, meme ve prostat kanserleri, diyabet ve kalp hastalıklarına yol açtığını gösterdi. Daha da kötüsü, insanlar üzerinde yapılan araştırmalar da aynı sonuçları göstermeye başladı. Son yapılan testler yüzde 90’dan daha fazlamızın kanında ölçülebilir oranda BPA olduğunu keşfetti ve uzmanlar günde birkaç konservelenmiş yiyecek (meyve suları, bebek mamaları, meyve ve sebzeler gibi) tüketen çocukların, hayvanlarda hasara yol açan seviyelerle aynı oranda BPA’ya maruz kalabileceklerini söylüyor.

Korunma yönteminiz

- 7 numaralı kaplar (üzerinde her hangi bir numara olmayan plastik şişelerin hepsi 7 numara olarak kabul edilir), PC ile başlayan (polikarbonat) ve sınıflandırılmamış herhangi sert plastik kaplardan uzak durun.
- BPA içermeyen emzik ve biberonlar alın.
- Paslanmaz çelik veya alüminyum su mataraları tercih edin.
- Mikrodalga fırında yiyecekleri cam kaplarda ısıtın.
- Konservelenmiş yiyecek, içecek ve bebek mamalarına alternatifler bulun. Taze veya dondurulmuş seçmeye çalışın.




barok

alüminyumda  ısınma  ile yüzeyindeki madde aşınıyormuş zehirli kısım orasıymış , ou aşınmadığı sürece sorun yokmuş, örneğin asitli içecekler , salça alüminyumda saklanırsa besine mutlaka geçermiş.  aşınrsa çok zararlıymış son yıllarda yapılan araştırmalarda alzheimer a, nörolojik bozukluklara  neden olduğu düşünülüyormuş. Bunları buldum ben de bu durumda, alüminyum matara kullanılabilir ama sıkça yenisini almakta fayda var , bir de yıkarken belki çok sıcak su kullanmamak gerekebilir  ayrıca mataranın içine su dışında hiçbir şey konmamalı diye kendimce çıkarımlar yaptım :) 


seres_esra

tupper kullanıyorum bende çok memnunum bir tane kızıma bir tane de kendime aldım tavsiye ederim


TulinOzOz

Cool gear markali mataralr bpa siz ve super ler su an bi ind sitesinde kampanyada


skisac

Cool gear hangi malzemeden yapılmış?
hangi sitede ne kadar şu anda.


dolares

Ben de okul için almıştım. Aluminyum olanlardan aldım hem çelik olanlardan daha hafif hem de fiyatı plastik mataralarla nerdeyse aynı. Ama arada bir değiştirmek gerek yazmış arkadaşlar içime kurt düştü, yeni bitane bakıyorum. Şöyle bişey buldum;

http://www.nettpazar.com/aluminyum_matara



Cevaplamak için Üye ol