Bağımlı anne sendromu!

Banshee soruyor: 10

Merhaba herkese,

Ben sanırım bağımlı bir anne oldum ve bundan kolay vazgeçip dengeleri oturtmam da kolay görünmüyor.Kızım 2,5 yaşına geldi ona kendim bakabilmek adına işimden ayrılmıştım doğumdan sonra.Ha bugün ha yarın derken 30 ay geçti,işe geri dönmek onu kreşe bırakmak düşüncesi bile kaşıntı yaratıyor bende.Hele hele benim önceki iş sektörümde seyahat etmek nerdeyse ekmek su gibiydi,toplantılar,seminerler vs..kızımdan ayrı bir yerde uyumak düşüncesi beni çok kötü etkiliyor,bir yandan da yaşam şartları sebebiyle çalışmaya başlamak zorundayım,anne olmak dışında bir kadın,bir insan olma vasıflarımı tamamen terkettim,çalışmayı hem istiyorum hem de kızımı nasıl bırakırım diye düşünmekten kendimi alamıyorum,eşim de bu durumdan oldukça hoşnutsuz tabii,kendine bakan,güveni tam,hedefleri olan,kariyer peşinde koşan kadın gitti,evde yemek-çocuk-temizlik üçlüsüyle kafayı bozmuş bir kadın geldi...

Tecrübeli arkadaşlar önerilerinizi bekliyorum lütfen.


26 Cevap


yesimpdr

merhaba... bunu aşama aşama yapmalısın... örneğin birden bire ayrı yatmak değil iki gecede bir ayrı yat sonra hergüne çıkar... kreşe bıraktığın zaman kızından haber al ama çalışanları çok bunaltma :) hepsini birden bire yaparsan alkolü yeni bırakmış insanlar gibi yoksunluk belirtileri görülür... en azından bunu fark etmişsin bu bile bir artıdır senin için... çoğu anne bunu kabul etmez... üstesinden gelemeyeceğin bir şey değil merak etme :) ama bunun kızına zarar verdiğini de unutma. bağımlı insanlar yetiştirmek günümüz annelerine yakışmıyor...


ceylinimmm

seni çok iyi anlıyorum aynı sorun ne yazıkkı bende de var okadar bağlıyım ki gece bile birlikte yatıyoruz siz düşünün ücretsiz izin iki seneye çıkması bizim için çok güsel oldu ama ya sonra nasıl ayrılcam görüyorum ki çoook zorr bende 2 yaşına gelince alışırım zannetmiş ama olmuyor sanırım


emp

aaaa birileri beni mi anlatmış. benim adıma yazmışsınız sanki bunları. kolay bir işim olsa ben de çalışmaya geri dönmek isterim. mesai kavramı olan, yarım gün çalışılan, öğretmenlik gibi mesela. ama benim çok stresli bir mesleğim var. geri dönmek istiyorum, dönemiyorum. kızımla birlikte olmaktan da çok mutluyum. ne zaman çalışmaya başlayacaksın diyenlerden nefret ediyorum.kimi ilgilendirir...sanki ben çalışınca herkes mutlu olucak. hem çalışmak istiyorum, hem evde kızımla olmak istiyorum. zor bir durum.dolaptaki takım elbiselerimi, topuklu pabuçlarımı görünce depresyona giriyorum. işin kötüsü evde hiç canım sıkılmıyor.sürekli bir meşguliyetim var. hiç boş zamanım yok.maddi koşulları elverdiği halde, çocuğunu 2 aylıkken bırakıp çalışmaya başlayanları anlayamıyorum. 

benim annem çalışan bir anneydi, ona bağlıyorum bu durumu. onunla doya doya vakit geçiremedim..


kedidirkedi

Kendine bakan, güveni tam, hedefleri olan bir kadın olmak için illa ki kariyer peşinde koşmak ya da çalışan bir kadın olmak gerekmiyor. Eşiniz sizin çalışıp eve para getirmemenizden mi şikayetçi yoksa kendinize bakmamanızdan mı? Kendinize bakmadıgınız için hosnutsuzluk duyabilir belki eş olarak ama eve para getirmiyorsunuz diye sizden sikayetçi olması büyük haksızlık olur. Siz bence her annenin yapması gerekeni yaptınız, evladınıza bakmak için işinizden ayrıldınız. Bir kadının kariyeri bir bebegi oldugunda sona erebilir, bundan daha dogal bir şey de yoktur. Ve bir erkek hem koca hem de baba olarak ailesine bakmakla tam yükümlüdür. Kadının ise bence böyle bir yükümlülüğü yoktur, olsa olsa opsiyonu vardır.

Kızınızdan ayrılmaktan endişe duymanız da bir sendrom değil, gayet normal bir durumdur. Bunu bir problem gibi algılamamalısınız. Endişe duymanız değil, duymamanız anormal olurdu. Maddi sebeplerden ötürü çalışmak zorunda oldugunuza göre, şimdi yapmanız gereken kızını emanet edebileceginiz güvenilir bir yer bulmak için endişelenmek ve çabalamaktır. Bu konuyu hallederseniz eminim daha rahatlamıs olarak işe baslayacaksınız. Kızınızın da artık çok küçük olmaması, konuşabilmesi, hemen hemen kreş ortamına uyum saglayacak yaslarda olması cok büyük avantaj. İşinizde sektör değiştirme şansınız varsa seyahat olmayan bir sektöre geçmeniz çok yararınıza olur. Çünkü ne olursa olsun sizden ayrılmak kızınızda stres yaratacaktır ve bu tüm düzenine yansıyacaktır. Umarım kızınız ve sizin için en iyi şartlarda çalışmaya dönersiniz. 

Ben de kızım için işimi daha hamile iken bıraktım, çünkü benim için ne kariyer ne de dolapta duran kıyafetlerim asla evladımdan önemli olmadı. Bir annenin önceliğinin her zaman evladı olması gerektiği kanaatindeyim. Hele ki o kadar okudum boşa mı gitsin ya da evde çok sıkıldım, bunaldım, sırf bu yüzden çalışmak istiyorum gibi maazeretleri de hiç hoş karsılamıyorum. Her alınan eğitim kişinin kendisine deger katar. Aldıgı eğitimin boşa gitmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Onu okutan anne babası da sırf bu egitimi aldıgı ve tamamladıgı için bile zaten onunla gurur duyar. Herkes zaman zaman sıkılıp bunalabilir, baktıgı evladı bile olsa ama sıkılıp bunaldım diye evladını kendisi bakması gerekirken ve böyle bir imkanı da varken bir baskasına baktırıp işe kaçmak benim mazur göremediğim bir durum. Mutlu anne = mutlu çocuk diyenlere de, o zaman evladınızla birlikte kendinizi mutlu edecek baska ugraslar bulun derim.

 

 


CokBilmis

kedidirkedi, seninle çoğunlukla paralel düşünüyorum ama bu görüşüne katılmıyorum.

Bir kere her insan kendi ayakları üzerinde durabilmelidir. Ne eşim bana bakmaya mecbur, ne de ben ona bakmaya mecburum. Çalışmama gibi bir ihtimali aklımdan bile geçirmem. Ama elbette koşulara uyum sağlanır. Zamanında ben eşimden daha fazla kazanıyordum, şimdi o benden daha fazla kazanıyor. Bebeğim küçükken para için zorlanmak istemedim. Aynı şekilde eşim de kendini zorlamıyor, küçük kızıyla daha fazla zaman geçirmenin daha önemli olduğunu düşünüyor.

Mesela ben kendime doğumumda yardımcı olacak, normal doğum taraftarı, yani dolayısıyla çalışma saatleri esnek bir kadın kadın-doğum uzmanı aradım ama bulamadım. Okuyan her kadın, en verimli çağında "Doğurdum" diye iş hayatından çekilirse, kadın uzman bulmak zorlaşır. Çocuğumuzu ilkokula gönderdiğimizdede tüm öğetmenlerin erkek, çocuksuz bekar ya da çocukları büyümüş orta yaş üstü kadınalr olması hoşumuza gider mi? Hatta kadın doğum uzmanı, çocuk doktoru ya da yuva öğretmeni seçerken küçük yaşta çocuğu olanlar daha tercih edilir oluyor çoğumuz için.

Annelik bir "meslek" değildir. Dünya tarihinde hiçbir kadın anne olduğu için üretimdne çekilmemiştir. Ne yazık ki modern dünya genel olarak insanları, özel olarak da kadın ve çocukları 4 duvarın arasına hapsediyor. Kadına çocuğu ile birlikte çalışma, erkeğe de çocukalrına vakit ayırabilmesi için esnek çalışma saatleri sunma imkanını düşünmüyor bile.

Ben her kadının çalışmasından yanayım. Benim annem de çalışıyordu, ben de çalışıyordum. Ama annemin de çalışma saatleri esnekti, benim de öyle. Ayni şekilde eşimin de fazla mesaiye kalmasını, haftasonları çalışmasını kesinlikle istemiyorum.

Ne yazık ki işçilerin yıllarca zorlayarak elde ettikleri günde 8 saat çalışma prensibi uygulamada yıkıldı. İnsanlar sabah 9 akşam en erken 6 arası çalışmak zorunda kalıyorlar. 11'e kadar mesai yapmalar, haftasonları çalışmalar olağan hale geldi. Böyle bir tempoda çalışmayı ne kadın ne de erkek için tavsiye edemem elbette. Ama daha insani koşullarda olmak şartıyla cinsiyet ayrımı olmadan her insan evladı üretime katılmalıdır. Evde elişi üretmek insanlığa katkısı olmadığı sürece ancak kişisel rahatlama sağlamaya yarar benim açımdan.

Benim bir kızım var. Ben de her anne gibi hayaller kuruyorum. Kızımı cumhurbaşkanı olarak görmek istiyorum. Madam Curie gibi bir bilim kadını olmasını arzuluyorum. Nasuh Mahruki gibi everest'e tırmansın istiyorum. Yarın öbür gün bana "Ben çocuk doğurup ömrümü çocuğumun yanıbaşında geçirmeye karar verdim" derse, eşşek sudan gelinceye kadar dayak yer. Bunu da tarihe not düşmüş olayım :)



kedidirkedi

Çokbilmiş senin gibi bir annesi olan insanlar böyle bir şeyi içten içe arzu etse bile sırf annem babam ne der, onlar beni bosuna mı okuttu bunca sene deyip ikilemde kalabiliyorlar. Ben kızım için ortalama ve gerektiğinde evladı için terkedebilecegi bir kariyer ve mutlu bir aile hayal ediyorum. Kızımın çok önemli görevlerde olmasını istemem. Çünkü önemli görevlerde olan kadınların aileleri hep sorunlu oluyor, mutlulugu ve dengeyi yakalayabilenler istisnadır. Kadın kadınlıgı, anneliği ve görevi arasında hep çıkmaza giriyor. Kocasından daha önde olan ya da daha cok kazanan kadın evliliğinde huzuru bulamıyor. Çünkü erkeğin kendini yetersiz hissetmesine sebep oluyor. Ben bu konuya geleneksel yaklaşanlardanım. Erkek kadını her zaman kapsamalıdır diyorum.

 

Bu arada tabi ki bence de her kadın okumalı ve kendi ayakları üzerinde durmasını bilmeli. İnsani koşullar altında meslegini icra da edebilir ama bu koşullar ülkemizde genele vurursak saglanamadıgı için kadının ve özellikle de bir annenin bu kosullar altında calışmasını dogru bulmuyorum.


mona_roza

kedidirkedi +100000


Banshee

görüş belirten herkese çok teşekkür ederim,çoğu noktada benim tespit ettiğim taraftan bakıyor herkes olaya ...

@kedidirkedi : Eşimin hoşnutsuzluğu asla maddi kökenli ya da çalışmam ile ilgili değil.O benim hem çalşmak isteyip hem de hastalıklı bir şekilde çocuğumdan ayrılamadığım için kendimi 4 duvar ardına hapsetmeme üzülüyor tabii ardından onun kararsızlıklarımla başının etini yemem de cabası...

Anne olmak benim için sadece işimden istifa etmek olmadı,bu statüyü edinmek beni insanlık,kadınlık,sosyallik adına her ne varsa hepsinden istifa ettirdi,yanlış anlaşılmasın bu gönüllü ve seve isteye yapılmış bir tercihti,kızımı çoook seviyorum ve bu yaşına dek her anını 24 saat yaşayıp şahit olduğum için kendimi çok şanslı sayıyorum.

Ama!

Ama sı var işte...Beni dünyada kızımın varlığından başka mutlu edecek şeyler olması gerekmez mi hayatımda?? Mutlu anne = mutlu çocuk değil midir? Bunları ezbere biliyor olmama rağmen "kendim için" birşey yapmak istediğim zaman(bu çalışmaya dönmek de olabilir arkadaşımla kahve içmek de olabilir) kızımdan ayrılmanın vicdan azabıyla kıvranıyorum??

Benim esas derdim bu arkadaşlarım,para pul değil,eşimin hoşnutsuzuğu da değil,varsın kuaföre,alışveriş merkezine de gitmeyeyim noolur ki??? Herşey evlatlarımız için nasılsa...Ama ben benlikten çıktım,kendine güveni dibe vurmuş bir kadın oldum,bir arkadaşımız yazmış kendine güvenmek,kendine bakmak sadece çalışmakla olmaz...doğru! ben buna şuan oturduğum yerden başlayamıyorum ama zira klozet ovarken yüzümde makyaj olması benim için pek de anlamlı olmuyor :)))

Sanırım farklı iş kollarında iş bakabilirim bu doğru! Güvenilir bir kreş de bulabilirim! Bu da mantıklı! Ama hepsinden önce kızımın ayakları üzrinde duran sağllıklı bir birey olarak yetişmesi için kendimi toplamam lazım :(((


kedidirkedi

Ben de eski ben değilim artık ama eski ben olmam da bir garip olurdu bence. Önceliklerim değişti çünkü. Yani tabi ki arkadaslarımla bulusup kahve içmek istiyorum ama kızımı anneannesine ya da babannesine bırakıp gitmek istemiyorum. Çünkü bakım konusunda değil belki ama avutma/oyalama konusunda yeterince güvenemiyorum. Ben arkadaslarımla kahve içecegim diye de kızımın orada kötü hissetmesine vicdanım el vermiyor. Hele ki güven duygusu acısından önemli 0-3 yas döneminde. Babasına bırakıp gitsem içim rahat eder ama mesela. Çünkü biliyorum ki kızım da babasıyla iyi vakit geçirecek. Diğer yandan bir hafta sonu kızımı babasıyla bırakıp arkadaslarımla bulusabilirim ki hafta sonları baba- kız günü onların, mesela AVM ye gidince ben yalnız onlar ikisi geziyorlar, arada bulusup yemek yiyiyoruz falan ama ben ailece bir şeyler yapmayı arkadaslarımla bulusmaya tercih eder oldum. Kuaföre gitmiyorum örnegin çok gerekli bir durum yoksa. Kızımı da götürsem orada ilgilenir heralde birileri ama ben sacımı yaptıracagım diye orada kimyasal kokularına, fön gürültüsüne hatta sigara dumanına niye maruz bırakayım kızımı, varsın sacım fönsüz gezeyim. Makyaj da yapmıyorum mesela eskisi gibi, bundan da gocunmuyorum. Eşimle sinemaya gitmek için geçen yıl kızımı bırakmıstık mesela anneannesine ama ikimiz de kızımızdan bahsedip durduk. Diyorum ya öncelikler değişti, hiç bir şey eskisi gibi olmayacak, varsın olmasın, ben anne kedidirkediyi de seviyorum. Öncelikle durumu kabullenip şimdiki halinizle barısmalısınız belki de. Eskiye dönme cabasından vazgeçmeli, yeni halinizle nasıl ve nelerle mutlu olabilirim diye düşünmelisiniz.


CokBilmis

Bence siz hemen ikinciyi doğurun arkadaşlar. Ben bir tek çocuğum ve annenin hayatını çocuğuna bağlamasının çocuk için ne kadar bunaltıcı olduğunu çooooook iyi bilirim. Çocuklarınıza yazık ya bir kere. Bakalım istiyor mu o çocuk bütün gün sizinle olmayı. Anneannesine güvenmiyorsun belki ama pekçoğumuzun en güzel çocukluk anıları nine ve dedelerimizle ilgilidir.

Misal benim kızım bugün ben tuvaletteyken anneme "Anne çiş yapsın evde kalsın, biz seninle parka gidelim" dedi ve çıktı gitti. Üstelik bir önceki gün de işten sonra eşimle ocakbaşına gittiğimizden akşam eve o yattıktan sonra dönmüştüm (amma da ayrıntı verdim :)). Demek ki çocuk tüm gün benimle olmak istemiyor. Ancak öğlen uykusundan sonra saat 5 gibi "Annem gelsin" dedi. O sırada gene dışarı çıkmak üzereydiler. Kapıdna çıkınca oyuna dalmış, unutmuş.

Siz çocuklarınıza çok bağlı olabilirsiniz ama onların size o kadar da fazla ihtiyaçları olduğu bence sizin kendi yanılsamanız.

@ kedidirkedi: Ben hukukçuyum, mutlu ailesi olan ev kadınlarını çok gördüm. Adam 20 yıllık evlilikten sonra andropoza girip genç bir sevgili bulunca ortada kalıveriyorlar. Kimse kimseye "Ben andropoza girmeyeceğim" diye söz veremez. Bir de tabii eşi vefaat edip ana baba maaşına kalanlar var ki o konuya hiç girmeyeyim. Okumuş olsa ne olur? 20 yıldır evde oturan, 40-50 yaşında kadına kim iş verir?
Evlerden ırak olsun ama ben yaş tahtaya basmam. Bugün eşim vefat ederse ben kızıma da kendime de, ileride olursa kızımın kardeşine de tek başıma bakarım. Eşimden fazla kazandığım dönemler de oldu. İleride de olacak umarım. Hiçbir zaman kimse kimseye karşı ezilmedi. Bilakis eşim çok gururludur "Eğer bana bir şey olursa bir daha evlenme, kızıma kendin bak, üvey baba eline baktırma" der. Zaten de öyle olacağını bilir.

Mutlu bir ailenin içinde zor durumları düşünmek istemez kimse ama hayat acımasız olabiliyor.



Cevaplamak için Üye ol