Klasik masal kitabi

mamakurt soruyor: 2

2.5 yasindaki oglumun sevecegi, guzel bir Turkce ile yazilmis, klasik masallar kitabi tavsiye edebilir misiniz? Kirmizi baslikli kiz, Karga ile Tilki vesaire gibi...
Babaannesi ile birlikte oturup okuyacaklar :-)


12 Cevap


japonumtrak

Herkese merhaba,
Bir süre önce bize bu soruyu soran bir okurumuz için biraz araştırma yapmıştım. Göz attığım kitaplardan ikisi ilgimi çekti: "Evimizin Masal Kitabı" Optimist Yayınlarından çıkmış. Edmond Jacoby derlemiş, Renate Seelig resimlemiş. Masallar arasında bildik, klasik (kırmızı Başlıklı Kız gibi) masallar da var benim bilmediğim masallar da. Anladığım kadarıyla hiçbiri "çağdaş" masal değil. Kitabın resimleri çok çekici geldi bana. Ortaçağ Batı minyatürleri havasında resimler var kitapta. Fakat kitabı okuyacak kadar çok zamanım olmadı henüz.
İkinci kitap Remzi Kitabevi'nden çıkmış. "Evvel Zaman İçinde" Tarık Demirkan tarafından derlenmiş ve cevrilmiş masallardan oluşuyor. Resimler Feridun Oral tarafından yapılmış. Bu kitapta da klasik masallar (Pamuk Prenses) var ama bunun yanında Tolstoy, Wilde, Nazım Hikmet gibi yazarların masalları da var. Resimleri de güzel.
Bence küçük yaştaki çocuklar için günümüzde yazılmış masallar daha uygun. Klasik masalları çocuğun daha ileri yaşlarına saklayabiliriz. Tostoraman'ın Kırmızı Başlıklı kızdan daha eğlenceli ve barışçıl olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz sanırım.
Klasik masal konusu bizim (Bir Dolap Kitap yazarlarının) kafamızı kurcalayan bir konu. Bunları çocuklara okumalı mı, okumamalı mı; okumalıysa nasıl okumalı? Araştırmamıza neden olan okurumuza verdiğim yanıtı işe yaramasını umarak buraya kopyalıyorum:

Klasik masallar konusunda benim gördüğüm ilk sorun yayıncıların kolaycı ve satışa dönük tutumları. Bununla ilgili vereceğim örnek çok da eski olmayan bir kitap: Kipling'in "Cengel Kitabı". (Kipling hakkında şu linkte bilgi bulabilirsiniz: http://tr.wikipedia.org/wiki/Rudyard_Kipling ) Cengel Kitabı, bir biçimde ormana düşen ve orman hayvanları tarafından yetiştirilen bir çocuğun öyküsünü anlatır. Bu elbette Walt Disney filmleri için biçilmiş kaftandır. O güzelim kitap film endüstrisinin içinde yeniden biçimlendirilir ve çeşitli yan ürünlerle birlikte tekrar sunulur. Bu yan ürünler içinde en korkunç olanı Walt Disney kitapları arasında çıkan ve Türkçe baskısı Doğan Kitap tarafından yapılan "Orman Çocuğu" adlı kitaptır. O kitabı alıp okuyan kişi bırakın özgün halinin tadını almayı, öykünün bütünlüğünü bile kavrayamaz. Fakat gösterişli kapağı (gümüş yaldızlı), Walt Disney resimleri kitabı sattırır.

Klasik masallarla ilgili asıl mesele ise, bana göre, bunların bağlamından koparılmış anlatılar olması. Bu masallar bugün içinde yaşadığımız toplumlardan çok farklı toplumlar içinde doğdular. Masalların, içinde doğdukları toplumun görüşlerine, kurallarına ve ihtiyaçlarına göre biçimlendiğini biliyoruz. Yetmezmiş gibi, doğdukları zamanlarda bu masallar "çocuklar" için değil herkes için, hatta özellikle yetişkinler için anlatılıyordu (kimi masalların erotik ihtiyaçları da karşılamak için anlatıldığı biliniyor, örneğin Bin Bir Gece Masalları gibi). Bugünkü "çocuk" kavramımızın karşılığı o zamanlarda çok farklıydı. Masallar anlatıldıkları süre boyunca yeniden ve yeniden biçimlendirilseler bile bir noktada artık işlevlerini yitirebiliyorlar. Buna bir de masalı tekrar anlatanın örneğin sırf çocukar için eğlendirici olsun diye yaptığı sadeleştirmeleri ve eklemeleri katın... ortaya çıkan kavranması iyice güç bir anlatı oluyor doğal olarak.
Aslında masallar, mitoloji de diyebiliriz, çoklukla hepimizi ilgilendiren mesajlar içerirler. İnsanın var olduğu günden bugüne zihninin kuytu yerlerindeki korkularına, endişelerine, yaşamı anlamlandırma çabalarına seslenirler. Bu konuda çalışma yapmış önemli bilim adamları arasında Heinrich Zimmer ve Joseph Campbell'i sayabilirim. Onların çalışmaları gösteriyor ki, hangi kültürden çıkarsa çıksın masallar insan türünün ortak bilinçdışını temsil ediyor. Masalların dünyada dolanma nedeni bu işte. Ama "endüstri" birçok şeyi bozduğu gibi onaları da bozabiliyor. Fakat korunmuş, az bozulmuş masallar da yok değil. Biz Bir Dolap Kİtap sayfalarında bunlardan ikisini büyük bir keyifle ele aldık: "Canını En Çok Ne Yakar" ve "Kahraman" adlı kitaplar hakkındaki yazılarımıza bir göz atın isterseniz. Size linklerini de vereyim:
"Canını En Çok Ne yakar": http://www.birdolapkitap.com/2010/03/04/canini-en-cok-ne-yakar/
"Kahraman": http://www.birdolapkitap.com/2010/06/10/ebeveyn-umdugunu-degil-buldugunu-sever/
Bu anlatılardaki şiddet öğeleri bize aşırı gelebiliyor gerçekten de. Bence bunun nedeni anlatıldıkları dönem ve kültürlerdeki yaşam biçimini, onların doğrudanlığını kavrayamıyor oluşumuz. Çünkü biz topluca bir "güvenlik simülasyonu/aldatmacası" içinde yaşıyoruz. Bunu görmek için sadece alış veriş merkezlerinin girişindeki hemen hiçbir işe yaramayan güvenlik kontrollerine bakmak yeterli. Bana göre bizim zamanımız çok daha fazla şiddet içeriyor. Balkonunuzda bile bir maganda kurşunuyla vurulabiliyorsunuz. Üstelik bu durumu engellemekle görevli olan devletin meclisi her vatandaşa "kendini korusun" diye üçünü evde bulundurabileceği, ikisini üstünde taşıyabileceği 5 (beş!) ruhsatlı silah sahibi olma hakkını verdi bir iki ay önce!
Bu masalları okumalı mı okumamamlı mı? Yazılı her şeyi okumalı ama olduğu gibi, verildiği gibi değil. Klasik masalların bir de satışa dönülk versiyonlarındaki "prens-prenses" vurgusunu kırarak okumalı bence, biraz daha günümüze uydurarak okumalı, masallardaki beğenmediğiniz yerleri değiştirip dönüştürerek okumalı... İtiraf etmem gerekirse ben masallardan yetişkin olduktan sonra keyif almaya başladım.


Damla

Çok teşekkürler, linklere ve kitaplara bakacağım en kısa sürede.

Bizim şu ana kadar masallardan bilinçli olarak sakındık. Önce hayali öğeler çok fazla olduğu için, sonra bunları hayali öğeler içeren kitaplar okumaya başladıktan sonra bile korkutucu öğeler içerdikleri için. Artık zamanı geldi gibi geliyor.

Hem hayali öğeleri, hem de korkutucu öğeleri masallar aracılığıyla hayatında arttırmaya çalışıyoruz. Çok izole yaşıyoruz, TV yok, haber izlemiyor, bizim tanıdığımız kişilerle görüşüyor sadece. Bisikleti çalındı, hırsız kavramını açıklamak çok zor oldu. Bir arkadaşından televizyonda izlediği bir haberdeki kötü bir şeyi duyuyor, bunu vurgusuz anlamını kavrayamamış  bir şekilde anlatıyor. Bir animasyon filmindeki kötü karakterlerin kötü olduklarını bir türlü kabul edemiyor, bazen kapattırıyor. Gerçek hayatta kötülüklerle daha sık karşılaşmaya başlamadan önce masallarda bu karakterleri, kötü durumları öğrenmesi iyi olur diye düşünüyorum. Çünkü artık yaş itibari ile bunun masal olduğunu ayırt edebiliyor, ve kitaplardan filmlerde izledikleri kadar yoğun etkilenmiyor. Hayalet, canavar, karanlık, vs gibi gerçek dışı şeylerden etkilenmiyor. Hem de kitapta bir yeri kafasında oturtmak istediğinde o sayfada istediği kadar durabiliyoruz. Filmde böyle bir şansımız olmuyor. Çok etkilenmeden bunları tanır ve hayatta yeri geldiğinde de beyninde bir referans olur, "hmm, kötü işler olabiliyordu, bu durumda o kötülüklere örnek olabilir, dur bir dikkat edelim biz yine" gibi. Klasik masallar olmadan kendi bildiğimiz, ya da uydurduğumuz hikayelerde ejderhalar gibi konulara ufaktan giriş yapmaya başladık aslında. Şimdilik asayiş berkemal görünüyor.

Düzgün görünen bir tanesinden bir masal okudum, Remzi'ninki miydi, YKY'ninki miydi emin olamadım şimdi. Bazı yerlerde dil özel olarak korkutucu, heyecan verici hale getirilmişti, güzel kitaptı ama Ilgaz'ın boylara biraz sert gelebilir diye düşünüyorum. Zaten resim de çok azdı içinde, tahminen daha büyük çocuklar için hazırlanmıştı. Bir kademe daha az korkutucu olanını arıyorum, varsa tabi :)

Bir de dile çok ilgisi var. Masalların daha edebi, hoş bir dili oluyor. Normalde okuduklarımızdan  farklı. Bunları dinlemekten keyif alacağını düşünüyorum.




Cevaplamak için Üye ol