annelik bana göre değilmiş sanırım:-(

lopikcim soruyor: 10

:-(( endişelnmekten , üzülmekten, koşturmaktan , uykusuzluktan yoruldum artık..Telaş ve kaygı içindeyim sürekli..Acaba yemeğini yedi mi? Acaba gündüz uykusunu yeterince yaptı mı? Acaba kaksını rahat yapabildi mi? İş yerimde sürekli anne ve bebek platformlarını takip edip neyi nasıl en iyi şekilde yapabilirim , en iyi dr u nasıl bulabilirim nasıl daha iyi anne olabilirim uğraşı içindeyim, öğlen 5 dk da iş yerimde yemek yeyip ( boğazıma dizilerek, eyvah çok mu geç kaldım????)eve koşturuyorum ki ablam da 2 dk nefes alsın ve kızım beni çok özlemesin diye, bu arada yemeğini veriyorum...akşam 4, 30 da işten koşup her gün migros a gidip ( ne bitmez ihtiyaçları oluyormuş evin!!!!) alışveriş yapıyorum, sonra yemek derdi ( Tabi ki Beste uyuyorsa)...Beste uyandığında da meyvesini vs yedirmek, oyunlar oynamakla akşam yemeğini zor ediyoruz( bazen ne oynayacağımızı da bulamıyorum artık, oyuncakçılardan çıkmıyorum acaba onu geliştirecek ne bulabilirim diye, migrosta bile hergün muhakkak oyuncak ve kitap reyonuna uğrarım)..akşam yemek bana haram, çünkü mama sandalyesinde yarım saatten fazla duramaz kızım, sonrası ise elimden tutarak evi turlamak, bir kaç lokma yedim yedim sonra ne iştah ne birşey:-(((45 kiloyum haliyle...Ş;İmdi de dünden beri soğuk algınlığıyla boğuşuyoruz, nefes alamadığı için uyuyamıyor gece, serum fizyolojik spreyi kullandırmuıyor uyku sersemi:-((( ANNELİK bana göre değilmiş sanırım, bu kadar endişeyle ne kadar daha dayanabilirim bilmiyorum..ben mi çok takıyorum yoksa annelik özünde böyle midir hep????:-(((((


26 Cevap


sudecigdem

lopikcim senin yazdıklarını okurken kendimi gördüm, ama bu yaşadıkların çok normal, bu endişelerin hepsi bende de var,acaba daha nasıl iyi anne olabilirim, çocuğuma hangi oyuncak, en iyi beslenme düzeni, uyku,doktor,kitap vs... hepsi gün içinde tekrar tekrar düşündüğüm şeyler, özellikle çalışırken anne olmak ne yazık ki daha zor, çünkü kısıtlı zaman, eve akşam koşturarak gidip yemek yapmak, sonra çocuğu doyurmak, sonra toplamak derken, sadece oyun için yarım saat veya 1 saat kalıyor ve bu arada çok yorgun oluyoruz haliyle, sonra uykuya geçiş vs. çok zorlandığım, çıldırma noktasına geldiğim oluyor benim de, eşimle sürekli huzursuzluk yaşıyoruz,çünkü ben hep şikayet ediyorum bu halimden, vaktin yetmemesinden kızımla yeterli derecede ilgilenememekten, bu arada gün içinde çalışırken hep aklım onda, hiç bir işe konsantre olamıyorum tam olarak, acaba ne yedi, acaba uyuyabildi mi, acaba dışarıya çıktıysa, bir problem oldu mu, üşüdü mü, düştü mü vs vs. bazen çılgınca  şeyler geçiyo aklımdan :) yani kısacası bu yaşadıklarımız hemen hemen aynı, fazla düşünme desem de yapamazsın, annesin ve çocuğuna faydalı bir anne olmaya çalışıyorsun, allah hepimize yardımcı olsun çocuklarımızı yetiştirirken...


Fundaaa

bence okadar iyi bir annesinki bu yazdıkların onu gösteriyo,sürekli çocuğu için araştıran,onun için hep daha iyisini isteyen biri asla kötü anne olamaz :) :) İyiki sen annesin çünkü gelecek için sağlıklı çocuk yetiştiriyosun


dennis

taburcu,+1000000000000000


jildando

bu kadar paralamayın gerçekten kendinizi.

Mutlu anne= mutlu bebek formülünü aklınızdan çıkarmayın. Sürekli stres yapıp kendinizi gererseniz inanın tüm vaktinizi onunla geçirsenizde mutsuz olur yavrucak.

13 ay zor bir ay donemidir. Yurumeye başlar, ama duser ve size ihtiyac duyar, yemek deseniz ayrı bir dert, kendini ifade etmek ister ama daha konuşmayı çözemediğinden anlatamaz istediğini ona sinirlenir vs.

Bu dönemde bu kadar bunalmış olmanız normal, 2 kucuk cocuk annesi olarak size verebileceğim en onemli tavsiye su an için sıkın dişinizi bu bolum gececek:) baska bolumler gelecek o ayrı tabi:)
hersey den once surekli arastırmaktan vazgecin, bilgi kalabalığıda sizde stres yaratıyordur eminim. Baska annelerin yaptıklarını, önerilenleri okuyup ben niye yapamıyorum hayıflanmasına girersiniz.
Kendinizi oldugunuz gibi kabul edin. Belki oyun oynamayı sevmeyen birisinizdir, sizde bol bol kitap okursunuz. Ya da oyuncaklarla değil daha çok boğusarak oynamayı seviyorsunuzdur. Sonucta siz busunuz ve kendinizi degistirmeniz gerekmiyor.

Evhamlıda olmayın, çocuklar düşe kalka büyür, canları acır ağlarlar, sağlıklı bir çocuğunuz varsa ve guvenli bir eviniz de varsa, heleki bir de bakan kişi ablanız gibi anne yarısı bir teyzeyse hiç birşey olmaz bebeğinize.

Cok değil yakın zamanda koşmaya, konuşmaya başlayacak bu bölümleri hatırlamayacaksınız bile. Daha buyudugunde dusecek o sırada ağlayacak ama sonra okula gidip bak yarama deyip gururla nasıl dustugunu arkadaslarına anlatacak( en azından benim kızım su an oyle yapıyor)
Aksam oturun salona bırakın kendi oynasın oyuncakları ile sizde etrafında olun, yaptıklarına tepki verin yeter.

Bebeklik donemi zorlu oldugu kadar kısa ve değerli bir donemdir. Bir daha bu yasa gelmeyecek, paytak paytak yurumeyecek. Birsey soyluyorum diye anlamsızca kelimeler uretmeyecek, kucağınıza bu kadar gelmeyecek. Bu donemin tadını cıkarmaya calışın.

Benim kızım cok erken yaslardan beri çok duzgun konuşuyor, bir tek çikolatayı yanlış soyluyordu. Eşimle tam bunu konusurken bir de baktık dogru soylemeye basladı. İnanın cok uzulduk ikimizde, o yanlış kelimesini o kadar tatlı soyluyorduki bir daha duyamayacak olmak çok kotu hissettirdi bize kendimizi.
Daha bunun gibi kaybolmuş bir suru anı anlatabilirim size.


lopikcim

hduran 'bu bölüm geçecek başka bölüm gelecek' dediniz ya bittim ben:-))) Mutlu anne-mutlu bebek formülünü uygulamaya çalışacağım, en itici kuvvet bu olacak sanırım.. teşekkürler




lopikcim

turkuaz siz bu eğitim programına( sinem hanımın) ya da sedef hanımın seminerlerinden birine katıldınız mı? ya da çıtır çıtır felsefe kitapları serisinden herhangi birini okudunuz mu? varsa tecrübeniz paylaşır mısınız?


selencem

lopikcim, bir çok insan yaşadıklarının normal anne sendromu olduğundan bahsedebilir. ben de bir dönem böyleydim, sonunda bir psikiyatriste gittim. hem ilaç kullandım hem de onunla terapi yaptık 3-4 seans. bana çok faydası oldu, sen de düşünebilirsin bunu. Benim çocuk bakımı ile ilgili kişisel düşüncem ise iyi anne seven annedir kadar basit. mutlu anne, mutlu bebek gibi yani. ayrıca kendime hata yapma payı da bırakıyorum artık. yardım istemeye çalışıyorum gerektikçe. bir de eeeeen içimdeki sesi dinleyip huzur buluyorum.


SelmaOnurEmre

Lopikcim diğer arkadaşlar da yazmış, ben de aynen senin gibiydim. Ama ilginç bir şekilde geçen ay okuduğum bir yazıyla ne kadar abarttığımı, her konuda olduğu gibi abartmanın sakıncalı olduğunu gördüm. Sonra çevremdeki arkadaşlarımı gözden geçirdim ve gördüm kü rahat annelerin çocukları da çok rahat büyüyor. Üstelik zekalarında da bir fark yok. Siz çocuğunuzu bol bol sevin, fırsat buldukça dışarı çıkın. Yemek konusunda ağlasa da görmezden gelin ve yemek bitene kadar mama sandalyesinden inmesine izin vermeyin. Önüne oyalanacağı yiyecekler koyabilirsiniz mesela. İnanın bir müddet sonra kararlı olursanız alışıyorlar. ben yaptım oldu :)) Kuralları siz koyun ona uymak kalsın. Gerçekten zamanla yoluna giriyor herşey. En zor zamanı şimdi bence. Aralarında sadece 4 ay var ama ben çok rahatladım bu ara. Biraz sabır...

Okumak isterseniz yukarıda bahsettiğim yazıyı da kopyalıyorum. Sevgiler...

Türkiye'nin suda doğumla dünyaya gelen ilk bebeği Zirve Doruk Kesican, Türkiye'nin modern usüllere göre yetiştirilen ilk çocuğu... Daha annesinin karnındayken klasik müzik dinletilerek hayata hazırlanan Zirve Doruk, 1985 yılının haziran ayında Türkiye'de bir ilki gerçekleştiren annesi

Ebru hanım tarafından suda dünyaya getirildi. Çocuklarının gelişimine verdikleri önemi Oğlumuzun içine doğduğu evrene saygılı, özgüvenli ve bizim başaramadıklarımızı erçekleştirebilecek bir çocuk olması için her şeyi yaptık" sözleriyle özetleyen anne Ebru Kesican, biricik yavruları Zirve Doruk hakkında şu bilgileri verdi:

"Eşim ve ben, Zirve Doruk için o zamanın en modern usulleri neyse hepsini birer birer uyguladık inanın. Oturmasını, kalkmasını, tuvalet adabını, kaç yaşında hangi arkadaşları ile ne oynayacağını falan hepsini kitabına uygun yaptık. Koca insanlarız, şu yaşa kadar daha bir kere psikoloğa gitmedik; Zirve Doruk belki 2 yaş sendromuna girer diye pedagog'a koştuk zamanında. Henüz 5 yaşında baleye başladı, sonra piyanoya yazdırdık, ilkokuldayken tenis oynardı, satranç deseniz o da var, yemedik içmedik özel okullara da gönderdik ama gelin görün ki yaş biraz ilerledikçe bizim oğlanın da diğerlerinden pek bi farkı kalmadı. O kadar tenis dersi alan çocuk yine halı saha maçına gitti, yine bütün gün oturup televizyon izledi. İşte şimdi de bankacı oluyor... Tamam oğlumuzdur, bir yaramazlığını da görmedik çok şükür ama suda dünyaya gelen bir çocuğun, şimdi elinde iddaa kuponlarıyla gezip, bankacılık sınavlarına hazırlanması da ağrıma gidiyor açıkçası."

"Çocuk maalesef kendini amorti etmedi" Sözlerine oğlunun hiç değilse it kopuk serseri olmadığı için memnun olduğunu söyleyerek başlayan baba Serhat Kesican ise yine de yaptıkları yatırımların çok da karşılığını alamadıklarını itiraf etti. Kendisinin de bir devlet bankasından emekli olduğunu dile getiren baba Kesican, "Zirve Doruk ne olursa olsun bizim canımız ama yine de bir kendi çocukluğuma bakıyorum, bir bizim Zirve Doruk'un çocukluğa bakıyorum, aklım almıyor...
Ben köy yerinde, saldım çayıra mevlam kayıra anlayışıyla yetişip bankacı oldum, bizim oğlan aman hangi yaşta hangi oyun kişisel gelişimine katkıda bulunacak, aman organik gıdalarla beslensin falan derken yine sonunda benimle aynı noktaya vardı. Kabaca bir hesap yaptım, bankadan emekli olana kadar kazanacağı parayla bu yaşa gelene kadar onun için yaptığımız masrafı ucu ucuna ancak çıkartabiliyor. Neyse, canı sağolsun tabii. Evlattır neticede..." diyerek, yaşadığı hayal kırıklığını gözler önüne serdi.

"Bazı şeyler zorla olmuyor"

anne ve babasının açıklamalarının ardından söz alan Zirve Doruk Kesican ise bazı şeylerin de fıtrat meselesini olduğunu ve ailesinin daha en başta klasik müzikle olsun, suda doğumla olsun beklentileri gereksiz yere yükselttiğini belirtti. Sadece isminin ağırlığının bile kendisi için yük
olduğunu vurgulayan Zirve Doruk Kesican, "Valla benim kimseden baleydi, gitar kursuydu bilmmneydi gibi bir talebim olmadı. Zaten sonra arkadaşlar arasında da epey zorluk yaşadım, sıkıntılar oldu. Baleyi filan zaten kimseye anlatamazsın da, suda doğum hikayesi yüzünden bile lise bitene kadar lakabım lepistes olarak kaldı. Sağolsunlar uğraşmışlar etmişler ama keşke hiç girmeselerdi böyle işlere" dedi.

Hayatının bundan sonraki dönemi için sınavları geçebilirse bankacı olmak ve Fizik öğretmeni olarak atama bekleyen kız arkadaşıyla evlenip birlikte 10 sene ev kredisi ödemek gibi planları olduğunu belirten Zirve Doruk Kesican, açıklamalarına şöyle son verdi: "Bizden geçti artık ama çocuk sahibi olunca yine elimiz mahkum deniycez bu klasik müziğiydi, suda doğumuydu, zeka geliştiren oyuncaklarıydı falan. Bu şekilde 3-5 jenerasyon sonra belki aileden dahi bir bilimadamı ya da bir gol kralı falan çıkarabilirsek ne mutlu bize..."


selencem

Bu bir zaytung haberi, zaytung da böyle şaka haberler yapan bir site :) ama doğru, abartmamak gerek... mama sandalyesinde oğlum-1 ben-0 :) yemeğe orada başlıyoruz ama kahvaltı ve akşam muhallebisi yerde devam ediyor. ben kasmıyorum, sevmiyor oturmayı zorla mı alla allaaaa :) bu kafadayım ve rahatım :)



Cevaplamak için Üye ol