2 yaş sendromu

yasminada soruyor: 10

eminim çok başlık açılmıştır o kadar yoruyor ki beni arayıp bulmaya bile halim yok.ağlamalar istemiyorumlar havada uçuşuyor.nisan doğumlu kızım 2 yaşına girecek.son bir haftadır coştuk.yorgunum.iyi tarafını düşünmekten de yoruldum.2 yaş sorunlarının aslında anne baba hatalarından kaynaklandığına dair bir şey okumuştum .listemde 2 yaş civarı bunu yaşayan çözüm üretememiş annelerle bugün konuştuk sanırım çoğumuz yılgınız.örselemeden ve örselenmeden nasıl aşabiliriz ?
herkese cevabı için teşekkür ederim


32 Cevap


yasminada

anladım tşekkürler.


river

biz de nisan doğumluyuz.aynı şeyleri yaşıyoruz inatlaşmalar,inatlaşmalar...uyku,yemek,oyun her her konuda..kendimi sıkmaktan inanın boynum kasılıyor son zamanlarda..ağrı çekiyorum,gergin gergin dolanıyorum ortalıkta..biliyorum geçici bi süreç fakat çok çok zor.ben de cevapları takipteyim..


SelmaOnurEmre

Bizim 2 yas sendromumuz da baslarda aynen anlattiginiz gibiydi. Ta ki sevgili Iraz Torosun 2 yas sendromu seminerine katilana kadar. Cok faydasini gordum. Seminer notlari bilgisayarimda kayitli dilerseniz ozelden mailinizi yazin gondereyim. Ve isteyen herkese tabii. Ozetle sunu soyleyim bizde rn cok "hayir"i hayatimizdan cikarmak ise yaradi. Iraz Hanim dedi ki bu yasta guvenliigi disinda hayir yok. zaten hayirlarin %90i kendi rahatiniz icin. Misal suyla oynamak istiyor siz de etraf islanacak silmek lazim ustunu degistirmek lazim vs diye hayir diyorsunuz ama burda cocugun belki yeni bir kesif yapmasina engel oluyorsunuz. Ustelik catismaya giriyor inatlasiyorsunuz. Bu cercevede dusunmek her adimda kar zarar hesabi yapmak lazim. Umarim bizimki kadar kolay atlatirsiniz. Bircok kaynakta cocugu terbiye etmek icin dogru yasin 3 oldugu oncesini ise inatlasmadan olabildigince az krizle atlatmanin en ideali oldugu soyleniyor. Kesinlikle katiliyorum.


ipekkusgoz

Ben sabah 6:30 civarı gördüm sorunuzu ama işe gitmek için hazırlanıyor olduğum için sonraya bıraktım. Çünkü geçtiğimiz pazar günü katıldığım seminerden bahsedeceğim için uzun sürecekti biraz.Şimdi onu yazmak için geldiğimde ülkeryildizinin aynı seminerden bahsetmiş olduğunu gördüm.
Bizde şu an çok bariz izler görülmese de ufak ufak denemeler oluyor.Ama özetle aslında onların her 'hayır'ları 'hayır' demek değil. Bazen içlerindeki birikimleri ya da can sıkıntıları birikip hayır demeye dönüşüyor. Çünkü tam da artık özgürlüklerini ilan ettikleri bir zamandalar.Ama dil gelişimleri tamamlanamadığı için siz onu parka götürmek için 'hadi' dediğinizde aslında o anda oynadığı oyunu bırakmak istemediği için bir 'hayıııırrr' patlatıyor size. Aslında 'ben şu an bu oyuna devam etmek istiyorum ve parka gitmek istemiyorum' demek istiyor. Siz de o biraz hava alsın diye parka gitmek istemiş olsanız bile evde kalıp onun oyununa devam etme isteğine saygı göstermek durumundasınız. En zor durumlarda ona duygularını yansıtmak işe yarıyor.Çünkü dile getiremediği duygularını annesinden duymak 'annem beni anlıyor' u hissettiriyor onlara ve rahatlıyorlar.
Bir de tabii ki klasik 2 yaş sendromu çocukların mı ebeveynlerin mi sendromu diye de can alıcı bir soru soruyla başlıyor seminer:))


mimicha

Suan oglum 30 aylik bizdede 19 . ayinda basladi 2 yas sendromu sinyallerini vermeye.. bir donem bende kafayi yiyecektim nerdeyse ..

Ama inanin ne kadar az abartirsaniz bu donemi kafanizda, herseyin ustesinden cok daha kolay geliyorsunuz ..

Hele 24. Aydan sonra dilleri birazcozulmeye baslayinca cok daha kolay oluyor ..



nilsafak

Şimdi kahvaltı hazırlamam gerek ama bu soruya benimde yazacagım bişiler var:/


psychomom

 Kızım neredeyse 30 aylık olucak,23 ayllıkken kreşe başladı yarım gün,tam o sıralar evde sıkılmaya,inatlaşmaya,enerjısını deli gibi oynamasına rağmen atamamaya başlamıştı.Bence çocukla ınatlaşmamak,onun rahat bi şekılde kendını ıfade edebılmesıne olanak tanımak,en önemlısı kendı  yaşıtlarıyla takılmasını sağlamak lazım.Tabi hala minik ınatlaşmalar olucak,mesela kızım bu kış bi hırkayı hiç üstünden çıkarmak ıstemedı,yıkayıp yıkayıp tekrar gıydı,kreşdekı psıkoloğa sordugumda takılsın,engellersen her şeyı takıntıya dönüştürür dedi,ve evet en ısterse onu gıyıyo,botları,ve o hırka her sabah onunla:)  ne zaman başka hırka gıydırmeye çalışmadım,o zaman yavaş yavaş diğer hırkaları ıstemeye başladı,ama genelde yıne o hırkayı kullanıyor.


Şimdi benım farkettıgım genelde anneanne,babaannede kalan çocuk hep adam gibi,disiplinli,söz dinler olsun dıye beklenıyo,kısıtlanıyor.Çocugun buna isyanı kendı doğasını yaşamak ıstemesı hemen ya yaramazlık,ya problem olarak nitelendırılıyo,sizce öyle mı??ben küçükken sokaktan eve gırmezdım,bızım çocuklarımız evde büyüyo,ve çok şanssızlar..2 yaş sendromu,bi sendrom,problem degıl belkı, bebeğin bireyselleşmeye başlamasıyla kendını ifade etme çabası..

bence bunu problem olarak görmemekten başlayabılırız çözüme?

ben buradakı bu 2 yaş sendromu hıkayelerını okuyunca çok tedırgın olup kızımın her hareketıne bakar olmuştum,bıraz kulakları kapatıp çocugun beklentılerıne kulak vermek bence daha verımlı olur. Zira 2 yaş sendromu ugramayan çocuklar da var.



ipekkusgoz

glee'nin söylediği de önemli bir nokta. İlk mesajımda sakin kalmaktan bahsetmiştim. Bunun için gerçekten annelerin de kendini önemsemesi, ihtiyaçlarına karşılık bulması, rahat olması gerekli ki çocuğa olan sabır seviyesi yüksek olabilsin.  Bardağındaki suya elini sokup oynamaya çalışan çocuğuna ' aa sen suyla oynamak istiyorsun galiba hadi gel gidip banyoda oynayalım' diyecek ve oynayacak enerjisi olsun.Yoksa 'öff oğlum / kızım şimdi o suyu yerlere dökeceksin, silmesi temziliği bana kalacak yapma şunu' demek sorunu çözmeyecek hatta körükleyecek.


nurus

bu konu ile herhangibir seminere gitmedim,kitap okuyamadım ama burada ki biz annelerin yorum ve blog yazılarına hep önem ve değer verdim.ama galiba doğru yapıyormuşum.bu sendrom bizim mi onların mı sendromu???


hem empati ile yaklaştım.''şu an beni biri kısıtlasa ne olur,hayır dese ne olur ??''kızıma zarar verecek herhangibir hareketi ancak sınırlandırabilirdim.mesela elinde bir bıçakla oynayamaz.ona izin asla yok!!istediği kadar ağlayabilir zaten onlar  bizim kararlılığımızı görünce çok ilginç bir bilmişlikle inada son veriyor..bir yerde zıplamak istiyorsa zıplayabilir,tırmanmak istiyorsa tırmanabilir.yanındayım ama uyarımı yaparım ''düşebilirsin annecim !! ''

istediğini eliyle,istediğini büyük kaşıkla veya tabaksız yiyebiliyor.bir doğumgünü pastasını parmak parmak kremasını yalayarak bozabiliyor,kepçeler,kevgirler salonun ortasına taşınabiliyor.bana ne zararı ona ne zararı var ki???inatlaşmak ise hem beni üzecek,hem kızımı yoracak.annem hele ki kv.dem ''ahhhh biz hiç böyle olamadık,bravo size ...''diye diye anlatır hep..

biliyorum ki bu da bir süreç ve geçecek.bize arkadaş olacakları zamanlar çok çok yakında..


daco

Ben en başında bu süreci sendrom olarak adlandırmamakla başlamıştım. Bunu bebek ergenliğinden çocukluğa geçiş süreci olarak görüp, kızımın beni anlamasının daha zor (hatta çoğu zaman imkansız) olduğunu düşünüp, benim onu tanıyarak, anlayarak ikimiz içinde bu sürecin daha kolay geçeceğine inanmıştım nitekim şu ana kadar pek bir sorun yaşamadık.


Genel olarak düşüncelerim ve yaklaşımlarım;

- Duygularını ifade edemediği veya hangi duygunun neyi hissettirdiğini bilemediği için genelde ne hissettiğini ben tanımlarım . (Oyuncağını istedin ama alamadın, bu seni sinirlendirdi biliyorum. Dilersen beraber deneyelim/yardımcı olayım) Böylelikle onu anladığımı düşünüp,kendini güvende hissettiğini sanıyorum.

- Tehlikeli olmadığı müddetçe istediklerini yapmasına fırsat vererek (ki bence burada diğer annelerin de bahsettiği gibi istediği birşeyi kime göre yapması veya yapmaması gerekiyor sorusunun cevabı çok önemli: ben istediğim için mi yapmalı/yapmamalı yoksa hakikaten kendi iyiliği için mi? yani bir çorabı mavi, bir çorabı sarı olsa, böyle istiyorsa ne olurki ?, kışın şort istiyorsa giysin, üşüsün, yaşasın, öğrensin) 

- Kendi "hayır"larımı azaltıp, onun "hayır"larını çoğaltarak (kimi zaman sırf itiraz etme güdüsünü tatmin etmesi açısından ona hayır deme fırsatı yaratıyorum), 

- Onun rahatsız olacağını veya fazla uyarılacağını düşündüğüm ortamlarda fazla bulunmayarak/veya ortamdan uzaklaşarak, 

- Karakterini anlamaya çalışıp beklentilerimi buna göre şekillendirerek, 

- Ani değişikliklerin onu rahatsız edeceğini bildiğimden bir sonraki yaşayacaklarımızı teker teker izah edip onun duygularını önceden hazırlayarak (uykudan yarım saat önce ve ara ara hatırlatma yaparak: şu anda yemek yiyoruz, yemek bitince dişlerimizi fırçalayıp kitap okuyup uyuyacağız veya dışarıya çıkmadan önce: birazdan oyuncaklarımızı toplayıp, üstümüzü giyinecek ve dışarı çıkacağız. Parkta çocuklar olacak, oyun oynayacağız, sıramızı bekleyeceğiz vsvs) 

- Çoğu zaman günler öncesinden ona yeni düzeni anlatarak ("haftasonu tatile gideceğiz/dedemizde kalacağız, orada şunlar bunlar var, şöyle böyle hissedebilirsin, bunlar normal bende senin gibi hissederim çoğu zaman" gibi yaşayacaklarımızı dillendiririm genelde)   

- Hep bu kadar pembe değildir tabiiki. Arada gri zamanlarda olur mesela 2 defa "yapma" / "hayır"/ "olmaz" nın sonu "son kez söylüyorum" uyarısından sonra, ağlasada, bağırsada yerlerde tepinsede, başkaları gözünü devirerek baksada, etrafta cıkcıkcık seslerini duysamda hayır hayırdır. Bu uğurda 10 dk önce girilen avm'den derhal çıkmışlığımız, migros kasası önünde tepeleme dolu alışveriş arabasını bırakıp eve dönmüşlüğümüz, araba kullanırken anne rahatsız edildiği için otobanda müsait yerde arabayı sağa çekip5 dk durmuşluğumuz vardır :) Kural kuraldır, duruma göre veya benim rahatıma göre değiştirmenin çocukta kafa karışıklığı yaratacağını düşünürüm. 

- Birde bazen ağlamak iyidir. Bırakırım kızımı ağlasın, ara ara yoklarım "iyimisin? yanına gelmemi /sarılmamı istermisin? anlatmak istermisin?" gibi. Mutlaka eğilerek, göz hizasında konuşurum, evde,dışarıda, acelede olmam vs farketmez durup dinlerim. Anlamasamda anlıyormuş gibi yaparım :) İsterse sarılırım, öperim ama istemezse üzerine gitmem. 

not: cümlelerim devrik, anlaşılamaz olabilir kontrol edemedim, kusuruma bakmayın, zaman bulduğumda okuyup düzeltirim







Cevaplamak için Üye ol