uht ve pastrize sütler

Yusuf_Ahmed soruyor: 10

arkadaşlar son zmanlarda süt konusu çok kafamı krıştıyo.uht ve pastörize sütler hakkında bisürü iddialar,çiğ sütüde bazı uzmanlar tavsiye etmiyo napcaz biz şaşırdık.sizin fikkriniz neler?

Bu soruyu cevapla

73 Cevap


CokBilmis

Harika bir aletmiş ama neden teflon hazne ya, neden teflon? :(


selin_han

istanbulda yaşıyorsanız kapınıza kadar süt getiren güvenilir çiftliklervar. benim bildiğim bi,r tanesi ipek hanım çiftliği sitesi var, farklı çiftliklerde var. araştırabilirsiniz


sevcanvet

veteriner hekim olarak çiğ sütü evime sokmam, çiğ sütte özellikle brucella tehlikesi vardır, uht yada pastorize süt en sağlıklısıdır, amaç vitaminleri öldürmeden mikroorganizmaları öldürmektir, evde uyguladığımız ısıl işlem vitaminlerin büyük kısmını yok eder, önemli olan sütün çiğ olması değildir, sütte kalıntı madde (hayvanlara kullanılan antibiyotik vb. ilaçların süte geçmesi) olmamasıdır, en güzel kaliteli süt merada otlanan ineğin sütüdür ama günümüz koşullarında hele hele sütün litresinin kuruşlarla satıldığı bir zamanda hiçbir firmadan merada inek beslemesini bekleyemeyiz...


Sugarbabies

Sut vitamin degil enerji ve protein kaynagidir sutte olmayan vitaminin mislice fazlasi yesil sebze ve meyvelerde Bolca bulunmaktadir.bir isil islemdir gidiyor,o zaman pismis sebze ve etlerdeki vitamin mineral ve faydali besinlerde olmesi lazim cunku hepsi yaklasik iki saatte pismektedir.gercek sutte bulunan hayvansal yag ve proteinin ikame edilmesi cok zordur. Gercek yag ve protein yapisi boZulmamis sut en dogru suttur ve insan vucudu tarafindan sindirilebilirligi en yuksek olanda budur bilimsel arastirmalarlada kanitlanmistir.


suede

bende söyle bişeyler okudum zaten bundan sonra açık sütlere yönelmeye karar verdim.

İş ■
■Pastörizasyon ve UHT işlemleri sağlık için değil, üreticilerin ticari hesaplarından kaynaklanır.
■Pastörizasyon ve UHT işlemleri yüksek ısılarla yapılır ve sütün içindeki tüm yararlı bakterileri öldürür. Sindirilemez bir süt meydana gelir.

Yazıyı okuma zahmetinde bulunmayacaklar için kısa bir özet gerekirse:

Açıkça söylemek gerekirse, sizin sokağınızdaki sütün temiz olup olmadığını bilemem. Onlardan alın da diyemem. Ama güvendiğiniz ve işlem görmemiş bir süt üreticisi bulun ve ondan sütün en hasını alın derim.

Artık reklamlardaki ‘çocuğunuz süt içmezse kısa boylu, aptal biri olur. Fakat bizim, içine ‘özel’ bileşikler kattığımız sütü içerlerse uzun boylu ve akıllı batılılara benzerler’ fikrinin ne denli çirkin olduğunu görmemiz gerekiyor. Reklamlarda ‘Sokak sütü’ diye gösterilen ve ’sağlıksız’ olduğuna vurgu yapılmak istenen süt, yani işlem görmemiş süt, sütün ta kendisi… Peki pakettekiler ne? Keşke bilsek…
Konuyla ilgili bir yazıyı paylaşmak istedim.

Bazı insan gruplarının (özellikle 0 (sıfır) kan grubuna sahip insanların) bağırsaklarında sütü çiğ haliyle sindiremeyecek yapıya sahip oldukları biliniyor. Fakat bu söylenilenler ‘doğal süt’ için geçerli. Marketlerde satılan, UHT ve Pastörize sütler artık sütün sahip olduğu hiçbir güzelliğe sahip değiller.

Çocuklarımıza büyümeleri için içirilmesi gereken temel içecek olarak sürekli öne çıkarılan süt gerçekten büyümeye mi yarıyor, yoksa artık süt başlı başına bir zehir haline mi geldi?

Süt Dosyası




Herkesin bu konuda bilgi ve deneyimi, düşüncesi farklı farklı mutlaka...Ama sütün kimyasını birkez daha gözden geçirmekte fayda var..

Günlü pastörize süte alıştıktan sonra, pastörize kutu sütü tekrar içip deneyin. Rahatsız edici kimyasal bir koku alırsınız. Çok rahatsız edici!

Araştırınca, çiğ sütü yeterince kaynattıktan sonra yoğurt olarak tüketmenin en sağlıklı yöntem olduğunu gördüm. Pastörize kutu sütlerden de vazgeçip, günlük pastörize süt kullanmaya başladım.
Sütün doğal kimyasının insan bedeninde nelere sebep olduğunu öğrenmem, süt konusunda bir kez daha düşünmeme sebep olmuştu. Sütten tamamen vazgeçemeyeceğimize göre, çocuklrımız ve bizler için en az zarar-en çok yarar sağlamanın yollarına ulaştım.

Peki diğer gerçekler?
Ama sütle ilgili bildiğimiz tek gerçek "herkesin günde en az bir bardak süt içmesi gerektiği"
Süt tüketiyoruz bolca. Çocuklarımıza içiriyoruz.
Sütün yararları-zararlarını tartışalım biraz...

Çocuklara “güçlü ve sağlıklı” büyüsünler diye pastörize sütü tıka basa içirtmek düpedüz deliliktir, çünkü en basitinden, bu sütler içlerindeki besin öğelerini sindiremezler. Aslında, doğal niteliğini yitirmiş süt ürünleri, bağırsakları tabaka tabaka balçık gibi çamurla tıkayarak organik besinlerin emilimine engel olduğundan erkekler, kadınlar ve çocuklar diyetlerindeki tüm pastörize süt ürünlerini çıkarmalıdırlar.”"

Yetişkinler harika bir besin olan çiğ sütü temin edemedikleri sürece, günlük diyetlerinde yer alan sütü yeniden gözden geçirmelidirler.

Aslında homojenize sütten, saf kremadan aldığınızdan daha fazla süt yağı alırsınız! Kemik erimesi rahatsızlığı olan kadınların pastörize süt ürünleri ile ilgili gerçekleri dikkate almaları gerekir. Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu süt, bu durumu önlemek için yeterince kalsiyum sağlamaz.

Amerikalı çocukların yüzde doksanı kronik diş çürümesi sorunuyla karşı karşıyadır. İşin daha kötüsü, şimdilerde kaymağının ayrılmasını (yağın sütte toplanmasını) önlemek için süt “homojenize” ediliyor. Bu, yağ moleküllerinin sütün geri kalanından ayrılmayacağı noktaya kadar mayalanmasını ve öğütülmesini gerektiriyor. Ama aynı zamanda bu durum, süt yağının küçük parçacıklarının ince bağırsağın duvarından kolayca geçmesine izin vererek, doğal niteliğini kaybetmiş yağ ve kolesterolün vücut tarafından emilme miktarını büyük oranda arttırıyor.

Dr. Pottenger’in pastörize sütle beslenmiş kedilerinin kısırlaşması ve gücünü yitirmesi için yalnızca üç kuşak geçmesi yeterli olmuştur. Amerikalıların ve Avrupalıların neredeyse aynı sayıdaki kuşağı pastörize sütle beslenmiştir. Bugün, kısırlık Amerikan çiftleri için başta gelen sorunlardan biriyken; kalsiyum eksikliği de yayılmıştır.

Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış süt, insan ömrünü uzatmada hiçbir fayda göstermezken; sütü pastörize etmek raf ömrünü uzattığından süt endüstrisi için daha kârlıdır. Dahası, pastörizasyon hepsini olmasa da bazı tehlikeli mikropları öldürerek sıhhî olmayan mandıralardaki hasta ineklerden alınan sütü göreceli olarak “zararsız” hâle getirir ve bu da süt endüstrisinin mâliyetlerini azaltır.

Çiğ sütün lehinde, pastörize sütün aleyhinde bulunan bu gibi bilimsel kanıtlara ve yirminci yüzyılın başlarına kadar insan türünün çiğ sütle beslendiği gerçeğine rağmen bugün Amerika’da birkaç eyalet hariç çiğ süt satmak yasal değildir.

Eğer bunlar pastörize sütün zararlı etkilerinin yeterli kanıtı değilse, ticârî süt endüstrisinin kabul etmekten kaçındığı, kendi annelerinden alınan pastörize sütle beslenen buzağıların genellikle 6 hafta içinde öldüğü gerçeğini dikkate alın.

Çiğ sütle beslenen grubun yavruları ebeveynleri gibi sağlıklı kaldı. Pastörize sütle beslenen grubun üçüncü kuşak yavrularının birçoğu ölü doğarken, kurtulanlar ise kısırdılar ve üreyemiyorlardı. Çiğ sütle beslenen grup soyunu sürdürürken, pastörize sütle beslenen grupta dördüncü nesil olmadığı için deney bitmek durumunda kaldı.

Ama Dr. Pottenger’in en çok dikkatini çeken ikinci ve üçüncü nesillere olanlardı. Pastörize sütle beslenen grubun yavrularının hepsi pastörize sütten kalsiyum emiliminin olmadığını gösteren zayıf ve küçük dişler, kalsiyum eksikliğinin açık ifadesi olan güçsüz kemiklerle doğdular.

Çiğ süt içen grup kuvvet bularak büyüdü, hayatı boyunca sağlıklı, aktif ve canlı kaldı ama pastörize sütle beslenen grup kısa süre sonra durgun, sersem ve normalde insanlarla ilişkilendirilen kalp krizi, böbrek yetmezliği, tiroit bozukluğu, solunum rahatsızlıkları, diş kaybı, kemik zayıflığı, karaciğer iltihabı gibi kronik yozlaştırıcı rahatsızlıklara karşı savunmasız hâle geldi.

1930′larda Dr. Francis M. Pottenger, pastörize ve çiğ sütle beslenmenin 900 kedi üzerindeki etkilerine ilişkin 10 yıllık bir çalışma yürüttü. Bir grup yalnızca çiğ süt alırken, diğer grup aynı kaynaktan alınan pastörize sütle beslendi.

Biberonla beslenen bebeklerin yaşadığı karın ağrısı, pişik, solunum rahatsızlıkları, gaz ve diğer rahatsızlıkların da gösterdiği gibi çocuklar bile bu konuda sıkıntı çeker. Enzimlerin eksikliğinin ve hayâtî proteinlerin değişmesinin, sütteki kalsiyumu ve mineral elementleri erittiği de kuşku götürmez.


çiğ süt, sütün sindirimini sağlayan laktaz ve lipaz aktif enzimlerine sahiptir. canlılığını yitirmiş laktazı ve diğer aktif enzimleri içeren pastörize süt, yetişkin mideler tarafından gerektiği gibi sindirilemez.
bugün süt, içindeki doğal enzimleri yok eden ve nâzik proteinleri değiştiren pastörizasyonun her yerde uygulanması yüzünden, daha da sindirilemez hâle gelmiştir.
mide özsularından yalıtırak sindirimi geciktirir, çürüme başlangıcına ortam sağlar. bu yüzden süt tüketimi ile ilgili ilk ve en önemli kural şudur: "ya tek başına iç, ya da içme."
süt, çiğ olarak tüketildiğinde tam protein besin olmasına rağmen yağ da içerdiği için kendinden başka bir besinle zor karışır. buna rağmen günümüzde yetişkinler diğer yiyecekleri devamlı soğuk sütle "yıkarlar". süt mideye girdiğinde hemen kesilir ve mevcut başka bir yiyecek varsa kesilmiş süt tanecikleri diğer yiyecek taneciklerinin etrafında pıhtılaşır, onları
doğaya baktığımızda, yavruların diğer yiyeceklerle sütten kesildiği zamana kadar yalnızca sütle beslendiğini görürüz. sütün sindirimini sağlayan laktaz enziminin, ergenliğe geçişle birlikte insan sisteminden kendiliğinden yok olması; yetişkin insanların süte besin olarak kaplanlardan ya da şempanzelerden daha fazla ihtiyacı olmadığını gösteriyor.
Çiğ süt, sütün sindirimini sağlayan laktaz ve lipaz aktif enzimlerine sahiptir. Canlılığını yitirmiş laktazı ve diğer aktif enzimleri içeren pastörize süt, yetişkin mideler tarafından gerektiği gibi sindirilemez.doğulular ve afrikalılar geleneksel olarak, müshil amaçlı kullanımı hariç sütten uzak durmuşlardır. ama batı dünyasında insanlara hayatları boyunca her gün süt içmeleri söylenir.

Bugün süt, içindeki doğal enzimleri yok eden ve nâzik proteinleri değiştiren pastörizasyonun her yerde uygulanması yüzünden, sindirilemez hâle gelmiştir.

“Pastörize süt mü, çiğ süt mü?

Hakan Arabacıoğlu’nun çevirdiği “Pastörize süt mü, çiğ süt mü?” başlıklı yazı ise “teknolojinin elini değdirdiği sütün” zararlarını ortaya koyuyor. Yazıda UHT ve pastörize sütlerle ilgili çarpıcı bölümler şöyle:

Cerrahpaşa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Aydın pastörize veya UHT teknolojisi ile üretilmiş sütlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.

UHT sütten uzak durun

Kutu süt derken UHT (uzun ömürlü) ve pastörize sütleri kastediyoruz. UHT süt 135-150 derece sıcaklıkta 2-4 saniye ısıtılır. Pastörize süt ise 72-75 derecede 15-20 saniye tutulur. Metnin kalan kısmında “çiğ süt” ifadesini göreceksiniz; bu ifade işlem görmemiş sokak sütü için kullanılıyor.

UHT süt ve pastörize süt nedir?

Atılan onca çamura rağmen, bilim dünyası, sokak sütünün masum olduğunu kanıtladı. Kutu sütlerse, maruz kaldıkları “teknolojik” işlemlerin ardından neredeyse ölüyor. Hatta “öldürüyor”! Dr. Pottenger daha 1930’lu yıllarda ilginç bir deneyle bunu kanıtladı. Pottengers’ Cats – Pottenger’in Kedileri isimli eseri bu konuda yazılmış en önemli kitaplardan biri kabul ediliyor.

Kutu süt üreten şirketler, sokak sütünün (diğer adıyla çiğ sütün) sokakta uzun süre gezdiğini, mikrop ürettiğini, sütçünün su kattığını, pis olduğunu söylediler. Kendi ürettikleri kutu sütler “hijyenik” koşullarda el değmeden hazırlanıyordu, söylediklerine göre.

“Reklamlara inandık, bir nesil margarinle büyüdük. Reklamlara inandık, mahallemizi kapı kapı dolaşan sütçümüzü bıraktık, marketlerden kutu süt alır olduk.

Peki biz ne zaman toplum olarak bu tehlikenin farkına varıp önlem alırız? Elbette artık süt, üreticilerine istenilen kârı, sizlere de zararı vermemeye başlayınca. O zaman da aynı şirketler işlem görmüş sütlerin zararlarından bahseden doktorlar bulabilir ve onları kukla gibi konuşturmaya başlayabilir. (bkz. son dönem ‘rahim ağzı kanseri’ haberleri)
■Sütten alınacak ‘kalsiyum’ pek tabi yeşil yapraklı sebzelerden de alınabilir. Süt ise peynir, yoğurt olarak tüketilebilir.
lem görmüş sütler, nesilleri güçsüz, sağlıksız ve kısır yapabilecek özelliğe sahiptir.



selin_han

sütü pişirdikten sonra kısık ateşte 10 dakika kaynatırsanız brusella sorunu olmaz. Biz kuşaklardır açık süt tüketen bir sülaleyiz. Kimse brusella olmadı. Önemli olan kaynatma koşullarına riayet etmek. 


besgi

bir gıda mühendisi ve süt sektöründe 11 sene çalışmış biri olarak yorumum;

uht süt: az vitaminli, sıfır mikroorganizmalı, lezzetsiz, elbette katkısız süt
pastörize süt: çok vitaminli, çok lezzetli, az miktarda patojen olmayan (hastalık yapmayan) mikrop içeren elbette katkısız süt
çiğ süt: nerden gelirse, hangi koşulda olursa olsun arkanıza bakmadan kaçmanız gereken bol mikroplu her türlü hastalığı yapıcı süt
sokak sütü: çiğ sütten de beter sağlıksız koşullarda taşındığı ve kaptan kaba aktarılırken içindeki mikroorganizma sayısı birkaç trilyon daha arttırılmış süt
sevgiler
 


Sugarbabies

Cig sut nerden gelirse tabiri muhendis olarak bunu kullanmak daha da yanlis bizim sogutma tankli veteriner kontrolunde ciftligimiz var sagildigi gibi sogutma tanklarinda soguyor test edilerek aliniyor ciftlikten ve evlere servis icin el degmeden ithal getirttigimiz hijyenik paketlerde paketleniyor bunun icinde vitamin protein kalsiyumdan baska ne olabilir acaba??

Sevgiler


besgi

pardon, sütler türkiye koşullarında üretiliyor ise çiğ süt her zaman risklidir

daha yumuşak tarzda belirtebilirdiniz fikrinizi 
bu arada mesleğiniz nedir öğrenebilir miyim?


sevcanvet

sugarbabies kimse sizin satışınıza engel olmaya çalışmıyor, anladığım üzre eşiniz titiz biri ve kaliteli süt almaya çalışıyor, amerikadan hayvan getirtdiğine göre inekleri, ama çiğ süt çiğ süttür en mükemmel koşullarda üretilse bile mikroorganizma içerir, yani sizin sütlerde yalnızca protein ve kalsiyum yok..
saygılarla



Cevaplamak için Üye ol