Çocuğunu kreşe vermeyip direk anaokuluna başlatan var mı?

kedidirkedi soruyor: 10

Anaokulundan kastım 1. sınıf öncesi, gidecegi okulun anaokulu.


29 Cevap


kedidirkedi

Olması gereken gibi değil ki kreşler. Olması gereken gibi olanlar da ya çok uzak ya da çok ama çok pahalı. Çocukların eline makas verip kagıt kestirmekle, iki şarkı öğretmekle çocuk eğitim ögretimi bitmiyor. Çocuklara her şeyden önce güvenli bir ortam saglayan, eğitimli ve işinin uzmanı kişilerle layıkıyla bakım-ilgi verebilen, dogru yönlendirmelerle kişiliğine ve bireysel yeteneklerinin bir adım ileriye gitmesine yönelik eğitim veren bir kreş bulmak çok ama çok zor. Kreşler çocukların bir odaya tıkılıp, orada günü geçirmek üzere oyalandıkları, kısın bahceye çıkarılmaktan yoksun bırakıldıkları, çogunlukla istese de istemese de uyumaya zorlandıkları, ailelerin duygularını ve paralarını sömüren yerler. Hepsi değil tabi ki ama  iyi yerler o kadar azınlıkta ki.. Böyle bir ortamda çocugumu kreşe göndermek istemiyorum. Kaldı ki şükürler olsun, çocugumun ne telaffuz sorunu, ne yemek yeme sorunu, ne paylaşma sorunu ne de özgüven sorunu var. Ve biliyorum ki kreşe gittiğinde iyi huylar kadar arkadaslarından kötü huylar, davranıslar ve sözler ögrenecek. Bütün bunları düşünerek ne kadar geç o kadar iyi diyorum.


elfide

Kreşte çocuğumun özgüveni gelişti diye düşünebilir anneler ama buna onu aile mecbur ediyor. Evinde daha küçücük bir bebek-çocukken kreşte omuzlarına yüklenen sorumluluk altında mecburen büyüyorlar. Mecburen kendi işlerini kendileri yapıyorlar. Bende dün oğlum oyun grubuna başlasın, haftada 1-2 gün 2 saat arkadaşlık kursun eğlensin diye bir kreşle görüşmeye gittim mekan çok geniş ferahtı herşey iyi güzeldi ama anne sevgisi şefkati eksik. İçim acıdı oradaki tek sıra olup yemek salonuna giden ve orda kendi karnını doyurmaya çalışan çocukları görünce. Oğlumu düşündüm onların yerinde ve vazgeçtim. Anne sevgisine şefkatine muhtaç olduğu bir zamanda zaten çalışan bir anneyim bunu sağlıyamıyorum ama en azından anneannesiyle beraber evinde olmanın huzurunu yaşıyor.

Yaklaşık 1 ay oldu işe döneli. İlk 2-3 gün anneannenin evine bıraktım çocuklarımı. Dengeleri, düzenleri bozuldu. Hareketlerinde belirgin farklılıklar oldu. Sonra annem dayanamadı ben gelip sizin evde bakayım dedi. Ama şimdi kendi evimizde sadece beni özlemiş olarak buluyorum onları. Evin heryeri onlara ait. Evde özgürler.

Ben tamamen karşı değilim kreşe ama yaşı geldiğinde olmalı diye düşünüyorum. 2 yaşında değil en az 4-5 yaşında olmalı. 2 yaştan sonrada anneli oyun grupları uygun olabilir. Ben şimdi oğlum için anneli bir oyun grubu arayışına girdim.


CokBilmis

Ben gene maddelendirmeden yazamayacağım :)

  1. Ben kreşte büyüdüm. 2,5 yaşında gitmeye başlamışım. 33 yaşındayım, doktora öğrencisiyim. Yuvaya gitmekle, okumaktan sıkılmak arasında doğrudan bir bağ yok sanırım :)
  2. Finlandiya'da çocuklar 7 yaşına kadar ne kreşe, ne yuvaya ne de oyun grubuna gidiyorlarmış. Yabancı diliniz varsa araştırabilirsiniz. Bu konuda bir belgesel seyretmiştim. Bunun çocuğun hem psikolojik, hem zihinsel hem de fiziksel gelişimi için daha uygun olduğuınu söylüyorlar. Eğitimsel olarak Finlandiya diğer ülkelerden daha başarılıymış. Ama bu arada Finlandiya'da çocukların bütün gün geyiklerin arasında, karlar içerisinde başıboş koşturup oynadıklarını da eklemem gerek.
  3. Gelgelelim bir de İstanbul gibi bir şehirde yaşıyor olmanın koşulları var. Eğer bir Anadolu kentinde yaşıyor olsaydım, kızımı yuvaya göndermeyi düşünmezdim. Zaten bütün gün sokakta yaşıtları ile oynuyor olurdu. Gene de her gün sokakta ve parktayız ama olmuyor işte. Ben karışmasam da başka anneler sürekli çocukların başında. Mesela ben kızıma asla "Bu Asya'nın bebeği, onunla oynayamazsın" demiyorum. İstiyorum ki çocuklar aralarında çözsünler ki çoğunlukla da çözüyorlar. Ama diğer anneler ya da bakıcılar (mecburen) sürekli iki çocuk arasındaki ilişkinin içindeler. Oysa yuvada tüm oyuncaklar herkesin. Paylaşmayı öğrenmek zorundalar. Kaydıraktan kayarken bırakıyorum arkasındaki çocuğa dönüp "İtme beni" desin. En fazla diyalog kurması için teşvik ediyorum. Başka aneler/bakıcılar sürekli çocuklara fiziken müdahale ediyorlar. "Dur, bekle, yol ver, kay". Çocuklar kendi kendilerine oyun bile kuramıyorlar. Sırf bu nedenlerle kızımı 3 yaşını bitirince sadece günde 3 saat olmak üzere yuvaya yollayacağım.
Bence çocuk sabah saatlerini ve uyku saatlerini evinde/annesiyle geçiriyorsa, geriye kalan saatlerde oyuna dalıp mutlu olduğu sürece sorun çıkmayacaktır. Ama 2 yaş yuva için biraz erken. Anneli bir oyun grubu daha eğlenceli olabilir 2 yaş grubu için.


kedidirkedi

Görümcemin kızının  2 yaşından itibaren 4 yıl gittiği kreşte yıl sonu vedası vardı, mezun ettiler. Oraya gitmiştim. Yıl sonu gösterisi oldugundan bütün öğretmenler ve görevliler bir şeylerle ilgileniyorlardı. Üst katta çocukları bırakmak istemediklerinden olsa gerek 2 küçük çocugu (biri 18 aylık civarıydı tahminim, biri de 2 yaş civarı) aşağıda pufların üzerinde bir köşede uyutmuşlardı. Hemen dışarıya acılan kapının yanında. Kapı açıktı ve bahçe kapısı da açıktı gelen giden oldugu için. Çocuklar uyansalar, çıksalar kimse görmez. Küçük olan kız uyandı, ortalıkta dolaşmaya basladı. Kimse çocugun yanına gelmedi. Altına yapmış mı, bezi ne durumda kontrol etmedi. Velilerin arasında dolaşmaya basladı kız. Bir adam aldı kucagına sevmeye basladı. Ben de çocugu yıl sonu gösterisinde, kardeşini de getirdiler heralde, adamın çocugu diye düşündüm. Ama değilmiş. Adam kimin çocugu diye sordu, kimsenin değildi, kreşe bırkılan çocuklardanmış. Derken pasta kurabiye ikramı yapıldı bu arada, çocuklardan biri kıza kurabiye vermeye basladı. Kız kurabiyeyi yedi. Su veren yok, susadın mı diye soran yok. Konusan cocuk değil ki istesin. Su verdim kana kana içti çocuk. Kucagıma aldım, bir sarılışı vardı, gözlerim doldu. Ögretmenlerden birine gittim, anlattım gözlemlerimi, e  işte bugün böyle oldu gibi bir şeyler geveledi. Velev ki o gün öyle oldu diyelim. O gün öyle oldusu var mı, o gün çocugun canı can değil mi, güvenliği, bakımı ihmal edilebilir mi? Dedim ki o çocugun annesi de anne, güvenle iyi bakılsın diye canını emanet edip gidiyor, çocugunun düştüğü durumlara bak. Sonra da gel çocugunu kreşe ver verebiliyorsan.


kedidirkedi

çokbilmiş,

 

Kreşlerde müdahale edilmiyor mu sanıyorsun? Çocukları kendi haline bıraksalar, bagrıs kıyamet kavga ediliyor bir oyuncak için. Öğretmenler düzeni korumak adına, bagırmadan anlaşmalısınız demek için bile müdahale ediyorlar. Zaten kendi haline bıraksalar ya biri diğerine vuruyor, ya ısırıyor. Sonra mağdur olan çocugun annesi kreşi basıyor, çocuklar kavga ederken siz ne yapıyordunuz, nerdeydiniz diye  öğretmenlere çıkışıyor. Ögretmenler de biz müdahale etmedik, etmiyoruz çocuklar kendi aralarında çözsün diye, o arada elindeki oyuncagı geçirdi birden kafasına diyemiyorlar tabi.



CokBilmis

Hımm, siz sanırım özel kreşlerden bahsediyorsunuz. Devlet kreşinde öyle kreş basmak filan olmaz, destursuz içeri girilmez :) Ayrıca benim kastım kesinlikle kafa göz yararak aralarında anlaşmaları değildi. Mesela sokakta oynayan çocuklar tartışınca ne olur, araya abi girer. Öğretmen de öyle olmalı. Mesela bnim kızım başkasının oyuncağını alıp oynayınca ses etmiyorum. Diğer çocuk gelip oyuncağı kızımın elinden çekip alıyor. Kızım yüzünü buruşturup bana geliyor şikayet için. Ben de "Gidip arkadaşından "oyuncağını alabilir miyim" diyerek izin iste" diyorum. Parktaki en şiddet yanlısı çocuk da dahil olmak üzere hiçbir çocuk şimdiye kadar "Hayır, alamazsın" demedi. En kötü "Ben biraz oynayayım, sonra sen oyna" dediler. Öğretmen de böyle davranmalı işte. Yoksa, fiziksel şiddete asla izin verilemez.
Ben yuva öğretmenimle hala görüşüyorum. Öğretmen var, öğretmencik var. Parayla saadet olmaz :)


CokBilmis

Hımm, siz sanırım özel kreşlerden bahsediyorsunuz. Devlet kreşinde öyle kreş basmak filan olmaz, destursuz içeri girilmez :) Ayrıca benim kastım kesinlikle kafa göz yararar aralarında anlaşmaları değildi. Mesela sokakta oynayan çocuklar tartışınca ne olur, araya abi girer. Öğretmen de öyle olmalı. Mesela bnim kızım başkasının oyuncağını alıp oynayınca ses etmiyorum. Diğer çocuk gelip oyuncağı kızımın elinden çekip alıyor. Kızım yüzünü buruşturup bana geliyor şikayet için. Ben de "Gidip arkadaşından "oyuncağını alabilir miyim" diyerek izin iste" diyorum. Parktaki en şiddet yanlısı çocuk da dahil olmak üzere hiçbir çocuk şimdiye kadar "Hayır, alamazsın" demedi. En kötü "Ben biraz oynayayım, sonra sen oyna" dediler. Öğretmen de böyle davranmalı işte. Yoksa, fiziksel şiddete asla izin verilemez.
Ben yuva öğretmenimle hala görüşüyorum. Öğretmen var, öğretmencik var. Parayla saadet olmaz :)


kedidirkedi

Ben de sizin gibi davranıyorum ama çıglık kıyamet vermem diyen, itekleyen çocuklara da denk geldik biz. Veya kızımın oyuncagını gelip elinden almaya kalkıyor birisi. Kızım uyumludur verebilir ama vermek istemediği anlar da oluyor dogal olarak. Çocuk alıyor, kızıma gidip arkadasım birlikte oynayalım de diyorum, ya da biraz oynasın sonra alırız diyorum ama karsıdaki çocuk kendi malı gibi sahipleniyor, vermiyor. O noktada müdahale etmek zorundayım. Çünkü annesi olarak güvendiği figür benim. Ben etkisiz kalırsam bu çocugu güvensiz hissettirir. Karsı tarafın annesi de ilgisiz çocugu tabiri caizse basından atmak için parka getirmiş bir tip olunca her sey daha da zorlasıyor.  Fiziksel şiddet anlık gelişiyor zaten. Karşıdaki çocugun huyunu suyunu bilemiyorsun. Elinden oyuncagı almak için ısıran tipler var, küt diye elindeki oyuncagı karsısındakinin kafasına geçiren tipler var. Biz hiç böyle olmadık. Benim kızım da böyle değil. Karsı taraftan bir hamle geldiğinde hazırlıksız yakalanıyor. Eğer bir ortamda yeni karsılastıgımız bir çocuk varsa ve  ikisi oynayacaklarsa ben artık soruyorum annesine ısırma ya da vurma huyu var mı diye. Ona göre kızıma söylüyorum ki hazırlıklı olsun.


CokBilmis

Şİmd konu yuvadan çıktı nerelere geldi :) Ben olabildiğince müdahale etmemek için parka ne götürürsek yanımızda 2 tane götürüyorum :) Bazen de oyuncağını vereyen çocuklara rüşvet olarak teklif etmek için (genellikle kızımdan büyük olanlar vermek istemiyorlar çünkü) kızımın oynamadığı ama büyük çocukların sevecekleri şeyler götürüyorum yanımda :) Kızımın oyuncağını alıp sahiplenmek isteyen olursa rüşvet teklif ediyorum. Ya da dikkatini dağıtıp oyuncağı kaçırıyorum :)))) (Ben hukukçuyum. Çocuk da hayatın gerçeklerini sokakta öğrensin. Herkes kendisi kadar anlayışlı ve akıllı olamaz. Gerekirse rüşvet kullanmayı, gerekirse zamanını kollayıp fırsatları değerlendirmesini öğrenecek) ;)

Israrla vermeyen olursa (kendi oyuncağını) bırakıyorum kızım ağlıyor. Ben ağlatmayı seven bir anneyim :) Ağlamanın rahatlatıcı ve öğretici olduğuna inanıyorum. Ağlayıp, ağlayıp rahatlıyor. Sonra da bir yandan oynayıp bir yandan da çocuğun elindeki oyuncağı bırakacağı anı yan gözle kolluyor. Çocuk oyuncağı bıraktığı anda da çouğa çaktırmadan, görünmedne yaklaşıp oyuncağı kapıyor (çocuğu da avukat yapcam ilerde) :)) Bayılıyorum kızımla parka gitmeye.

Sizin dediğiniz gibi vuran ısıran arkadaşlarımız var. Ama onları bile seviyor kızım. Zaman zaman buluşmak istiyor. Ben de fiziksel tepkiye asla izin vermiyorum. Hem kendi kızım için hem de karşıdaki bebeğin eğitimi için fiziksel tepkiye asla izin verilemeyeceğini göstermeye çalışıyorum. Gerekirse başkasının çocuğu filan demem çok pis bağırırım. Çocuğuna duygularını kontrol etmeyi bir anne öğretmezse, başkaları öğretir, hazırlıklı olsunlar. Ah, sinirlendim yazarken :)))

Neyse diyeceğim o ki İStanbul şartlarında bence yuva bir mecburiyet. Am mümkün olan en az saatte olsun (3 saat bence iyidir). Çocuk talep etmedikçe saat arttırılmasın. Çocuk kendi yatağında uyusun, yuvada yatırılmasın. Karşılandığında sarınılsın, öpülsün, evdekilerin onu özlediğini hissetsin. Yani ben yuvaya giden bir çocuk olarak bunları isterdim. Bunlar olsa, her çocuk yuaya bayılır bence.


kedidirkedi

Siz böyle oyuncakçı gibi dolaşırken de bazı anneler, amaaan nasıl olsa geitrmiştir keriz!in biri, ne tasıyacagım şimdi oyuncak filan yanımda! diyor :)) Ahh ahh..

Çocuk yuvada uyumasın şahane fikir  ama ben yuva arastırırken yuvaların günlük programlarına baktım, uykudan sonraki kısımda çizgi film izletme, serbest zaman vs. var. Bütün etkinlikler sabah ve ögleden once genelde. Benim kız ögle uykusunu 2-3 saat uyuyor her gün. Uyumazsa, yarım kalkarsa sersem oluyor. Götürürsem sabahtan götürmem gerek. Sabah da en iyi ihtimalle 9 da evden cıkabilsek 10 ile 1 arası gibi bir yuva olması gerek. Zaten iki üç saate yanasmıyor yuvaların cogu. Oyun gruplarının saati de bize uymuyor. Çok zor çok!



Cevaplamak için Üye ol