doğum sonrası bunalım,moral bozukluğu ya da depresyon yaşadınız mı? Nasıl başa çıktınız?

Tunam10 soruyor: 10

Bunu birçok yerde okudum ya da yeni doğum yapan arkadaşlardan duydum. hafif ya da orta hatta bazen ağır şekilde bu sıkıntıyı yaşayan çok. bir arkadaşım bazen bebişle birlikte aralıksız ağladığımı bilirim demişti mesela. sizler yaşadınız mı? Nasıl yendiniz bu sıkıntıları?


57 Cevap


Neslihan

Ben de çok zor atlattım o zamanları malesef. Şimdi geri dönüp büktığımda keşke böyle olmasaydı, doya doya yaşasaydım diyorum ama elde değil malesef. Kocam o zamanlar bana destek yerine köstek olmuştu. Çünkü zavallım o da ne yapacağını bilmez haldeydi. Bence de bu dönemde anne yardımıyla geçirmek, kocadan destek almak çok önemli. Ben gerçekten başıma neler geleceğini hiç bilememişim. Doğum öncesi bir kurs faydalı olabilir belki. Bir de uykusuzluk gerçekten insanı zorlayan bi durum.

Benim oğlum da sürekli ağlayan, huzursuz bir bebekti. Ama bununla ne kadar alakası var bilmiyorum yaşanan depresyonun. Çocuğa hazır olmak nasıl olabilir bilmiyorum. Ben ikizimin çocuğuyla hep birlikteydim fakat kendi çocuğuna bakmak, onun sorumluluğunu almak bambaşka bir şey. Sabırlı ve pozitif bir insansanız bu dönemi daha kolay atlatabilirsiniz gibi geliyor. Çocuk büyütmek gerçekten emek, sabır, sevgi işi.


Damla

Tunam10, ille de olacak diye bir şey yok. Çok takılma şimdiden bence, sonrasında da oldu mu oldu mu diye düşünme her yorgun hissettiğinde. Benim bir dizim var ama bence hamilelikte hatta doğum sonrasında okumak gereksiz. Hiç yaşamayanlar da oluyor doğum sonrasında.

Yazayım ama sonra lazım olursa bakarsın: http://www.kitubi.com/2007/12/15/LohusaDepresyonu%c3%96ns%c3%b6z.aspx


Tunam10

arkadaşlar yorumlarınız için çok sağolun.
alpine sıkıntılarını atlatmış olmana ve şimdi herşeyin yolunda olmasına çok sevindim.
ırmakyağmur çok güzel ifade etmişsin canım. okurken seni ve bebişini gözümde canlandırdım,çok duygulandım.
ikiçocukannesi çok zor günler yaşamışsın. senin yaşadıklarını herkes kaldıramaz.
bence sen çok güçlü bir annesin. paylaştığın için çok saol.
aomer aynen bende duygularımı çok yoğun ve yüzeyde yaşarım. demek istediğini çok iyi anlıyorum. bence konuşmak ve paylaşmak seni çok rahatlatacaktır.
peyibal umarım senin kadar şanslı olur ve çevremden gerekli desteği görürüm. ve bence de yaşanan her ne olursa olsun tuna'nın hayatımıza katacağı şeylere değecektir.
hilal ve damla umarım ben de hiç yaşamayanlardan olurum. umarım tüm anne adayları ve anneler sıkıntılarını kolaylıkla atlatırlar.


selencem

Tunam ben su anda gecirmekteyim. Ilk 40 gun hormonlardandir, gecer diye bekledim ama 1.5 ay sonunda her gun hala agliyordum. Ustelik artik kotu kotu seyler de hissetmeye basladim. Dipsiz bir kuyuya duser gibiydim. Bunalmam hic gecmiyordu, panik oluyordum. Ve sonunda gecen hafta doktora gittim. Ilac ve terapi verdi. Bir haftada bile hafif bir duzelme yasadim. Diyecegim su ki yardim almaktan korkmamak gerek.


GulcanDeniz

Ben de öyle ağır ve uzun geçirdim ki postnatal depresyonu...
Selencat'in dediği gibi dipsiz bir kuyudaymışım, karanlık dehlizlerin içine düşmüşüm, kapkara labirentler içinde yolumu şaşırmışım gibi hissediyordum.
En fenası da gün ışığını görme ihtimalimin bile olmadığı düşüncesi...
Kafamı kaldırıyorum ama ışık yok, ışıma ihtimali de yok...
"Hayatımın geri kalanını böyle yaşayacağım" düşüncesi...

Aylarca bu ruh hali içindeydim...

Ve tabii o zamana kadar sunulan "annelik mucize gibi, şahane bi şey" vs düşünceleri ve çizilen pespembe tablolara uymadığımı düşündükçe peydahlanan suçluluk duygusu.
"Ben iyi bir anne değilim herhalde", "dünyanın en mutlu insanı olmam gerekirken, şu halime bak! Mutsuzum ve ağlıyorum durmadan" gibi düşüncelerle kendimi hırpalamalarım...

Elif Şafak'ın "siyah süt" kitabını okumak iyi gelmişti.
Gerçi Şafak kitapta cinler vasıtasıyla anlatmayı tercih etmiş, ruh hallerini çözümlemektense...
Ama yine de iyi gelmişti.
"Bunları sadece ben yaşamıyorum", "Evet sunulan tablo pespembe, ama gerçek böyle değil, bu yüzden suçluluk duymama gerek yok" gibi şeyler hissettirmişti.

Şimdi geriye baktığımda en büyük hatamın destek almamak olduğunu görüyorum. Keşke alsaydım, daha kolay olurdu her şey...
"Geçti galiba" dedikçe, bir süre sonra geriye baktığımda "aaa, geçmemiş-miş" diyordum, böyle böyle sürde gitti.
Tam ne zaman geçti hatırlamıyorum. 1,5 yıl-2 yıl sürdü galiba.

Annelik bi sürü şeyin yanında en çok da "sabır gerektiriyor" deniyor ya, bebekten önce acayip hiperaktif, benmerkezci biriydim, bebekten sonra bütün bu temel kişilik özelliklerimi değiştirmek zorunda kaldım, aslında gönüllü zorunluluktu tabii, ama sonuçta temel bir değişim yaşamam gerekti.
Bunlar da körükledi galiba benim depresyonumu...
Hormonlar mı, kişilik mi, yoksa hepsi mi bilmiyorum, ama umarım kimse yaşamaz, ya da en azından benimki kadar ağırını yaşamaz...

Aslında daha bi sürü şey yazasım vardı postnatal depresyona ilişkin, ama Tunam10 soruyu sen açtığın ve hamile olduğun için belki de (umarım) hiç yaşamayacağın ya da çok hafif atlatacağın bir süreç için seni korkutmak istemem asla. 
Dediğim gibi eğer ki ruh halinde birtakım değişiklikler hissedersen, "kendim üstesinden gelebilirim" gibi bir Don Kişot'luğa hiç gerek yok, hemen profesyonel yardım almak gerek...

Bir de, ilk 40 gün insanın kendini "sağıltması" lazım, bunun için de yakınlarının her türlü yardım elini değerlendirmek...
Yoksa süreç uzadıkça uzuyor.



Yasemina

Acaba genel olarak buraya yazan arkadasların ruh hali dogum ve sonrasının mutluluk verici yanını zor yanına nazaran iyimserlikle ve kuvvetle one cikarmalarından kaynaklanıyor olabilir mi?

Ben yılllar yılı cocuk dogurmaktan cok korktum, yanasmadım, esim de oyle. Sonrasında duydum ki babam annemin bana hamile oldugunu duyunca beni aldırmak istemis - ben buyuk tesadufen dunyaya gelmisim. Tek cocugum. Bende herhalde bunun bilincaltı bir yansıması vardı, yıllar yılı hep aynı ruyayı gordum- istemeden cocugum oluyor, tanımadıgım birinden, ve ben bu cocugu kime birakacagımı/verecegimi bilemiyorum, caresizim.

Sonrasında hayatımın en beklenmedik zamanında, evliligimin tepetaklak gittigi 2008 yaz sonunda hamile kaldigimi ogrendim. Sizlerin ruyası gercek olurken benim en korktugum basıma gelmisti. 2,5 ay durdum, dusundum. Ters giden evlilige bir de cocuk? Bu iste bir is var dedim. Bu benim cocugum, benim yansımam, benim parcam dedim, tum dıs etkenler koca bir hayırken. Ben ki ben, kimsenin cocugune donup sevgiyle bakmazken, o 8,5 ay inandım, bekledim, dua ettim, bekledim. Ben dogum oncesi o 8,5 ay potansiyel bir depresyon gecirdim. Ve inanin bir bebegin tum olumsuz sartlara ragmen icimde buyumesi, benim cocuk karsıtı durusumu 8,5 ayın sonunda artık yok etmisti. Cocugum dogdugunda ben yeniden dogmustum, hayatım sil bastan yeniden basladı. Kizim benim hayatımı kurtardı. Dogum ve sonrasının cok guc olacagını, bu kadar da guc olacagını bildigimden zaten ben dogurmama kararı almıstım zamanında. Ama kızım hesapsız kitapsız geldi, ben de tum hesabımı kitabımı o dogmadan yaptım, ozumsedim, hazmettim. Dogum sonrasında psikolojikman icimdeki tum olumsuz duygulardan arınmıstım zaten.

Iyi ki Lara var, iyi ki o benim.


Tunam10

canım arkadaşlarım,
bu tarz sıkıntılar umarım yaşamam ama yaşarsam sayenizde bunu yaşayan tek kadın olmadığımı bilicem ve gerek ailemden ve gerek uzman birinden destek istemekten çekinmeyeceğim.  özgecim haklısın tatlım. herkesin ayrı bir hikayesi var. biz de tunacıkla yeni bir hikaye yazıcaz. bu yolda zorlandığımda da destek arayacağim,rahatlayacağım yeri biliyorum:))


meycan

benden de bir parça şöyle ki,
bebeğini kucağına aldığınıda ve ilk günlerde içinden müthiş bir annelik duygusu ve coşkusu fışkırmazsa panik yapma sakın. Bebek, kalabalık, koca memeler, habire emzirmeler, evin değişen şekli....
Bir anda bu ne böyle ya, ben ne halt ettim, bu bebe nasıl büyür, ya bana bişey olursa el kadar kuzuma kim bakar.... gibi bir sürü düşünce geçebilir aklından (kesin olur diye bişey yok ama ihtimaller dahilinde)

Hepsi normal, doğal ve emin ol geçici bir süre... Hani şu kırkının çıkması denen olay var ya halk arasında, o çok doğru. Bebek, anne, baba, ev, düzen işte o süreden sonra yavaş yavaş oturuyor. Su akıyor, yolunu buluyor bir şekilde.

Herşeyin mükemmel olmasını bekleme, annelikten, ananelikten, babalıktan çok büyük bir beklentin olmasın, çünkü herkes ilk defa yaşayacak bu duyguyu...

Sen en başta eşinden dolayı çok şanslısın, bebeğin de senin gibi annesi olduğu için çok şanslı olacak unutma:)) Yaşanan her ne olursa iyi-kötü geçip gidecek... Kötülere takılmadan iyi anların tadını çıkarmaya bak...


Tunam10

canımsın meycan. altın değerinde sözlerin datlum. öptüm güzel yanaklarından.


zeynepanne

öncelikle, pozitif düşün, hiç başına gelmeyen veya çok hafif atlatanlar da var...

ilk kızımda yaşadıktan sonra ikinciye hamile kaldığımda kendime çok güvendim. nasılsa tecrübeliyim, başıma gelecekleri biliyorum. bu kez olmayacak diye.
ama yine yaşadım ve anladım ki bu benim kontrol edemediğim birşey. tamamen hormonlarla ilgili. kendi kontrolümde olmayan birşey olduğunu bilmek beni biraz rahatlattı. çünkü ister istemez, çok mutlu olmam gerek, bak herşey istediğim gibi gidiyor, neden mutlu değilim, demek ki bende bir sorun var diye insan kendini suçluyor.
ayrıca işin bilimsel açıklaması da var. hamilelik süresince tavan yapan hormonlar, doğumla dibe vurunca, her bünye aynı reaksiyonu göstermiyor.
ben ilk kızımda uykusuzluğa takmıştım. çok komik, sürekli uyku hesapları yapıyordum. uyuduğum süre küçük eşit 8 çıkarsa bunalıma giriyordum.
kızım 2 saatte 1 uyanıyordu ilk zamanlar. onu uyuttuktan sonra yatağa atlayıp, hemen uyumalıyım 2 saatim var diye kendimi kasmaya başlıyordum. uyumalıyım 1.5 saat kaldı, uyumalıyım 1 saat kaldı, yarım saat sonra uyanacak ben hala uyuyamadım...derken uyumam gereken vakti de stresle geçiriyordum.
ikinci kızımda da sütüm yetmiyor takıntısı oldu. bu nedenle hayatı zindan ettim. üstelik sütümle ilgili bir sorun olmadığı halde.
büyük kızımın uzamış sarılık problemi, ufaklığın da kolikli bir bebek olması sorunlarımı derinleştirdi. işte beklemediğim şeylerle karşılaşınca ben sanırım dibe vuruyorum.
ama şükür ikisinde de kırkı çıkana kadar toparladım. eskilerin gerçekten bir bildiği varmış. bu işi duble yaşamış birisi olarak tavsiyelerim:
-kesinlikle bebekle ilgili hiçbir yardıma hayır dememek, nasılsa ileride senin işin çok olacak. arada bir öğün için süt sağıp, bu boşluğu uyuyarak, eşinle kısa bir program yaparak değerlendirmek. sağdığın sütü kaşıkla bebeğe verebilirler. senin de bu zamana çok ihtiyacın var.
-bu duyguları tek yaşayanın sen olmadığını, diğer annelerin de başına geldiğini, ama çoğu insanın itiraf etmediğini bilmek
-doğar doğmaz bebeği deli gibi sevemeyebilir, eski yaşamın özleyebilirsin, zamanla alışacak, seveceksin, bunun normal olduğunu bilmek
-hergün yarım saat yürüyüş (mutluluk hormonları için)
-günde 1 muz
-bir parça çikolata
-rezene, anason gibi rahatlatıcı bitki çayları

şimdi gülüyorum o hallerime. eşim bazen üçüncüyü de yapar mıyız diyor, valla diyorum, bebekle sorunum olmaz, bakmasına bakarım da, bu bünye bir üçünü lohusalık depresyonunu kaldırmaz...
sağlıklı doğumlar şimdiden...



Cevaplamak için Üye ol