kariyer mi? çoçuk mu?

cemocan81 soruyor: 10

Merhaba,

2 ay önce işe başadım lakin hala alışamadım. Sürekli aklımda işi bırakma planları var. Duygusal tarafım bir bebeğin 3 yıl annesi ile birlikte olması gerektiğini düşünüyor, ama mantığım öyle demiyor. Hem ekonomik açıdan hem de kendi kariyerimi ve bunca aldığım eğitimi düşününce de çalışmam gerekiyor. 2-3 sene sonra şimdikine denk bir iş bulabileceğimi bilsem aslında hiç düşünmem 3 sene bir şekil ekonomik olarak idare ederdik ama 3 sene sonra 33 yaşında ve 3 yıl ara vermş çocuklu bir kadını kim işe alır? üstelik bir de 2. çocuk olayı da var, o zaman ne yapıcaz? yine işi bırakmak gerekir. vs vs. derken tüm günüm bunları düünmekle geçiyor, bir türlü aklımdan atıp ilerleyemiyorum. 8 aylık oğlumdan 12 saat ayrıyım eve gidince ancak 2 saat birlikteyiz sonrasında uyku. yorulmaları, koşturmaları geçtim ama oğlumdan ayrı olmak, onu başkasına emanet etmek, istediğim gibi yetiştirememek beni çok üzüyor. çalışan anneler siz tüm bu duygularla nasıl başediyorsunuz??


73 Cevap


CokBilmis

Bir annenin önceliği, çocuğu kaç yaşına gelene kadar, çocuğu olmalıdır?


gmzalp

 bende turkuaz-naz ve tosuncuk gibi düşünüyorum...11 yıllık kariyerimi çocuğuma benden başkasının bakmasını istemediğim için kendi tercihimle bıraktım..oğlum 3 yaşına geldiğinde tekrar başlamayı düşünüyorum..tabi aynı şartlarda başlayamayabilirim, bilemiyorum..uzun iş saatleri ve yüksek tempolu stresli bir işim vardı birdenbire evde bomboş kaldım .sıkıldığım zamanlar olmadı değil ama bunlarda geçiyor.oğlumun ağlamasını beni özlemesini göreceğime kendim sıkıntılı zamanlar geçirmeyi ben tercih ettim.ekonomik şartlar zorunlu değiklse bence doğrusu bu ama herkese göre doğru değişir önemli olan senin mutluluğun...kendini dinle endoğrusuna sen karar verirsin...


yasemin_ekin

cemocan81, 

Başka sorularda da yazdım. Kızım 3 aylıkken ise basladim. İşe resmen koşa koşa gittim, çünkü nefes almaya ihtiyacım vardi. İşe başladıktan sonra, kızıma daha iyi bir anne olduğuma inaniyorum : mutlu anne, mutlu çocuk.

Çok şükür, güvendiğim bir bakıcısı var. Bazen benim aklima gelmeyen şeyleri o akıl ediyor. İlk başlarda, bu tutuma biraz "kıskanarak" baktıgımı itiraf edeyim ancak şimdilerde, "ne iyi yapmış,  bak benim aklima gelmemisti bu:)))" diyebiliyorum. Eğer doğru kişiyi bulursaniz, eminim ki o kişiye bir "yabanci gözüyle" degil de, ailenizin bir bireyi gözüyle bakıyorsunuz. bu konuda içiniz rahat olsun.

Çocugunuzu istediğiniz gibi yetişterememek söz konusu bile değil. Kızımın teyzesi (bakıcı diyemiyorum bile:)) ben ve eşim ne derse onu yapar. Aklına yatmıyorsa öneride bulunur, ancak asla bizim ebeveynliğimizin önüne geçmez. Bu zamanla oluşan bir denge. İlk günlerde zorluk çekmedik mi , tabi ki çektik. Ancak şu anda hersey yolunda.

İşimi seviyorum. Şöyle diyeyim, bugün bana piyangodan para çıksa, yine de 2-3 gun işime gelirim. İşimi yaparken mutlu oluyorum, eve mutlu dönüyorum ve kızıma daha yararlı olduğuma inaniyorum.


Benden size tavsiye, dakikalara saatlere kafanızı takmayın. (Bunu size, kıızmla beraber ve kızımdan ayrı geçirdiğim süreleri matematiksel olarak hesaplayan, ve 15 dakika fark ile benimle daha cok vakit gecirdigini görünce havalara uçan bir anne yazıyor.) Ben ettim, siz etmeyin.

uyanıkken 2 saat mi birliktesiniz,  doya doya o 2 saati yaşayin. uyurken de aslında onunla beraber olduğunuzu unutmayın. (ben çözümü öyle bulmuştum:)))

Güle güle büyütün bebeğinizi.


CokBilmis

18 de, 7 de bence çok fazla. Şöyle bir hesa yapalım:

KAdın 25-30 arasında doğurdu diyelim. Bir çocuğu için 7 sene ev hayatını tercih etti. Yaşı oldu 32-37. Normal aslında, olabilir.

Ama bu durumda, kadına şunlar tavsiye edilmiş oluyor:

1. 1 çocuktan fazla yaparsan bir daha asla çalışma yaşamına dönemezsin. Çünkü 40 yaşını geçen ve hiç çalışmamış, tecrübesiz birini kimse işe almaz.

2. 1 çocuktan fazla yaparsan, hayatının (iş hayatının) en verimli dönemini çocuğuna adayacaksın ve dolayısıyla kendinden (hayallerinden) vazgeçeceksin demektir.

Hayaller deyince herkes kariyer hırsı filan düşünüyor. Şöyle düşünün: Diyelim kadın doktor, jinekolog . Zaten 7 sene okumuş, 4 sene ihtisas yapmış. Sonra 7 sene çocuğu için çalışmamış. Gelmiş 40 yaşına. İşinde ne kadar verimli olabilir sizce? Siz bu doktora muayene olmak ister misiniz? Ben şahsen normal doğum yaptıracak, çocuğu olan (benimle empati kurabilecek) yaşı da uygun olan (enerjisi yerinde) bir doktor aradım hamileyken ama bulamadım.

Ya da tecavüze uğrayan N.Ç. olayında herkes "kadın hakim olsaydı böyle karar vermezdi" dedi durdu. E, siz kadın hukukçuları 40 yaşına kadar evde oturtursanız, kadın hakimi nasıl temin edeceksiniz?

Çocuklar için duygusal düşünüyorsunuz ama bir de işin toplumsal boyutu var.

Beki sizin anneniz ev hanımıydı, hadi diyelim anneanneniz de ev hanımıydı. Ama onların anneleri ev hanımı değildi. Tarlada, bahçede çalışır sonra da evde halı örüp satarlardı. Hiçbir köyde, hiçbir kadın "Ben çocuk doğurdum. 7 sene tarlaya, bahçeye gitmem. Kendimi çocuğuma adayacağım" diyemezdi, demeyi aklına bile getirmezdi.

Bildiğimiz "ev hanımlığı" modeli gelişeli henüz bir 150 sene olmadı bile. Bu kadar kanııksamayın bu modeli lütfen. Kesinlikle sağlıklı değil...


ozgelif

Bir annenin önceliği dengeyi sağlamaktır ki ne kendisi ne kocası ne de gözünden bile sakındığı bebeği mutsuz olmasın...

Aile olmak dengeyi kurmaktır, dengeyi kuracaksın ki sallatılarda herkes yerini bilecek yıkılmayacak. En büyük denge unsuru ise annedir. Anne sağlıklı,anne mutlu, anne kendinde olacak ki düzen bozulmasın.

Anne kendinde olacak kardeşim özeti bu!

Bebeğin yanında yeterliyse orada kalacak.Kariyerle mutluysa işinin başında olacak. Ne istediğini bilecek, arada kalmayacak.
 
Bu konuda genelleme yapmak imkansız. Anne nerede huzurluysa doğru o.

Çocuk doktorumuzun bize söylediği harika cümleler vardı... 'sakın hayatını değiştirme, sen Elifi yaşadığın hayata dahil edeceksin ki eğreti durmasın..Önemli olan hayatı değiştirmek değil bebeğini hayatına dahil edebilmek. Bunu yapamazsan hem kendini hem aileni üzersin...tamamlanmamış hissedersin...' 

O tamamlanmayı ben hala sağlayamadım. Sabiha Paktuna KEskin'in lanet olası bir cümlesi depresyona sokmuştu zamanında beni. 'Annesinin ardından ağlamayan bebekte sorun vardır.' benim ki benim arkamdan ağlamıyor diye işi gücü bıraktım, ben nasıl anneyim diye karalar bağladım. EE sonra yine doktorumuz dedi ki bana ; 'özgecim bırak saçmalığı,bebeğin mutlu. Göremiyor musun bunu? ' göremedim efendim, bazı zamanlar hala göremiyorum. Ama allaha şükür hiçbir skınıtısı yok. Anane,dede,dayı,babanne harika zaman geçiriyorlar.. İşe gittiğimi geleceğimi biliyor hep bildi. Bildiği için güven duygusu tam. İşe giderken kaçmadığım için, anlattığım için, harika insanlar tarafından özveriyle bakıldığı için güvende,kendinden emin,mutlu.

Elif mutlu,Elif kendinden emin,Elif de hiçbir sıkıntı yok. Ama bende var yine de varr... Çünkü benim içimde ev kadınlığı ruhu var.İstemiyorum kariyer,çalışma filan. Evde daha mutlu olacağıma inanıyorum. Ama çocuğum için değil kendim için.  O şekilde mutlu olacağıma inandığım için.

Hala çalışıyorum evet. Benim çalışma sebebim çok daha farklı. 'aileler tarafından yapılan ve hala izlerini taşıdığımız hatalar!' yüzünden :) 

Sonuç olarak nerede mutluysan nerede huzurluysan orada kal :) Sen mutlu, huzurlu olursan bebeğinde olur korkma :)



ayberke

Kişilerin kendi koşullarına göre cevabı olacak bır soru.Bende iyi bir kariyer yapmıştım.Sonraki oğlum doğdu riskli gebelik falan derken ben bakacağım dedim ve işten ayrıldım. 3,5 sene oldu.İstediğim koşullarda iş bulmak çok kolay değil.Aradığım kariyer falan değil geliş gidiş saati düzenli cumartesi çalışması olmayan bir iş.Ama o kariyerden yaş 36 evde çocuk olunca işverenlerde bu duruma hiç sıcak bakmıyorlar.Ev hanımı olmak kolay değil bence heleki çoçukta varsa evde daha çok yıpranıyorsun.Mesela ben artık çoçuguma faydalı olamıyorum bilfiil onunla herşeyi paylaşmak anneyide çok yıpratıyor içimden oyun oynamak aktivite yapmak gelmiyor neyseki şimdi kreşe gidiyor bende nefes alma fırsatı buldum.İnsan boğulacak gibi oluyor ve inanınki bu durumda çocuga faydadan daha ziyade zararı oluyor annenin.Zaten pedagoglarda eğer koşullar elverişli ise 3 yaşta kreş diyorlar.
Size ne yapacağınızı söyleyemem ama tavsiyem eğer şartlarınız iyiyse ilerde hiç çalışamamamızın sizin aile dengenizi bozmayacağını düşünüyorsanız 2 yaşına kadar çoçugunuza bakablirsiniz.Yok eğer ilerki koşullarda iş bulamam aile sorunlar olur diyorsanız çoçugunuzu emin ellere teslim edip çalışmaya devam edin.
Ben çalışmayı seven bir insanım ,kadının da mutlaka iş hayatında olmasından yanayım.Şimdi istediğim gibi bir iş bulamadığım içinde ayrıca mutsuzum.Anlayacaınız uzun vadeyi ilgilendiren bir karar.Ama pişmanlık duygusu yaşamayın.Bizim çoçuk doktormuz bebek 8 ay olunca işe başlayabilirsiniz demişti.
Size kolay gelsin.


CokBilmis

Çok zenginsindir, 3 bakıcın şoförün vardır.

1. Eşinin işleri bozulur. Yıllar geçmiştir, çalışacak iş de bulamazsın. Zor bir yaşlılık dönemi seni bekler. Eşini bırakır çocukların eline bakarsın (çevremde örneği çok).

2. Eşin vefat eder. Ağaca yaslanma çürür, insana yaslanma ölür. Babanın, erkek kardeşinin eline bakarsın. Çünkü kız kardeşin de annen de senin gibi ev hanımı olmayı seçmişlerdir, erkek akrabadan başka yaslanacak kimsen yoktur. Onlar senin için nasıl bir hayat öngörürlerse o hayatı yaşamak zorunda kalırsın (ataerkil toplum işte böyle oluşur)

3. Eşin aldatır. Beşer şaşar. 30 sene mutlu yaşarsın. Sana sırıl sıklam aşık sandığın adam andropoza girer. Biz nasıl hamileyken, yeni doğum yapmışken hormonların etkisinde sapıtıyorduysak; erkeklerde andropozda sapıtır. Sonradan kendisi de pişman olur ama koluna bir yirmilik taze takıverir. Boşansan olmaz, boşanmasan olmaz... Ya evliliğini ya da kendine saygını kaybedersin. Hayata 50'nden sonra baştan başlamak zorunda kalırsın. Dön dolaş gene babanın, abinin, dayının eline bakarsın (çevrenizde vardır mutlaka).

Bunlar sizin başınıza gelmez, kızkardeşinizin gelir, görümcenizin gelir, kendi kızınızın gelir, kendi torununuzun gelir.

Kadınlar çocukları için 7 sene, 18 sene evde oturmalıdır dediğiniz sürece, çevrenizdeki bir kadının başına bunlardan biri mutlaka gelecektir.


ayberke

çokbilmiş gayet güzel yazmışsın.


ozgelif

Çokbilmiş ++++++++

Harika bir nokta yakalanmış ki hepimizin unuttuğu ama yanıbaşımızda yaşananlar.

Evde mutluysan önce kendini garantiye al :) yani :)

Meslek hastalığı olsa gerek. Benim de takık olduğum konu; herşey iyiyken aldatılan,o veya bu sebeple boşanan kadınlar...

Belki kızacaksınız ama kadın kendini güvenceye almalı hele çocuk olduktan sonra kesinlikle almalı... Çünkü öyle yaşananmışlıklar var ki; erkeğin canavara döndüğü ne kadınını ne de çocuğunu gözü gördüğü... bırak eşini, çocuğuna bile mal kaptırmamak,nafaka ödememek için kırkbin takla atan erkek sayısını biliyor musunuz ki bu erkeklerin çoğu zamanında harika birer koca iken!!! Geçen gün çocuğuna verecek nafakada 50 TL yi bile pazarlık konusu yapan bir adama patlamışlığım var mesela... Düşünebiliyor musunuz? 50 TL ve 2 yaşında bir bebek,bir baba...

Onun için kenarda köşede az yada çok bir birikim, olabiliyorsa bir ev. Boşanma düşünülürken alınacak bir uzman yardımı, o anda atılması gereken doğru adımlar. Kadın anne olduktan sonra planlı olmalı. Kariyeri bırakırken de boşanırken de severken de...

Çocuk için bırakırırım kariyeri, herşey onun için,yanında olayım ilklerini göreyim iyi tamam güzel de. Bunları düşünürken mutlaka bir B planı olmalı kadının. Çocuğumu düşünüm onun ilklerini gördüm derken bi bakarsın asıl düşünmen gerekeni düşünememişsin...


mona_roza

jujube, turkuaz_naz +10000000
benim aktif bi çalışma hayatım olmadı hiç ve hayatımı çooook seviorum. evişleriylede delirmiyorum çok şükür, önce Allaha sonra eşime sonrada babama sonsuz güveniyorum ve bence bu şekilde birilerine güven hissi olmadan yaşamak çok zor olmalı. ben biraz farklı düşünüyorum açıkçası rızkı veren Allah'dır, bu kadar matematik düşünmek hayatımın hiçbir devresinde tercihim olmadı ve işlerim hep yolunda gider bizim bütün ailde de böyledir. annem ben ilkokula gierken bir sene çalışmıştı hala kabus gibi hatırladığım günlerdir. anne ve baba çocuk için aynı durumda değil bunu söylemek çocuk gelişimi konusunda hiç bilgi sahibi olmamak demektir.ilk 1.5 sene anne-çocuk birbirine bağlı yapışık olmalı diyor psikologlar. bi kere bizim karnımızdan çıkıyorlar, en çok bizim kokumuza sütümüze muhtaçlar bu tartşılmaz babayla aynı olamaz asla. ama çalışmakda seven önceliği olan insanlar için tabiki gerekli kadınlar da sosyal hayatta aktif rol almalı, bi arkadaş da yazmış maddi olarak ihtiyaç varsa hiç tartışılmamalı bile. ben çalışmak zorunda kaldığım bir hayatı kabus olarak görüorum. çook geniş bi arkadaş çevrem var hamdolsun, haftalık takip ettiğim edebiyat vb. derslerim var, oğlumun her günü her anı altın değerinde gece uyurken hatta gündüz 1 saat bile uyusa çok özlüyorum, bırakıp markete gittiğimde bile sesi kokusu burnumda tütüyo başta da yazdığım gibi özetle hayatımı çook seviyorum



Cevaplamak için Üye ol