ALMAN ANNE....

nurturia soruyor: 10

Üye kendi isteğiyle Nurturia hesabını kapatmıştır.


80 Cevap


hulya_Oyku

Acaba bizler mi çok üzerlerine düşüyoruz diye düşünüyorum. Yani yeni nesil internet anneleri. (Habire okuyup kafamız karışmıyor deği değil mi?) Mesela ben çocukluğumda annemin bana başka bir çocukla kavga ettikten sonra 'bu sorunu kendin halletmelisin' dediğini hatırlıyorum....


ozguranne

Anneanne, babaanne ve dedelerin genel bir şımartma potansiyeli var gerçekten. Bizde de benzer süreçler oluyor. Belki kendileri geçmişte benzer şeylerden rahatsız olmuş olmalarına rağmen kurallar esniyor, ne istiyorsa yapılıyor. Özledikleri için odak çok fazla çocuk oluyor, yalnız kalamıyor, sakinleşemiyor. Genelde uyarılmış bir halde olduğundan uykuları ve yemeleri etkileniyor. Genelde ikimizin başbaşa kalabileceği süre yaratmaya çalışıyorum kalabalık ortamlarda. Ama kolay olmuyor ve ne olursa olsun dönüşte bir adaptasyon sorunu yaşıyoruz.

İşin kültürel yanı şu anlamda ağır basıyor bence. Bizde "Osmanlı'nın kuralı üç gün" diye bir laf vardır. Kurallar daha konulurken nasıl bozulacağı düşünülür. Kendi kurallara uymayan insan bir başkası uysun diye nasıl otorite figürü olacak? Anne baba olmak aslında çocuğun zaman zaman seni sevimli bulmamasını göze almak demek. Hayır demek, sınırlar, kurallar bunlar önemli. Ama bu şekilde yaşamak genelde çok garip karşılanıyor. Çoğu zaman alışkanlıktan. Örneğin eskiden tv karşısında ayakta çocuk sallanarak uyutulurmuş. Çoğu zaman Ela ile hadi uyku zamanı dediğimizde çevreden "uykusu yok ki onun" yorumu alıyorum. Genel kanı: uykusu olan çocuğun gözlerinin kapanması lazım. Oysa 15 dakika sonra uyumuş oluyor. Her gün aynı saatte yatması kalkması önemli. Kırk yılın başı esneyebilir ama daha 2 yıldır bu işteyiz:) 

Bu çocuk gece uyumadığı zaman, gündüz uykusu kaydığı zaman, aç olduğu zaman, aşırı uyarıldığı zaman, aşırı meyve yediği zaman, karşıdakinin iradesinde boşluk hissettiği zaman (nasıl oluyor da oluyor o kısmını çözemedim ama hissediyor) huysuz oluyor. Bu gibi zamanların dışında gerçekten sakin bir çocuk. Tek çocuğum olduğu için fazla ahkam kesmek istemiyorum çünkü doğduğundan beri uyumluydu. Ama ne zamanki saydığım noktalar esniyor o noktada çıldırmaya başlıyoruz ailecek.

Yemek konusunda NKA (normal koşullar altında) yukarıda bahsedilen alman aile modundayız. Ne peşinden koşarım, ne ısrar ederim. O Eya doydu der kalkar. Fakaatttt ne zaman ki ortamda bu konuda telaş yapan biri var. Bu durum tamamen değişiyor. O sorunsuz yiyen çocuk kaçıyor, yerine yemekler eıh ıh diyen, yemiyen, peşinde yemek gezdirilen (gezdiren ben değilim elbette) bir hale dönüşüyor. Önce yediği kimseyi tatmin eetmiyor. Sonra da ciddi ciddi yemiyor. Bu defa ben yiyor aslında rahat olun derken, bakıyoruz hakkaten yemiyor, bu defa benim inanılırlığım düşüyor. (Çocuklarla ilgili kendini doğrulayan kehanete çok dikkat edilmesi lazım! Çevredekiler neye inanırsa çocuk ona dönüşüyor.) Bu defa ben kendimi garip bir ikilemde buluyorum. Ya ye ye diye dolanıcam peşinde. Geze geze yiyecek. Ya cool anne olmaya kasıcam. Yani karışıyor ortalık. Bu arada söz konusu çocuk normalde gayet iştahlı, o nedenle kontrollü deney gibi bir durum. 

Eve gelince, bir süre yemem etmem haline geliyor. Bir gün babası yedirdikten sonra konuştuk ciddi ciddi. Bu böyle gidemez. Ertesi gün itibariyle düzeldi. Bu biraz da bana göre anne ve babanın neyi kabul edilebilir/neyi kabul edilemez bulduğuyla ilgili bir konu. Allah dağına göre kar verir hesabı da olabilir. Ek gıdaya geçtiğimiz gün, Allah'ım ne olur kendi kendine yesin bir an önce demişimdir. En sevmediğim annelik işi yemek yedirmek.

Bizim sevdiğimiz psikolog dostumuz şöyle diyor. Sevgi esastır. Önce sevgi olacak. Anne bağlılığı kurulamazsa, sevgi olmazsa onun yeri sonradan doldurulamaz bir hasar. Sevgi şart güzel. Ama yeterli değil. Özgüveni geliştiren, çocuğun kendisini güvende hissetmesini sağlayan şey sınırlar. Benim çevre tarafından katı bulunan annelik anlayışımda sınırlar yer tutuyor. Ama bu özgürlüğü kısıtlamak anlamında değil. Tam tersine. Çocuğum kurallara uyan, çevresine ve dünyaya zarar vermeyen, bağımsız bir birey olsun istiyorum. Aynı zamanda insanları sevsin, empatisi yüksek olsun, su diyene su versin istiyorum. 

Aman TV izlesin ne olur, ne var çikolata yese, bugün de geç uyusun canım... durumları aslında bence büyük hayatımızda kendimizi kontrol edemediğimiz şeyleri çocuğumuza empoze etme çabası. Kendimiz uymazken... Öte yandan şunu da düşünmüyor değilim. Kurallara uymayı seviyorum ama bilindik kurallara uyulmayan ama kendi içinde başka kuralları olan bir trafikte araba kullanacağız. Kaosa hazırlıklı çocuk yetiştirmek de lazım eğer yaşayacağı yer bu memleketse. Böyle durumlarda biraz kafam karışıyor işte. O konuda bir eksiğimiz varsa bu gidiş gelişlerde, çevresel faktörlerle filan kapanıyordur diye düşünüyorum...

Amma uzun yazdım.
sevgiler.



Ulku

ozguranne, cok guzel gozlemler yapmissin, faydali bir yazi oldu benim icin, tesekkurler.
"Çevredekiler neye inanırsa çocuk ona dönüşüyor"


selencem

Ozguranne cok guzel bir yazi. Benim icin insanlarin kurallari degil de kendi kurallarim dedigim gun fonum noktasidir. 3 ay boyunca aglayan oglum o aksam ilk kez uyumustu :) simdi yemekte cok yolun basindayiz ama 1 yas itibariyle ayni yolda yurumek istiyorum, bakici ile becerebilirsem, bakalim... Ya yemezse ya da umarim sorun cikarmaz diye oturursam yedirmeye yemiyor. Aman canim yer ya da en fazla yemez dersem yiyor. Ama iste yesin diye eline cep telefonu veren olursa yemiyor, zor is...


sedavesila

Ozguranne,ben de zevkle okudum.Allah gercekten dagina gore kar veriyor diye dusunuyorum sik sik.Sila'da benim cok rahat tolere ettigim bir durum bakiyorum baska anneyi boguyor.Garip bir durum...



Taita

yazdıklarınızı okuyunca dehşete düştüm arkadaşlar. Ben Mabel'e kısmen katılmakla birlikte diğer arkadaşlara da katılıyorum.
Mesela ben ne kadar dur dersem diyeyim öğretemiyorum bir türlü. Daha fazla zorlamaya ya da ağlamasına da dayanamıyorum. Aşırı fedakar -am çok aşırı- bir annem var ve 5 çocuğuna bırakın kızmayı yüksek sesle bile konuşmamış bir insandır. Ne istesek ve ne zaman istesek kesinlikle anında olur. Ben o kadar olmasam da galiba aynı yolda ilerliyorum. (Şöyle düşünün emmeyi bile biz istediğimiz zaman bırakmışız. Ya da diğer kardeş doğunca..)
Hani şımarık ya da tatminsiz olduk mu diye düşününce de olmadık! Hiçbirimiz değiliz ki 5 kardeşiz.
Ben kucağa alışır mantığına inat hiç ağlatmadım kızımı, hep aldım kucağıma. üzmedim. kucağa alıştı mı hayır!! Uyanınca hemen alma biraz ağlasın dediler, hiç ağlatmadım. bir süre sonra uyanınca kendini oyalamayı öğrendi. hem de minicikti daha.
yaramazlık genlerinde var evet kızımın. bunun için de gittiğim yerde mutlaka zarar verebileceği şeyleri ortadan kaldırım çünkü çocuk bu!! yani robot değil. illaki oynamak isteyecek. diğer yerleri de vitrin gibi uyarmama rağmen hem de kaç kere ine gidip elliyor. içinde, ruhunda var!! her çocuk uslu değil ki..
yemek konusunda da hatalıyım kabul ediyorum, tv izleyerek ve zorla yiyor çocuğum. hatta çoğu zaman yemiyor :(
disiplinli çocuk yetiştirenlere hayran olmakla birlikte çocuklarımızın robot ve ilerde asosyal bir insan olmasını engelleyiniz..


selencem

Sahra bence sen benim gibi biraz daha disiplinli olmak isteyenleri ve olanlari yanlis anlamis olabilir misin? Kimse cocugunu aglatmaktan bahsetmiyir deli gibi :)) kiyamayiz yahu :))


selencem

Sahra bence sen benim gibi biraz daha disiplinli olmak isteyenleri ve olanlari yanlis anlamis olabilir misin? Kimse cocugunu aglatmaktan bahsetmiyir deli gibi :)) kiyamayiz yahu :))


Taita

yok yanlış anlamadım birkaç kişi yazmıştı isterse ağlasın yine de hayır diye o yüzden dedim.


ziley84

ne güzel bir konuya değinilmiş.
kurallar bence çocuğa göre değişir.can yaramız yemek konusundan örn vermek istiyorum.ne güzel bazı annelerimiz mızırdandığı an kaldırırım aç kalsada vermem diyor.kabul ediyorum acemilik diyelim ilk katı gıdaya geçtiğimiz dönemler yemediğinde telaş yaptım elif hiç yemeyen bir bebekti 16 ay günde bir iki öğünle yetindi.yeri geldi herkes bişey söyledi tvile yedir oynat yedir hepsini denedim başarılı olduk olmadık sonuçta yol doğru değildi.araştırdıkça okudukça hata bende dedim ibak yapan nasıl yapıyor.15 gün boyunca aynende denilen gibi istemediği an kaldırdım karşında zevk alarak yemek yedim.15 gün sonunda 1.5 kg vermiş günden güne uyku saatleri uzayan sürekli ağlayan ve ateşi 40 lara çıkmış bir çocuk vardı elimde.bir sürü tahlil konulan teşhiş uzun süreli açlık.böbrekleri çalışamaz duruma gelmiş.doktorumuza şimdi napmalıyım dediğimde tavrını koru zombi değil yiyecektir dedi.şimdi ben sizlere soruyorum ne yapardınız.hala yemezse yemeszin diyebilirmiydiniz.ben diyemedim.şimdi sofraya beraber oturuyoruz önünde yemek çeşitleri hangisini isterse yiyor.öncelikli yemeğiyle sevdiğini yanyana koyuyorum önce bunu yemeliyiz sonra o diyorum.az yiyor ama yine oyalamak zorunda kalıyorum gerek konuşarak gerek şarkı gerek yemeklere ağız burun yapmaca.oyaladığım zaman sorunsuz yerken diğer türlü yemiyor.şimdi doğru bize göre bu oldu.malesef her doğru her çocukta doğru olmuyor.
uzun oldu kusura bakmayın en büyük yaram bu benim.bu konu yüzünden kendimi suçlamaktan bıktım çünkü...



Cevaplamak için Üye ol