ALMAN ANNE....

nurturia soruyor: 10

Üye kendi isteğiyle Nurturia hesabını kapatmıştır.


80 Cevap


ziley84

bu yazılıanlar sonucu suçlamıyorum kendimi aksine okumak keyif verdi. genel olarak durumumuz böyle.tv ile yedirdiğimde çok oldu gün boyu sadece yemek saatlerinde izliyordu.bilemiyorum çözemediğim ve çaresiz kaldığım bir konu.
mesela elif diyelim olmayacak birşey istedi doktorumuz olmayacağını anlat ve ağlarsada ilgilenme dedi defalarca denememe rağmen ağlaması çok uzun sürüyür ve bayılma durumuna  gelene kadar ağlıyor.tabi her istediğini yapmıyorum ama istediğinin yerine oyalayacak bir alternatif plan bulmam gerekiyor.


Ulku

okudugum bir kitapta guzel taktikler veriliyor. surada biraz alintilamisim.


annevebebisi

Bir de soyle bir seyler var :))

Cocuk Teroru

Who's in Control?


Jean Liedloff Continuum Concept'in yazari. Tanimayanlar icin kisaca; bebegin anne-baba ile uyumasi, bebek-cocuk birakana kadar emzirme, uzun sureli sling kullanimi, attachment parenting taraftari. Yani bizim Turk kulturune cok uyan bir bebek bakim taraftari.

Ne diyor?

Cocuklar, kontrolu ele alip anne babalarini yonetmek istemezler aslinda. Onlarin istedigi, anne-babanin, buyuklerin kendilerinden emin olduklarini, kurallar koyduklarini bilmek. Cocuklar sinirsiz ozgurluk istemez, bu onlari korkutur. Tam tersine cocuklar, sinirlari belirlenmis bir dunyada yasamak isterler.

Cocuk merkezli ailelerde, cocuklari tatmin etmenin imkansiz oldugunu, bu tur sorunlarin da genelde iyi egitimli, iyi cocuk yetistirmek isteyen ailelerde yasandigini soyluyor. Yani en azindan onunla iletisime gecen ailele profili bu yonde. Bizde de genelde sorun yasayanlar, iyi universiteleri bitirmis, kariyeri olan, ekonomik ve sosyal acidan belirli bir seviyede olan aileler degil mi? Bu sorun sadece Turkiye'de degil, gelismis ulkelerin pek cogunda yasaniyor.

Bebegim-cocugum uykusunu alsin, yemegini yesin, vitamininden eksik kalmasin, sosyal gelisimini tamamlansin, su urunu de alayim, bu oyuncagi da vereyim.. Su aktiviteye katilsin, bu egitimi alsin.. Ben egitimli-bilgili, okuyan, arastiran bir ebeveynim. Cocugumu en iyi sekilde, modern, bilincli yetistirecegim... Bunlar degil mi aklimizdan gecenler? Cocuklarimizi en guzel sekilde yetistirmek. Nerde ipin ucu kaciyor? Neden kaciyor? Bunlari dusunmek lazim.

Lindoff'un makalesinin basligi, Kontrol Kimde? diyor. Kontrol kimde? Birinin kontrolu ele almasi lazim, anne-baba almazsa kontrol cocuga kaliyor. Sonra da zaten cocuk kontrolden cikiyor.

Kendisinden yardim isteyen bir anneden bahsediyor; 3 yasindaki oglu anneye bagiriyor, anneyi tekmeliyor, "kapa ceneni" gibi kaba sozcukler sarfediyor. Kizgin, stresli, mutsuz bir cocuk. Anne, cocukla oturup bir buyukle konusur gibi konusmayi deniyor, ona mantikli aciklamalar yapmaya, neden boyle davranmamasi gerektigini anlatmaya calisiyor, yeri geliyor rusvet veriyor, mumkun oldugunca sakin bir sesle, tatli tatli konusmayi deniyor.. ta ki sabri tasip da cocuga bagirip cagirana kadar. (Tanidik geliyor mu bu sahneler? :)))

Bagirdiktan sonra sucluluk duygusuyla bu sefer cocugun gonlunu yapmaya calisiyor, ozur diliyor, davranisinin sebebini acikliyor, opuyor, oksuyor.. Ve kisirdongude bir sure sonra yeniden basa donuyorlar..

Cocuk, anne babasinin taviz vermedigini gorene kadar sansini dener, limitleri zorlar diyor Liedloff. Kontrolun kimde oldugunu gormek ister. Kontrolun kendisinde oldugunu gordugu zaman korkar bu sorumluluktan ve saldirganlasir; kontrolun anne-babada oldugunu gordugu zaman ancak sakinlesir. (O sakinlesme asamasina kadar bir sure daha limitlerinizi zorlayacagindan emin olun:))

Cocugunuz duvarlari boyuyor, yapma evladim, yapma lutfen cocugum dediginizde sozunuzu dinliyor mu? Tabi ki dinlemiyor :) Peki kalkip kalemleri elinden alip ortaliktan kaldirdiginizda ne yapiyor? Deli gibi bagirip protesto ediyor. Tam da yapmasi gereken seyi yapiyor. Kalkip da, ozur dileyen bir ses tonunda, egitimli ve bilincli bir annenin yapmasi gerektigi gibi guzel guzel, tatli tatli aciklamalar yapmaya kalinca.. cocuk daha da deliyor. Onun gormek istedigi bu degil; kagidi degil duvarlari boyarsan kalemlerini kaldiririm. Nokta. Hic bir aciklamaya gerek yok. Sebep-sonuc iliskisi. Saglam durun, kararli olun. Bu sekilde davranmaniz cocugunuzun psikolojisini bozmayacak, tam tersine onun sizde aradigi guveni, otoriteyi bulmasini saglayacak.

Put simply, when a child is impelled to try to control the behavior of an adult, it is not because the child wants to succeed, but because the child needs to be certain that the adult knows what he or she is doing. Furthermore, the child cannot resist such testing until the adult stands firm and the child can have that certainty. No child would dream of trying to take over the initiative from an adult unless that child receives a clear message that such action is expected — not wanted, but expected! Moreover, once the child feels he has attained control, he becomes confused and frightened and must go to any extreme to compel the adult to take the leadership back where it belongs.


Burda guzel bir anahtar kelime var; cocuga; senden bunu yapmani istiyorum degil de; senden gostermeni bekledigim davranis budur.. Turkceye cevirince biraz garip oluyor :) Yani cocuga ben sunu yapmani istiyorum, bunu yapmani istiyorum gibi kendi istedigimiz davranisi empoze etmek degil, cocugun aslinda nasil davranmasi gerektigini, neyi yaparsa dogru olacagini, daha guzel, daha dogru davranisi ondan gostermesini istedigimizi ona anlatabilmek...


Neslihan

Ülkü çok güzel şeyler var yazında. Tabi bunları sindirip uygulamaya koymak lazım.  "Çocuğunuza sınır koyma" kitabımı bu?


ozguranne

Ulku, anne ve bebişi:)

Çok teşekkürler aktardıklarınız için. "Freud'a ne yaptık da çocuklarımız böyle oldu" kitabında da anne ve babanın otorite olma sorumluluğunu almaktan kaçınması, kendi çocukluğunu uzatması gibi konulardan bahsediyor. Çocuğumuzun bizi sevmeme ihtimalinin çok korkutucu gelebileceği gibi konular da var. 

Yemek konusunda bir kaç cümle... 

Kendi kısmımı yazarken çocuğumun iştahlı olduğunu özellikle belirttim ki yanlış anlama olmasın. (Gözlemim) İştahlı bir çocuk yanlış uygulamayla iştahsıza dönebilir. Ama tersi hakkında bir fikrim yok. Anneler kendilerini suçlama döngüsüne girmesin... Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz hepimiz. 

Ağlatma üzerine...

Ferber vb yöntemleri bir kenara bırakırsak, çocuğunu kim bayılana kadar ağlatır ki? Burada bazı kavramlar ve kelimeler kullanınca herkes aynı anlamda anlayacak sanıyoruz ama dilin doğası gereği farklılıklar oluyor. Mesela ağlamak nedir diye sorayım size. Şu anda ağlayan bir çocuk hayal edin:

(gözünüzün önüne ne geliyor?)

a- yırtınırrcasına ve umutsuzca gözünden yaşlarla ağlayan, sesinin son nefesinde kızarmış bir çocuk
b- ıhııı ıhııııı ıhııı diye yarı şaka yarı ciddi mızırdayan çocuk
c- ağlıyormuş gibi gözüken ama gözünden yaş akmayan çocuk
d- hayal kırıklığına uğramış gibi ağlayan ama seni dinlemeye hazır çocuk...
e- yerde tepinen çocuk...
f- bir yere kafasını vurduğu için canı acıyan ve ağlayan çocuk... 

demek ki, "ağlayan çocuk" aslında bir çocuklar kümesi. Bazılarımızın aklına ilk anda a seçeneği gelirken, bazılarımızın aklına f, bazılarımızın d geliyor olabilir.  

Çocuğun hiç ağlamadan büyümesinin mümkün olduğunu sanmıyorum ben. Bizim hiç hayal kırıklığına uğramadan, hiç üzülmeden, hiç ağlamadan yaşamamız mümkün değil, onların da değil. Bazen bir yerden gitmemiz gerekirken kapıdan çıkmak istemiyor ve ağlıyor. O noktada durayım, izah edeyim, ikna edeyim bence çocuğa güç veriyor, süreyi uzatıyor, onu (ve beni) daha uzun süre mutsuz ediyor. Kararlı bir şekilde (ciddi ses tonu ama kızgın değil)"gitmemiz lazım yavrum" diyip, ağlasa da orayı terkediyoruz, 30 sn içinde
 konu kapanmış oluyor.

Çocuğu ağlatmak, "çocuğu hasta etmek" gibi sanki kasten yapılan, öznenin anne olduğu enteresan bir durummuş gibi geliyor bana. Anne bunu kasten yapmaz. Ama bazen çocuk ağlar, evet. O zaman onun her istediğini yapmak bence çocuğa kötülüktür. Çocuğu pamuklar içinde büyütmektir. Ama asla çocuğa bağırmalı, çağırmalı ve kötü söz söylemelidir filan demiyorum asla. Çocuğa saygı duymalı, ama kurallar olduğunu, onun da saygı duyması gereken şeyler olduğunu öğretmemiz gerekir.

Bunu biz öğretmezsek hayat öğretiyor:(




annevebebisi

Tesekkur ederim :)) Elbette koyabilirsin..


selencem

ben de koydum, sevgiler...


_Ela_

çok güzel, faydalı yazılar vardı. herkese teşekkürler...


myprince1

evet cok dogru, alman anneler babalar cok farkli! bir cok cocuklu alman ve türk arkadaslarim var. ve gercektende arada cok büyük bir fark var. onlar tas kalbli, robot veya sevgisiz degiller, cocuklariyla gercekten ilgileniyorlar, hemde cok seviyorlar!  tüm zamanlarini onlara harciyorlar hemde büyük bir "sabirla"! biz yapmiyormuyuz tüm bunlari evet yapiyoruz, ama göz önüne almamiz gereken önemli konular var, örengin :

  • biz cocuklarimizi sIka sIka "sesli" seviyoruz, yani sakin bir yapimiz yok... ve bu cocuklar bir araya geldiginde dahada bir karkasa gümbürtü oluyor... :) yanlis anlasilmasin lütfen emi:)
  • bizde misafirlik var; aksam saatlerine kadar ev kalabalik ve sesli oluyor.. istesekde düzeni tutturamiyoruz (bu bir gercek)
  • disiplin tam uygulanamiyor, örengin yemek vakti cocuk aciktiginda kiyamayip yiyecek veriyoruz eline, oysaki herkes sofraya oturana dek beklemeyi "sabretmeyi" ögrenmeli
  • ve anne ne kadar özen göstersede baba tam destek yaninda olmayinca olmuyor iste!
  • cocuk uyumadiginda ayagimizda sallayarak gibi yöntemlerle uyutmaya calisiyoruz, cünki sabrimiz tükeniyor.. 
  • ve ve ve...
yani onlarin düzenini biz zaten istesekde uygulayamayiz, cünki biz farkliyiz! bizim cevremiz farkli!

ama lütfen zannetmeyinki onlarda hersey stressiz güllük gülistanlik, hicde degil! biz zaman zaman neler yasiyorsak onlarda aynisi yasiyor!



Cevaplamak için Üye ol