Ankara'da sünnet merkezleri

Balkopugum soruyor: 3



13 Cevap


op_dr

Sayın Sünnet Derneği

Öncelikle belirtmek istediğim tek şey reklam yapmaya veya başkasını kötülemeye,  işini elinden almaya çalışmıyorum bu açıdan kim olduğum hiç önemli değil adımı da altına yazmama gerek yok çünkü bu bilgiler benim değil bilimsel bilgiler, heryerde kolayca bulunabilir. Öte yandan taraflı davrandığım kesinlikle doğru değil çünkü burası bir bilimsel dergi ortamı değil öyle ki  biz burada sadece halka bilgi veriyoruz. Siz bir olgunun iyi yönlerinden bahsederken ben kötü yönlerine dikkat çekebilirim bu gayet doğaldır. Bilimin doğası budur zaten.

Sünnet konusunda adınızın bulunduğu yazılmış bir bilimsel makalenizi göremedim fakat ben size yansız yazılmış birkaç örnek verebilirim:

Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü doktorlarımız tarafından yapılmış çalışmadaki veriyi aynen iletiyorum:

Açık cerrahi sünnet uygulanan hastalarda maliyet 175±35 iken, sünnet klempi ile sünnet yapılan hastalarda 130±32 olarak hesaplandı (p<0,001). Sünnet klempi ile sünnet yapılan hastalarda en sık karşılaşılan komplikasyonun sünnet sonrası gelişen fimozis (n=2, %1) olduğu görüldü, bunu kanama (n=1, %0,5) ve üretral fistül (n=1, %0,5) takip ediyordu. Yara yeri enfeksiyonu açık sünnet yapılan hastalarda (n=4, %0,6) en sık görülen komplikasyondu, kanama (n=3, %0,4) ve sekonder fimozis (tekniğe bağlı) (n=2, %0,3) nadir görülmekteydi”. SONUÇ: Güvenli ellerde hem açık cerrahi hem de sünnet klempiyle yapılan sünnetin kozmetik sonuçları başarılı ve komplikasyon oranı düşüktür.

Bir sünnetçi doktor olarak? Siz hangi tekniği daha zor buluyorsunuz? Cerrahi mi , Klemp mi?

Doktorlarımızın çalışmasındaki sonuçlarına baktığımızda fimozis gelişimi klemp uygulamasında çok daha fazla görülmüş (% 1) burdan onu görüyorum üstelik kanama oranları da cerrahi teknikle birbirine yakın %0.4 e karşın %0.5:

Bu arada halkımız için bilgilendirme yapmalıyız:

Fimozis:Glans penisi örtmekte olan ‘Prepisyum’ (sünnet derisi) denilen deri kıvrımının, glans penisin tepesine uyan açıklığının dar olması durumuna ‘Fimozis’ denir. Fimozis durumunda prepisyum aynı zamanda büzüşmüş bir yapıya sahiptir.Eğer prepisyumün açıklığı çok darsa idrar etme sırasında idrar, prepisyumla glans penis arasındaki boşlukta birikebilir. Bu durumda prepisyum adeta balon gibi şişer, idrar damlalar halinde akar. İdrar etmede güçlük çekilir. Bu durum zamanla idrar yollarının zarar görmesine neden olabilir.””

Fimozisin düzeltilmesi için bildiğiniz gibi farklı yollar olsa da tekrar sünnet cerrahisi işlemi gerekmektedir.. Konumuza geri dönersek; doktorlarımızın da dediği gibi güvenli ellerde cerrahi metodun daha çok el becerisi gerektirdiği buna karşın komplikasyonların telafisinin daha kolay olduğu görülmektedir. Öte yandan klemp sünneti hatalarınında cerrahi yöntemlerle onarıldığı görülmekte.

Bütün doktorlarımızın el becerisi her zaman mükemmel olmayabilir ve klemp tekniğinin daha değişmez bir yapısı olduğu için  el becerisi olmayanlar doktorlarımız bile kolaylıkla uygulayacaktır sanırım.

Sizin de yukarda belirttiğiniz gibi düne kadar bu işi doktorlar yapmıyordu sağlık memurları yapıyordu. O açıdan bugüne kadar doktorlar da konuya ciddi şekilde yaklaşmıyorlardı yani el becerisi eğitimine önem verilmemiş olabilir.

 

Her neyse kısaca bitirmek istiyorum. Klempler ilgili bağlantıdan da (http://www.circumstitions.com/methods.html) görülebileceği gibi eskiden beridir gelişmekte olan bir metod ve halen geliştirilme aşamasındalar:

Bağlantıyı açamayanlar için: 1950’de plastibel, 1995’de Tara Klemp,Smart K., İsmail Klemp, Sunatron, 2003 Shangring, 2007 Alis klemp, 2009 yeni plastibel ve 2009 da Accu-circ.

Bu kadar süre içerisinde yerini kaybetmeyen ve hiç değişmeyen tek metod da Cerrahi Sünnet’dir.

Saygılarımla,


sunnetdernegi

Sevgili op_dr;

Ben adımı ,soyadımı mesleğimi,ünvanımı açık ve net olarak yazıyorum ancak sen bundan çekiniyorsun. Bir nick arkasına sığınıp yarım yamalak ,eksik bilginle ahkam kesiyorsun .

Fuat Avni gibi kendini saklayarak bir yere varamazsın.Satırlarca yazı yazıyorsun ancak hep başkalarının deneyimlerinden alıntı yapıyorsun.

Bak arkadaşım;Tıpta bir teknik hakkında nasıl fikir beyan edersin biliyormusun; senin yaptığın gibi sağdan soldan ordan burdan kopyala yapıştır derleme yapmazsın. Madem operatör doktorsun, oturur arslan gibi klasik(dikişli)sünnet ile modern(Klempli) sünnet'i karşılaştıran bir çalışma yaparsın. Sonuçlarını Uluslararası dergilerde yayınlarsın,bizde senin bileğini öper ,tebrik ederiz. Sen bırak Karşılaştırmalı çalışma yapmayı, daha eleştirdiğin Klemp tekniğini bile kullanmayı bilmiyorsun. Bir hekim kendisinin bizzat kullanmadığı bir yöntem hakkında kulaktan dolma bilgilerle yorum yapmamalıdır.

op_dr arkadaşım;Madem operatörsün,madem doktorsun ; Dünya'nın en ünlü ve bilimsel Üroloji dergisinin hangisi olduğunu bilmen lazım. Seni fazla yormadan ben söyleyeyim. Journal of Urology. Bak arkadaşım bu dergi dünya genelinde mesleğinde Ülkesi'nin en iyisi 50 editörü olan bir dergidir. Bu dergi de tıbbi bir Ürünün reklamı asla yapılmaz. Herşey bilimsel ve gerçek veriler üzerine kurulmuştur. Yani senin anlayacağın para versen bu dergide herhangi bir ürünle ilgili bilimsel yazı çıkartamazsın. Journal of Urology dergisinin Kasım 2011 sayısında T.C Sağlık Bakanlığı-KOSGEB-Gazi Üniversitesi-Özel Sektör işbirliği ileTürkiye'de Üretilen milli bir ürünümüz olan "Alisklamp Tek Kullanımlık Sünnet Aleti"nin Kenya'da uluslararası gözlemcilerin denetiminde Kenya Sağlık Bakanlığı- Moi Üniversitesi - Profesyonel Sünnet Yapanlar Derneği işbirliği ile yaptığı çalışma yayınlanmıştır.Bu çalışmanın adı"The safety profile and acceptability of a disposable male circumcision device in Kenyan men undergoing voluntary medical male circumcision."dur.Aşağıdaki linkte bu başarılı çalışmayı görebilirsin.

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/m/pubmed/21944096/

Bu sana bu konuda yollayabileceğim onlarca yayından sadece biridir.

Sevgili op_dr;

Tıptaki bir yeniliğe bu derece karşı çıkmana, teknolojik gelişmelere bu derece tepki göstermene neden olan bir kuyruk acın olduğu belli.

Bak sana bir anımı anlatayım; 1994 de Ankara Üniversitesi Üroloji Anabilim dalında asistandım. Bir gün ameliyathanede yeni bir ameliyat tekniği ile safra kesesi ameliyatı yapılacağını söylediler.Bende herkes gibi merak ile seyretmeye gittim. İki doktor ellerindeki 3 tane ince boruyla, 3 tane küçük delikten taş ile dolu safra kesesini 45 dk da çıkardılar ve hasta ertesi gün evine gitti. O güne kadar safra kesesi ameliyatları yaklaşık 20 cm'lik kesi yapılarak 2 saat civarında yapılıyordu ve Hasta 5-10 gün arasında hastanede yatıyordu.

Şimdi gelelim anımın seninle ilgili kısmına...

O gün ameliyatı izlerken iki doktorun konuşmasına şahit oldum. "Böyle ameliyat mı olur" "ameliyat Dediğin de kesip biçeceksin " "bunlar bu aletleri pazarlamak için gelmişler" v.b daha neler neler...

Şimdi yıl 2015 ve Türkiye'deki safra kesesi ameliyatlarının %99'u o yöntemle yani Laparaskopik Cerrahi ile yapılıyor. Yöntemi beğenmeyen eleştiren o iki doktor var ya; onlar o gün bu ameliyat yöntemini öğrenmediler. Daha sonra herkes bu sistemi kullanmaya başlayınca, o gün bu sistemi öğrenen kendi arkadaşlarından değilde,geçte olsa 2 yıl sonra başka bir hastanenin açtığı Laparoskopi kursuna giderek  öğrenmek zorunda kaldılar.

Kıssadan hisse; iyi bir hekimsen ,tıptaki teknolojik gelişmelere ayak diremeyeceksin, kendini geliştireceksin.

Sana bir önerim var arkadaşım; gel sende o iki doktor arkadaşın durumuna düşme. Çekinme,Utanma, Ara beni,İşi duayeninden öğren ve ekmeğine bak. Bırak rüzgâra doğru işemeyi.Ben sana hiç bir karşılık beklemeden yardımcı olmaya ve bu teknikle ilgili teorik ve pratik eğitim vermeye hazırım.

Tekrar rica ediyorum; Bu yazıma vereceğin cevabına adını soyadını ve telefonunu da ekle. Bir hekime kaçak güreşmek yakışmıyor.

Hürmetlerimle...

Op.Dr. Vedat Ali Canoğlu. 

Üroloji Uzmanı 

Profesyonel Sünnet Yapanlar Derneği Başkanı 

GSM: 0555 288 76 38.


sahinyigitelibukulmez

 iki farklı tekniği savunanlar arasındaki tartışma son derece faydalı olmuş.. sünnet konusunda demekki hiç bir şey göründüğü gibi değil. op-dr nin kimliğinin açık olması konusunda haklı olunabilir . ama galiba bu plastik şeylerle ilgilide op-dr haklı.. Ankara da sami ulus hastanesinde yapılan çalışmayı inceledim (http://www.journalagent.com/z4/vi.asp?pdir=cocukcerrahisi&plng=tur&un=CCD-98216&look4= ) bu çalışmada cerrahi sünnetin komplikasyon oranı 2-3 kat daha az görünüyor. Ama bence asıl nokta alisklamp kullanılan hastalardan 1 indeki %1 e tekabül ediyor üretral fistül olması..üstelik kanama ile aynı oranda.. bu plastiğin ancak derin penis hasarı vererek idrar çıkış  borusunu yaralaması demektir.bu çok ciddi bir operasyonla düzeltilebilir bir durumdur. ve alisklamp sünneti yapan bir doktor türkiyede yılda 600 bin sünnet yapıldığını söylemiş bu durumda alisklamp yaygınlaşırsa yılda 60 000 tane idrarını başka delikten yapan çocuk anlamınamı geliyor..görünen oki distrübütör firmalar.. bu tür cihazları pazarlama şansını arttırmak  için araştırma yaptırırken.. bu araştırmada sanki kazdıkları kuyuya düşmüş görünüyorlar.. %1 insan hayatını ve geleceğini ilgilendiren durumlarda kabul edilemez bir orandır.  kimliğini açık etmeme konusunda op-dr haklıda olabilir. karşısındaki firmaların satış hırsını düşününce.




Cevaplamak için Üye ol