ilk ergenlik böyle birşeymi???

nurturia soruyor: 6

Üyenin kendi isteğiyle ya da kurallara aykırılıktan dolayı üyeliği sonlandırılmıştır.


6 Cevap


fistikcik

Bu konuda henüz deneyimli değilim ancak "ters psikoloji" konusunda araştırma yapın isterseniz. Bir arkadaşımız çocuğunun bu yaştaki inatlarını böyle çözmüştü. "Yeme oğlum", diyordu, çocuk "Hayır, ben de yiyeceğim" diye cevap veriyordu :) Siz de "Elle oğlum televizyonu" demeyi deneyin isterseniz.


sibelebrunur

ben bir çok doktora danıştım benim kızımda 21 aylık oda hayır lafını duyunca deliye dönüyor ne yaptıysam çare bulamadım hala aynı ama ara sıra bağırınca parka gitmiyoruz ana annen bize gelecekti sen böle yapıyorsun gelmiyor gibi sevdiği şeylerden mahrum ederek düzeltmeye başladım birde korkması gerekiyor bence bu benim fikrim bilerek yaptığım bir şey değil ama ara sıra istemeden bağırdığım oluyor büyük rahatsızlıklarım var kadın hastalıkları yönünden kendimi hiç iyi hissetmiyorum ağrısız günüm geçmiyor birde kızım öle yapınca ister istemez sesim yükseliyor ve artık kızım beni dinlemeye başladı sürekli bağırdığımı düşünmeyin sakın kızım benim tek tesellim onunla ilgilenirken kendimden geçiyorum çocuk oluyorum ama nadiren kendimi tutamadığım da oluyor


sibelebrunur

bazen yapmaması gereken şeyleri yaptığında görmezden gelirseniz oda işe yarıyor siz görmeyince oda vazgeçiyor.



revve

Ben asla inatlaşmamanızı tavsiye edebilirim...Sonunda o kazanır ama eğer kızıp korkutarak yaklaşırsanız siz kazanırsınız..

Ben bu gibi durumlarda ilgisini hemen dağıtıyordum..Mesela televizyona bir kere dokunduğunda tehlikeli olduğu konusunda uyarın sonra ilgilenmeyin eşinize dönerek onun ilgisini çekicek bir aktivite veya bir oyuncaktan bahsedin...

Aynı şekilde bot istediğinde de "aaa şurda baloncu vardı ne kadar güzeldi gördünmü" gibi

Gerçekten zor bir dönem ben ilk yaşadığımda sinirlerim mahvolmuştu ama bu çözümü buldum Bizde işe yaradı..


CokBilmis

Kesinlikle 2 yaş sendromu. Yani kendisinizde suç aramayın. Bunları yaşmasaydı bir sorun var demekti. Gelişimi normal olan her çocuk bu tip hareketler yapıyor. Önemli olan hareketlere verdiğiniz tepkiler. Hep aynı tepkileri verirseniz, bir süre sonra inadı geriye gidiyor.

Sizin oğlan hangi hareketleri yapıyor bilemiyorum ama soruda verdiğiniz örneklerde ben ne yapıyorum anlatayım:

Televizyona el dokundurma: Bizde televizyona dokunmak yasak değil. Ama yasak olan bir şeye dokunursa eğer canını acıtacak bir şeyse, canının acımasına izin veriyorum. Mesela sıcak çay bardağını tutmak mı istiyor? Kontrolü bir şekilde bardağı eline değdirip geri çekiyorum. Ben arkamı döndüğümde bardağı üstüne dökmesindense canını kendim acıtıyorum. Bir daha da ellemiyor.

Yok, eğer kesinlikle ellememesi gerekn bir şeyse, mesela bıçak almak istiyorsa eline ya eline çocuk makası vs vererek kandırmaya çalışıyorum ya da beni dinlmeyecek kadar takmışsa bıçağa kafayı, bıçağı elinden alıp kaldırıyorum, kızımı da ağlamaya bırakıyorum. Sakinleştiği zaman da "Bizim evimizde çocukların bıçak ellemesi yasak, alamazsın" diyorum. Net ve kısa cümle, açıklama yok. Özetle ben anneyim, burada benim sözüm geçer. Nokta.

Eğer canın acıtacak bir şey değilse ve ben yine de yapmasını istemiyorsam fıstıkcık gibi ters psikolojik baskı yapıyorum. Mesela ayakkabuılarını çıakrmak istemiyor mu? "Sakın çıkarma ayakkabılarını, ayakkabuılar ayaktan çıkmayacak" diyorum, dakkasında çıkarıyor :) Hatta çoğunlukla "Ayakkabılarımı çıkarmıcam" dediğinde "Peki, kızım, çıkarma" demem bile yeterli oluyor. Hemen çıkarıyor :)

Eğer yapmasını istemediğim bir şeyi alışkanlık haline getirmişse işi oyuna döküyorum, asla "Yapma" demiyorum. Mesela benim kızım bir dönem camdan aşağı eşya atmaya takmıştı kafayı. Her gün aynı saatte, yumuşak oyuncakları eline verip "Hadi gel camdan atalım" ya da "Camdan oyuncak atma zamanı geldi, bunları aşağı atmamız lazım" diyordum. İş oyuna ve bir süre sonra da göreve dönmüştü. Oyun olmasının iyi tarafı şu: Her oyunu sizle oynamak istiyor. Aşağı atmaca oyunu için de beni ya da babasını istiyordu yanında, böylece kontrollü oluyordu. Olay göreve dönünce de zaten atmayı kesti, çünkü görevler her zaman sıkıcıdır :)


öyle çok inatçı oldu ki, resmen her dediğimizin tersini yapma eğiliminde: Asla inatlaşmıyorum. Dışarı çıplak mı çıkmak istiyor? Çıplak çıkıyor. Eğer istediği şeyi yapması tehlikeli ise asla izin vermiyorum. Ağlıyor, sakinleşince de normal hayatımıza devam ediyoruz. Ne yaparsa yapsın, o istediği şeyi yapamayacağını öğreniyor. (Evet, öğrenilmiş çaresizliğe karşı değilim)

babası oğlum o tehlikeli olabailir elin yanabilir vs.güzel cümleler kurduğunda: Asla anlamayacağı açıklamalarda bulunmuyorum. Eğer "dokununca elin yanar" demişsem, elini dokundurup yandığını görebilmeli (mesela çay bardağı). "Dokununca elin yanar" deyince, çocuk dokunmak isteyecek. Elinin yanmadığını görünce de aynı denemeyi tekrar tekrar yapacak. Acaba baba mı yanılıyor, diye sınayacak. Henüz mantık geliştirm yaşında değiller. Ancak somut olayları anlayabiliyorlar. Elinin yanması, onun için canının acıması demek. Caı acımıyorsa, elinin yanabileceği ihtimali düşünemez.

ayakkabıcıda ben cailolu bot istiyorum die ayağındaki daha yeni aldığımız botları çıkardı ve resmen yattı: Alış verişe kızımla gitmiyorum. Eğer kızımla gitmişsem babası oyalrken ben kendi alışverişimi yapıyorum, sonra ben kızımla oynarken babası kendi alışverişini yapıyor. Eğer es kaza ağlamaya başladıysa hemen sakin bir yere kaçıp, ağlamasının dinmesini bekliyorum. Sakinleşince de "Eğer bir daha ağlarsan, yine buraya gelip oturacağız ve ağlamanın dinmesini bekleyeceğiz" diyorum.

acaba her istedikleri oldu bugüne kadar hiç bişeyi arzulamayı bilmedi hayal etmeden kavuştu istediklerine bundan mı die düşünüyoruz: 4 yaşından sonrası için bu düşünceler çok doğru aslında. Ama henüz 2 yaşında hayal etmeyi ya da arzulamayı bilebileceklerini sanmıyorum. Onlar henüz sadece kendi bağımsız kişiliklerini test etmek ve sınırlanırını (yapabileceklerini, yaptırtabileceklerini) görme eğilimindeler.

acaba bize çalışıyoruz diye naz mı yapıo diyoruz: Annesi vehatta babası da çalışmayan bebekler var. Onlar da 2 yaş krizleri yaşıyorlar. Gelişimin normal bir evresi bu. Ayrıca annesi ve babası çalıştığı halde 2 yaş krizini çok kolay atlatan bebekler de var. Bence sorun sadece anne babanın krize verdiği tepki ile ilgili.

senin dediğin gibi herşey tatlı dille olmuo bazende bizden korkması lazım ben hala engelliorm onu sakın korkmasın die acaba yanlış mı yapıorm: Ben korkutma taraftarı değilim.  Tatlı dil taraftarı da değilim. Çocuklar laftan anlamaz ama vücut dilinden iyi anlarlar. Gerginsem kaşlarımı çatar ve "Öffff" derim. Kızmışsam arkamı dönerim. Müsamaha göstermeyeceğim bir davranış oldu mu hemen kuytu bir yere çekilirim kızımla. Benim annem bana ne bir fiske vurmuş ne de sesini yükseltmiştir. Ama çocukluğumda her zaman uyumlu bir ikiliydik. Ben de kızımla aynı uyumu yakalamaya çalışıyorum. Asla bağırmadım, korkutmadım, şiddet göstermedim (fiziksel ya da manevi) ama gözlerimi pörtletirsem kızım ters giden bir şeyler olduğunu anlıyor. Benden korktuğu için değil, çok nadir göslerimi pörtlettiğimden yolunda gitmeyen şeyin ne olduğunu anlamak için duruyor. Ama babasının kızmasına izin veriyorum. Gerçi babası da hiçbir şekilde şiddet uygulamaz (ne fiziksle ne de manevi) ama "Höyt" deyiverir. Babanın höyt demesinde fayda görüyorum ben, çünkü annenin gücü ne kadar soyutsa babanın gücü de o kadar somut olmalı bence. Ama herkesin kişisel tercihi tabii...


Özetle: Oğlunuz normal bir gelişim sergiliyor. 12 yaşında şimdi yaptıklarının bin beterini yapacak :) Şimdiden ön çalışma yapıp nasıl tepki vermemiz gerektiğini öğreniyoruz işte, fena mı? :)


SelmaOnurEmre

Canım seni çok iyi anlıyorum. Biz de aynı durumdaydık. Durumdaydık diyorum çünkü 2 hafta önce katıldığım bir seminer sonrası krizlerimiz  oldukça hafifledi. Hala da arada kriz yaşıyoruz tabii ama kesinlikle herşey daha yolunda. Buradan Psikolog Iraz Hanıma bir kez daha teşekkür ediyorum. Eğer İstanbulda iseniz mutlaka seminerine katılın derim. Size bizim katıldığımız seminerle ilgili konuştuğumuz bölümün linkini vereyim. Oradan seminer notlarını okuyabilirsiniz. Bizim krizlerimizin bu kadar azalmasındaki en etkili yöntem "hayır"ların azaltılması oldu. Iraz Hanımın tavsiyesi üzerine hayır demeden önce fayda zarar analizi yapıyorum. Diyelim ki oğlum gereksiz bir zamanda banyoda suyla oynamak istedi. Önceleri hayır diyordum. Şimdi analiz edip en fazla üstü ve etraf ıslanır, ama oğlum bu arada bir keşif yapmış olabilir ya da en azından hoş zaman geçirir diyebiliyorum. Bu kesinlikle şımartma değil. İlle de hayır demem gereken bir konuysa dikkat dağıtma yöntemini kullanıyorum, hemen unutuyorlar zaten. Ama hayır hemen hemen hiç yok artık hayatımızda. Ayrıca seminerde öğrendiğim şu bilgi de beni rahatlattı; çocuklarda moral değerler 3 yaşından sonra oluşmaya başlıyor. Dolayısıyla 2-3 yaş arası terbiye verilecek dönem değil, sadece oyun oynanacak, sevgi gösterilecek, bolca kucaklanacak ve keşif yapılacak bir dönem.

Notları okumak isterseniz 5. sayfadan itibaren okuyabilirsiniz.

http://www.nurturia.com.tr/groups/thread/28bc951e-62a5-40dd-959c-9f90016a0b3e/5/2-yas-sendromu-ve-3-ve-4

Kolaylıklar diliyorum...



Cevaplamak için Üye ol