dogalci cocuk doktoru

seda soruyor: 10

hemen mamaya sarilmayan, herseyde ilac yazmayan hatta asiya bile karsi olan bi cocuk doktoru ariyorum. Boyle bir doktor bilen var mi?


99 Cevap


Ulku

fulyab cok ozendim size, cok kiskandim hem de.
ilcede yasamak kendi tercihiniz mi? calisiyor musun sen, meslegin nedir?

ben bu konuda, babamin hastaligindan beri cok hassasim. babam gozumuzun onunde, ellerimizin arasindan kayip gitti. bunu gorerek ayni sona cocuklarimi kendi ellerimle itemem. hicbir cocugun da ayni hastaliklarla bogusmasini istemem. o yuzden surekli, anneler rahatsiz olsa da, cocuklarimiz icin bunu dile getirecegim. babam hastalanip da kendisinin amerikadaki medikal onkologuyla konusmadan once yiyeceklerin sagligimiz uzerindeki etkisini kucumser, "kansorejen", "ilacli", "antibiyotikli" laflarini duyar, abartiyorlar, ne kadar sIzmIstIr ki yiyeceklere, oyle oldurucu etkileri yoktur, oldurecegini bile bile yetistiriciler bunu yapmaz, en azindan devlet yapmalarina izin vermez, diyordum.. medikal onkologumuzun uyarisiyla (kendisi dogal beslenme konusunda doktora sahibidir) arastirma yaptik, yurtdisinda yayinlanmis pek cok tip makalesine ulastik, kontrollu deneylerin ve arastirmalarin sonuclarini okuduk ve ogrendigimiz suydu: DOGAL YETISTIRILMEYEN YIYECEKLER ÖLDÜRÜYOR! yavas yavas, sinsice, kanser seklini alarak... (dip not: tabii ki kanserin tek sebebi yiyecekler degil, yiyecekler alt yapiyi hazirliyor, stres ise ortaya cikartiyor). ve kendisinin bize babamin beslenmesi ile ilgili soyledigi en carpici tavsiye: kendi yetistirdiginiz hayvanin etini bulamiyorsaniz hic yemesin! marketten, kasaptan alinan kirmizi eti yiyecegine hic yemesin! ondan gelecek zarar faydasindan yuz kat daha fazla! babanizi da kendinizi de elinizle zehirlemeyi birakin. ya da gidin her gun bir kutu ilac icin, bir farki yok.

ve o gune kadar ben "dogal" ("organik" demiyorum, bu kelimeyi ticari buluyorum) yetismis urunlere ulasmanin cok zor oldugunu dusunur, bu isin de cok fazla maliyetli ve "sosyetik" olduguna inanirdim. degilmis! arastirinca gercekten kolayca ulasabiliyormussunuz. evet, pazardan aldiginiz domatesten daha pahali oluyor. ama dogalini yetistirmek zaten masraflidir. annemden de, nazillideki dostumdan da biliyorum ki, ilac atmamanin bedeli, daha iyi bakim, daha cok su, ve daha az mahsul demek. ikisi de pazardaki fiyatlara inanamazlar, "mumkun degil o fiyata kar etmek" derler, ustelik bu isin nakliyesi de var. o fiyata yiyorsak bunun hilesiz hurdasiz olmasi imkansiz.

lutfen bu konunun uzerinde duralim! cocuklarimiz bizim bakimimiza muhtac, onlara dogalini yani sagliklisini verelim.


hande

Bende ziraat mühendisiyim Antalya'da kendi bahçemizde bir kısım yetiştiricilik yapıyorum mümkün olduğunca doğal ama Antalya sınırları içinde organik yapma şansı yok dolayısıyla benimkisi kontrollü tarım oluyor organik değil. Organik şartlarını sağlamak mümkün değil malesef şehir içinde.


zeynepa

özgüranne, 'bezsiz bebek'i ilk defa duydum ve senin linklerden inceledim biraz. İnanılmaz birşey  ama gerçekten de olabilir, diye düşünüyorum. Ama ben de işin psikolojik yanını düşünüyorum açıkçası. Çünkü -kızımdan da biliyorum ki- tuvalet eğitimi sırasında, dışarı çıkmanız kısıtlanabiliyor veya daha bir dikkatli oluyorsunuz dışarıda. E şimdi bebekler öğrense bile dışarı arada kaçırmamaları mümkün değil. Veya bizim onları dışarıda gözlemlememiz çok zor diye düşünüyorum. Dolayısıyla dışarıda gezerken kaçıracaklardır daha çok. E bu da bakımını yapmak açısından zor. Ama cidden, incelemek gereken bir konu :)

nilaydestan, zaten konu hakkında epey yazılmış, çizilmiş. Ne güzel, paylaştıkça öğreniyoruz birarada.
Mesele mikroplar veya çocuğun vücuduna sadece yabancı maddeler sokmak değil bence. Elbette mikroplar var her yerde. Hatta bence olabildiğince çabuk çocuğumuzu bu mikropplara alıştırmamız, ona fazla steril bir ortam sunmaktan kaçınmamız gerek. Ki benim kızım da evdeki köpeğimizle alt alta üzt üste oynayarak ve yere düşen oyuncaklarını ağzına alarak büyüdü.
Organik beslenme veya beslenmeye "çalışma" sadece çocuk için olmamalı bence. çocuk için başlayıp sonrasında bunu kendi hayatlarına tamamıyla uyguluyorlarsa ne ala!
pamukelma'nın da dediği gibi, beslenme konusunda biraz dikkat etmeliyiz. Hatta, bilmediğimizi bahçelerin, tarlaların ürünlerini bile almamalıyız belki pazardan. Ziraat mühendisleri çiftçilerimizin ne kadar gereksizce ve cahilce ilaç kullandıklarını daha iyi bilirler.
Ama sanırım organik ürünlerde de %100 bir saflık mümkün değilmiş. Topraklar gerektirdiği kadar temiz olsa bile düşen yağmurun içerisindekiler yine soru işareti oluşturabilir. Yine de en sağlıklısı onlar. Ve biz ne kadar çok organik ürün satın alırsak -marketteki raflardan da- fiyatları o kadar çok düşecek ileride ve gittikçe daha saf hale gelecekler.

Aşılar konusunda da; karma aşı gibi aşılar ok ama hala verem aşısı neden yapılıyor Türkiye'de ben anlayamıyorum?? Ayrıca grip aşısı gibi dönemsel aşıların da epey yaygın olduğu bir ülke olduğumuzu sen daha iyi biliyorsundur sanırım. Mesela, acaba -epey doğal/alternatif tıbbın yaygın olduğu bir ülke olan- Almanya'da da bu kadar çok grip aşısı yapılıyor mudur??


fulyaderin

pamukelma,ben tercümanım,kızım 5 buçuk aylık,ben şu an çalışmıyorum,evet ilçede yaşamak kendi seçimimiz.Ankara ya 70 km uzaklıktayız.büyükşehirin gürültüsünü özledikçe ve çeşitli sebelerle sık sık ankaraya geliyoruz.

Baban için üzüldüm,büyük bir gerçeğin acı sonu gerçekten,sabırlar diliyorum.

geçen hafta kızımın rutin dr konrolü vardı.(ankara da GERÇEK DOĞALCI arayanlar için şiddetle tavsiye ederim Prof.Dr Sevgi Başkan) organik kavanoz mamaları ve bebekler için üretilmiş yoğurtalara ne diyorsunuz dedim,suratı değişti! ki bu sektörün çalışanları ve bazı mamacı doktorların savunması şu; sizin pazardan aldığınız meyvalardan daha sağlıklı ortamlarda üretilip,saklanıyor.bebek yoğurduna ise burun kıvırdı.düşününki bunlar BEBEKLER için üretilen gıdalar,yetişkinler içinse durum daha vahim.çocuklarımızı en sağlıklı gıdalarla büyütmek istyoruz,umarım birer yetişkin olduklarında doğala biliyor ve ulaşabiliyor olurlar.
 
Hande gerçekten keyifli bir iş yapıyorsun,afiyet olsun :)sen nedüşünüyorsun bilmiyorum,eşim bu organik sertifikası almanın bir çok kestirmesi olduğundan bahseder,100 dönümlük arazide 2 dönüm için şartlar sağlanarak,kitabına uydurmaya kadar.gerçekten acıklı..


pamukelma,doğalı bulmak zor değil ve tadı nasıl farklı değil mi?burda perşembe günleri pazar kuruluyor,köylü pazarı ayrı,görseniz,elleri nasırlı teyzeler,1 kasa domatesini,10 bağ maydonozunu taze soğanını satıp dönüyor köyüne


fulyaderin

pamukelma,ben tercümanım,kızım 5 buçuk aylık,ben şu an çalışmıyorum,evet ilçede yaşamak kendi seçimimiz.Ankara ya 70 km uzaklıktayız.büyükşehirin gürültüsünü özledikçe ve çeşitli sebelerle sık sık ankaraya geliyoruz.

Baban için üzüldüm,büyük bir gerçeğin acı sonu gerçekten,sabırlar diliyorum.

geçen hafta kızımın rutin dr konrolü vardı.(ankara da GERÇEK DOĞALCI arayanlar için şiddetle tavsiye ederim Prof.Dr Sevgi Başkan) organik kavanoz mamaları ve bebekler için üretilmiş yoğurtalara ne diyorsunuz dedim,suratı değişti! ki bu sektörün çalışanları ve bazı mamacı doktorların savunması şu; sizin pazardan aldığınız meyvalardan daha sağlıklı ortamlarda üretilip,saklanıyor.bebek yoğurduna ise burun kıvırdı.düşününki bunlar BEBEKLER için üretilen gıdalar,yetişkinler içinse durum daha vahim.çocuklarımızı en sağlıklı gıdalarla büyütmek istyoruz,umarım birer yetişkin olduklarında doğala biliyor ve ulaşabiliyor olurlar.
 
Hande gerçekten keyifli bir iş yapıyorsun,afiyet olsun :)sen nedüşünüyorsun bilmiyorum,eşim bu organik sertifikası almanın bir çok kestirmesi olduğundan bahseder,100 dönümlük arazide 2 dönüm için şartlar sağlanarak,kitabına uydurmaya kadar.gerçekten acıklı..


pamukelma,doğalı bulmak zor değil ve tadı nasıl farklı değil mi?burda perşembe günleri pazar kuruluyor,köylü pazarı ayrı,görseniz,elleri nasırlı teyzeler,1 kasa domatesini,10 bağ maydonozunu taze soğanını satıp dönüyor köyüne



green

burada yazılan iyi niyetli yazıları okuyunca önce karışmayayım dedim ama sonra Türkiye de yaşayıp bu ülkenin gerçeklerinden kopuk yaşandığını düşünmeye başladım. Kimseyi eleştirmek amacıyla yazmıyorum mesleki etik açısından yazmak zorunda hissediyorum. Hekimim anneyim. verem aşısını yaptırıp üstünden 20 gün geçmeden çocuğumu bu ülkede herhangi bir alışveriş merkezine bile götürmem. Birçok hekim anne de aynı fikirdedir. Amerika Birleşik Devletlerinde veya avrupa ülkelerinde verem sadece HIV pozitif ya da bağışıklığı baskılanmış hastaların problemi olabilir bu yüzden rutin aşılamada yeri yoktur. Üstelik oradaki ailelerin aşı savaşı haklıdır çünkü bu kadar az rastlanan hastalıklar için aşının riskini göze almak istemezler.

 Ama Türkiye' de benim devlet hastanesindeki polikliniğime gelen 70 hastadan en az 3 tanesi verem geçirmiş veya tedavi almaktadır. çocuk felcine gelince çocuk felci geçirmiş arka arkaya 3 hasta görseniz, koruyuculuğundan emin değiliz bu aşının deseler bile çocuğunuza yaptırmak için yalvarırsınız. kabakulak ya da kızamık sizlere basit hastalıklar gibi geliyor değil mi ?Aşı meselesi hepatit A ve su çiçeği için Türkiye'de tartışılabilir o da zaten isteğe bağlı. Ama evde 14 aylık bebeğiniz varken 5 yaşındaki kızınız kreşten su çiçeği getirdiğinde büyük kızınızı zamanında aşılatmadığınız için çok pişman olabilirsiniz.
 
yarar zarar oranı denilen durumda yaşadığın ülkede bir hastalığa yakalanma ve onun komplikasyonlarından zarar görme risk oranıyla, olacağın aşının muhtemel risk  oranların karşılaştırırsın. California da yaşıyorsan bu farklıdır. Türkiye' de yaşıyorsan bu farklıdır. Bütün anneler çocuğu için en iyisini ister ve bilir (buna samimiyetle inanıyorum) ama yaşadığımız ülke bu hastalıklar yönünden yüksek riskli bir ülke. Sonuçta bunlar şahsi düşüncelerim didaktik olduysa şimdiden özür dilerim mesleki deformasyondandır.


ozguranne

Green, yazdıklarından çok faydalandım. Teşekkür ederim. 



Ulku

green, cok guzel ifade etmissin, bir sIkIntI yok bence.


zeynepa


sağolasın green! keşke daha çok hekim böyle yerlerde yorum yapsa bizler de bildik bilmedik konuşmasak :) şaka değil, samimiyim.

aslında bazılarımızın bildikleri var ama tabii yer sınırlı, yazman için zaman sınırlı vs. Dolayısıyla belki de bazı konuların böyle ortamlarda uçlarda konuşulması doğru olmayabilir, diye düşünüyorum. Yani konu hakkında çok bilgisi olmayanlar, konuyu farklı yorumlayabilirler belki.

Homeopati'yi duydun mu bilmiyorum? Geçmişimizden beri getirdiklerimizden, anne-babalardan bize genetik olarak miras kalanlardan, şimdiye kadar vücudumuzu maruz bıraktığımız her türlü yabancı maddeden arındırmadan tam sağlıklı olunamayacağını söylemi olan bir tedavi şekli. Aslında tanımı o kadar uzun ki, yukarıdaki 1 cümlelik tanımlamam homeopatiin sadece bir yanı.

Ben sağlık çalışanı değilim. Hem kemdim, eşim ve çocuğum homeopatik tedavi görüyoruz hem de homeopati ile ilgili sık sık okuyor ve araştırıyorum. Homeopati ile tedavi edenlerin çoğu tıp doktoru.

Yukarıda yazdıklarına katılmamak mümkün değil. Ancak benim demek istediğim tıp gibi bilimlerde de fikir ayrılıkları olabileceğini göstermek. Homeopati doktorları da tıp okumuş insanlar ama senin bakış açını paylaşmıyorlar. Ama haklısın. Dediğim gibi belki bu tip konuları sadece ilgilileriyle konuşmak, her yerde bu kadar açık konuşmamak lazım.

Bir de merak ettim; tabiiki alışveriş merkezleri bebekler için mikroplar açısından hiç de cazip mekanlar değil ama - senin neredeyse 3 aylık bebeği (verem aşısı olduktan sonra 20 gün ekliyorum üzerine) alışveriş merkezine kati suretle götürmemen acaba neredeyse tüm kadın doktorların sezaryen olmalarına ve yakınlarına sadece ve sadece sezaryen yaptırmalarına mı benziyor, diye düşünmeden de edemiyorum??!!...


Aysegul_

Günlerdir yazacağım bir türlü vakit bulup beceremedim, açıkçası ben de green ile aynı fikirdeyim. avrupa amerika'da bu hastalıkların görülme oranı tabii ki bizle aynı değil. her ülkenin aşı programı farklı. bir de bu aşı yaptırmama olayını bütün aşılara karşı mı düşünüyorsunuz ? bazı aşıları anlıyorum su çiçeği grip aşıları rota aşıları hepatit a gibi. ama mesela bizde verem şu an hortlamış durumda dışarda metroda otobüste bile bulaştırıcı hastalar var. Verem aşısı tam olarak vereme karşı koruyucu olmayabilse de komplikasyonlarına karşı daha çok koruyor. aşılanmak yerine hastalığı geçirsin diyorsanız tamam kızamıkçık veya kabakulak için olabilir ama ya çocuk felci, tetanos, difteri? hepatit b'nin geçirildikten sonra taşıyıcılık kalma riski az ama var, nerdeyse 10 hastadan birinde. sadece taşıyıcılık da değil Hepatit b karaciğer kanseri nedenlerinden bir tanesi. Sadece bu aşıyı olarak karaciğer kanseri nedenlerinde birisi ortadan kaldırılmış oluyor. bence aşılama önemli bir koruyucu sağlık hizmeti. sonuçta aşı sayesinde çiçek hastalığı artık görülmüyor, diğer hastalıklar için bu neden olmasın. Açıkçası benim de bazı aşılarım eksikmiş annem de doktor olduğu halde çoğunu yaptırmamış. Sonuçta çocukken kızamıkçık geçirmişim hiç farketmedim, su çiçeği de geçirmişim iz de kalmamış. ilkokulda 5. sınıfta kabakulak geçirdim, komplikasyon olmadı çok şükür ama 2 hafta okula gidemedim. Kızamık geçirmedim, erişkin yaşlarda daha ağır seyrettiği için korkuyorum kızamıklı çocuklar geldiğinde ama tembellikten hala aşı olmadım:) sağlıkçı olduğum için hepatit b aşısını öğrenciyken yaptırdım. Böyle işte her aşıyı yaptırmamayı anlıyorum ama bunu bütün aşılara genellememek lazım diye düşünüyorum.



Cevaplamak için Üye ol