18 ay ve devamı 2 yaş davranışları

evren soruyor: 10

Tan 18 ay itibariyle kişilik gösterme davranışlarını pekiştirmeye başladı. Doktorumuz kararlı tavır takının, ama fazla inatlaşmayın dedi.  Bazen ağlamanın süresi uzadığında nutkum tutuluyor ve ne yapacağımı şaşırıyorum. Bazen de bir davranışı karşısında anlık verdiğim kararın, düşündüğümde aslında gereksiz olduğunu anlıyorum.  Önerilerinizi  bekliyorum!!!


13 Cevap


sevda

bu dönem hepimiz umarım kolay geçiririz, ama sanırım sabırdan başka öneri yok gibi.


meycan

Gülce'nin de yalandan kendini yere atıp ağlamaları var. Ben çok üstüne gitmemeye çalışıyorum. Konuşmaya ilgisini başka yöne çekmeye çalışıyorum.

Hatta parkeye yattıysa, "geç halının üstünde yat ağla, ama ağlaman bitince de haber ver" diyorum, o da o arada "tamam" diyor:) Kaprisi devam ederken bende hiçbirşey olmamış gibi onla konuşuyorum. "aaa, bak pencereye kuşlar gelmiş... çizgi film başlamış..." vs gibi. Sonra bir şekilde geliyor, ya da uzarsa ben kaldırıp gıdıklıyorum öpüyorum falan...

Yalnız dün akşam enteresan birşey oldu. Bebekleriyle birlikte oynuyorduk, neye sinirlendiğini anlamadım iki bebeğini de "kızdım" dedi yere attı. Bir süre sonra onları parkenin üzerinden alıp "üşümesin, halıya yatsın" dedi, halının üzerine koydu. Epey bir süre sonra da hiçbişey olmamış gibi yine onları kaldırdı ordan....

Acaba yanlış bişey mi yapıyorum???


esraozlem

meycan bir an kendimizi görür gibi oldum :) Ada'da da bu yere yatıp ağlama numarası çekmeler vardı bir dönem Gülce gibi. Özellikle annane-dede-dayı üçlüsü bir aradaysa sıkça oluyordu. Valla biz de aynen, ağlarken parkede üşürsün, gel halıya yat diyorduk :) Kalkıp geliyordu. Üstelik kalkıp gelirken ağlamayı kesip sırıttığını da yakaladık bir kaç kere :) Bu tip ağlamalarından sonra da olayın üstüne birileri gelirse eve, koşarak gidip yanına anlatıyordu, Yüzünü buruşturup "Ada, ühühühü" şeklinde. Hayır yalandan ağlarken ağlıyor sahiden de, sonrasında taklit edemiyor o haline çok gülüyorum :) (içimden tabii)

Bizim genel tavrımız bir şeye takarsa, o anda mümkün olmasa da olabilecek bir şeyse, "tamam yapacağız ama..." şeklinde durumu anlatmak ve zamanı/yeri geldiğinde (bazen 5 dakika bazen yarım saat sonra) o unutsa dahi muhakkak yapmak ama olmadık bir duruma itiraz ederse ağlarsa ve mümkünatı yoksa inatlaşmayıp, dikkatini dağıtmaya ilgisini başka bir şeye yönlendirmeye çalışmak şeklinde. Ha anne-baba sabır taşı mı değil tabii, bazen biz de kızabiliyoruz, öfkelenebiliyoruz, sabrımız tükeniyor (benim daha sıkça sanırım), mümkün olduğunca ortamı değiştirip, biri daha evdeyse görevi devredip bir iki dakika balkona, başka odaya gidip sakinleşmek sonra devam etmek de işe yarıyor.

Bir de tabii duruma göre bu inatlaşmaları ayrı ayrı incelemek gerekiyor sanki. Örneğin Ada'nın uyku rutini genelde akşam 9buçuk gibi başlıyor, soruyoruz "uykun geldi mi, dişlerimizi fırçalayıp yatalım mı" diye, hayır diye tutturuyor. Fakat esnemeye başlamış, dikkatini odaklayamıyor hale gelmiş uyku gözünden yüzünden akıyor, ama bu tutturmasına biz de tutturmayla yaklaşırsak olay çığrından çıkıyor, ki çıktı da bir kaç kere. Artık yöntem hayır dediğinde "peki 5 dakika daha oynayalım" demek, o 5 dakika yetiyor ona, sonra banyoya gidiyor kendiliğinden.

Yemek konusunda da bazen damarı tutuyor ağzına bir lokma dahi almıyor, ama biliyorum ki aç, yemek zamanı demişiz, koşarak oturmuş sofraya, ee n'oldu şimdi açtın hani, sen geriliyorsun, o geriliyor, ortam geriliyor. Ben bu durumda direkt bırakıyorum uğraşmıyorum. Tabağı, kaşığı çatalı önünde, biraz oynayıp bir şekilde ağzına götürünce tadını alıp, hoop yemeye başlıyor hapur hupur, yemezse de bugün yemesin diyorum çünkü diğer türlü daha beter olacak tahmin edebiliyorum.

Henüz hiç bir şey değil yaşadıklarım az çok öngörebiliyorum okuduklarımdan duyduklarımdan, bu yüzden tecrübeli anne-babalar ne der bu konuda bir de onları dinlemek isterim.


Burcu

Defne de istediği birşey olmadığı zaman ağlamayı ve bağırmayı keşfetti bu aralar.ama tabir-i caizse adamına göre muamele yapıyor.mesela benden de olmaması gereken birşey isteyebiliyor ama ben ya kararlı bir ses tonu ile hayır olmaz diyorum bu durumda ya kabullenmek zorunda kalıyor,eğer devam ederse bir şekilde dikkatini başka yöne çekiyorum... ama kişi babası olursa resmen parmağında oynatıyor..defalarca söyledim her istediğini yapma diye..ama kıyamıyormuş kızına..bak bak biz n'olduk şimdi gaddar anne....bazende " hayır olmaz kızım anne izin vermiyor " demiyormu :)))))) ahh bu kocalar..


Burcu

anlatmaz olurmuyum hemde bıkmadan usanmadan defalarca...ama yapısı böyle..ben az çok başıma gelecekleri bilirmiş gibi eşime bebeğimiz olmadan önce benim olmaz dediğime sen olur deme,birşey istediği zaman yada bir olay hakkında karar vereceğimiz zaman ortak bir paydada buluşalım demiştim..bu konu hakkında bende etrafımda çok örnek biliyorum..anne çocuğun gözünde hep hayır diyen rolüne bürünüyor ister istemez..işimiz zor ama herşey onların iyiliği için...



GulcanDeniz

"terrible two-felaket iki" denilen ve ağırlıklı olarak 2-3 yaş arasında görülen bu inatlaşmalar iyiymiş aslında. Çocukların kişilikli bireyler olacağının, karakterinin sağlam geliştiğinin göstergesiymiş.  Bu yüzden de mümkün olduğunca inatlaşmamaya çalışmak, daha önemlisi  "yok saymamak, görmezden gelmemek", küsmemek gerekiyormuş. Çünkü sizin sorun çözme biçiminizi alıyorlarmış. Küserseniz mesela, o da sorun çözme yöntemi olarak kendini kapatmak, küsmek gibi davranışları benimsiyormuş.

"Vaaz" vermek yerine B planı bulmak gerekiyormuş. ("Fırın sıcak elini yakar, bu yüzden elini sürme" gibi "vaazlar" yerine "hadi  gel, elindeki oyuncakla şurada oynayalım" filan gibi şeyler yapmak gibi...)

Valla bunları bilince sanatçı, dahi, peygamber gibi birçok sıfatı gerektiren davranışlar edindim. Her zaman B planı bulmaktan yaratıcılığım hat safhaya ulaştı :))


GulcanDeniz

Vaaz kısmını iyi anlatamadım tabii, kısa yazayım derken.
Akıllı Sevgi adında bir kitapta okumuştum.

Çok haklısın, neyi niye yapmasını istemediğimizi kısa cümlelerle anlatmak gerekiyor, ama "vaaz"a kaçmadan.
Yani onun da ikna olmasını görmeye, onaylamasını beklemeye çalışacak kadar uzun uzun anlatmak yerine  senin dediğin gibi kısa ve net cümleyle ifade edip hemen B planını devreye sokmak.

Zaten elini bile bile sıcak fırına yapıştırmaya çalışan kaç tane 4 yaşını geçmiş çocuk biliyoruz ki? Hep bizimkilerin yaşındaki "sürrealist" veletler yapmak istiyor, kişilik gösterisi şeklinde.

Oğlun sahiden sağlam karakterli olacak, emin olabilirsin :))

Bir de "hayır" kelimesini sık sık söylemek iyi bir şey değilmiş. "Hayır" demek yerine açıklama yapmak, neden yapmaması ya da yapması gerektiğini anlatmak gerekiyormuş. Yine vaaza kaçmadan tabii.

Çocuk doğuştan, doğası gereği etrafındaki olup biteni, dünyayı "keşfetme arzusuyla" doğuyor. Dolayısıyla onun doğasının emrettiği, istediği bir davranış var, keşfetmek istiyor. Ama siz buna karşı çıkıyorsunuz. Çocuk için ne feci düşünsenize.


esraozlem

Peyibal yazdıklarına katılmakla birlikte mola yöntemi konusunda çekincelerim var.  Ben de Ada'nın kontrolü kaybettiği zamanlarda mola yönteminin benzerini kendimce tatbik ediyordum. Yalnız bırakıp başka bir odaya geçmek şeklinde değil ama bir süre konuşmayı kesiyor ve bir iki dakika sadece dinliyordum Ada'yı.

Ancak şubat ayında Psikoloji İstanbul'un Olumlu Ebeveynlik Semineri'nde bu konu gündeme geldiğinde farkında olmadan Ada'yı cezalandırdığımı hissettim ve çok üzüldüm. Seminerde çocukla iletişimi kesmenin olumsuz etkileri üzerine konuşmuştuk. Çocuklar için anne-baba'nın iletişimini kaybetmenin bir kaç dakikalığına da olsa alabilecekleri en büyük ceza olduğunun üzerinde durmuştu Tolga bey. O zaman düşündüm Ada ne tepki veriyordu diye. Çok şaşırıyordu! Çünkü anlayamıyordu. Belki de korkuyordu. Yani açıklıyordum elbette "bunu yaptın, bu yanlıştı, örneğin benim canımı yaktın, bir süre konuşmayacağım seninle" şeklinde diye ama aslında içten içe ona küstüğümün mesajını veriyordum belki de. Şimdi benzer durumlarda ilgilenmiyorum ya da ilgisini başka yöne çekmeye çalışıyorum. Açıklamamı da yapıyorum ancak iletişimi kesmiyorum hiç bir şekilde.


nilberk

gkaplan çok haklısınız acayip yaratıcı bir o kadar sakin bir nevi insan üstü yetenek ve hoşgörüye sahip olmak gerekiyor dediğiniz gibi yeni yeni sıfatlar ediniyoruz :)

bana da bir arkadaşım anlatmıştı çocuk gelişimi üzerine okuduğu bir kitapta bu yaşlardaki çocuklar ma-me ekleriyle söylenen (olumsuz ekler) komutlara tepki veriyorlarmış

uzman mutlaka deneyin yapma derseniz yapıcam yapıcam diyen çocuğa aniden JANDARMA dediğinizde çocuğun tepkisi jandarcam jandarcam olur  :) yeter ki ma deme

olumsuz ekler ve hayır !gelişimini kötü etkilermiş miş miş

dün berk tavanın sapını yana dönük olmasına rağmen yakaladı sadece bir an nasıl üstüne atladığıma ben bile inanamıyorum tabi benim ani tepkim dur yapma yanarsın biraz yüksek sesle olunca berk bir süre tava için ağladı (bu arada geçen aya kadar ben mutfaktayken oyun parkında duran oğlum sırf onu parkta bırakmayayım kendisi için daha eğlenceli oyun alanı olan mutfakta benimle olmak için parkı bir yanına iyice yaslanarak sallıyor ve sanki canı yanıyormuş gibi bağrıyor ilk denemesinde beni yanına koşturttuğu için bunu deniyor )

insan korkuları ve çocuğunun olumlu gelişimi arasında acayip olgun olmalı çookkk zorrr ama zorunluluk


nilberk

Başakçelik

Mutfak zaten Berk e göre şekillendi dediğin gibi :) kek yaparken salata soyarken birlikte olmak keyifli buzdolabı evimizde hiç bu kadar kıymet görmemişti emin ol ki sen de yaşıyorsun :)

ama en azından kızartma yaparken yanımda olmasa daha güvenli geliyor bana ama onu üzmeden yöntemler bulmaya çalışıyoruz dediğin gibi gerçekten zor bir dönem hem güvenli hem keşfe açık hem kişiliği olumlu gelişsin b planları yarat .....
 
zaten  kimse anne olmayı kolaydır diye anlatmamıştı olsun bu dönemleri olumlu atlatabilsek sabahları elleri koynumuzda uyandıktan sonra hepsi aşılır :))



Cevaplamak için Üye ol