Hamileliğe hazır olmak

cymbelline soruyor: 10

Eşim ve ben çocuk sahibi olmayı düşünüyoruz. Ama kafamda hala bebekle ilgili soru işaretleri var. Hamileliğe hazır olduğunuzu nasıl anlarsınız? Veya hazır olmak diye bir şey var mı? Bu konuda bana yardımcı olabilirseniz sevinirim.


13 Cevap


simge

Yaşam düzeni, maddi imkanlar gibi somut şeyler hazırlanabiliyor. Ama ruhen hazır olup olmadığını hamileyken bile kesin bilemiyorsun. Bence kucağına aldığında anlaşılıyordur.


cymbelline

Evet işte demek istediğim buydu:) Çok şükür yaşam düzeni, maddi imkanlar gibi yapılması elimizde olan şeylerde bir sıkıntımız yok. Çünkü düşündüğümde bazen evet bebek için hazırım diyorum, bazen ise biraz daha beklemem gerektiğini düşünüyorum. Ama neyi beklemem gerektiği konusunda da pek bir fikrim yok maalesef:)


mucize

Hamilelikte kısmen hissedilen, ama kucağına aldığında kesin olarak yaşanan bir duygu var ki; şimdiye kadar hiç böyle bir mutluluk yaşamadığın :) Hazır değilsen de böyle bir mutluluğu tahmin etmediğindendir.. diye düşünüyorum :) Hakkınızda hayırlısı arkadaşım.


kelebek

Merhaba..Bu tarz düşünceler sizin yakanızı hamilelikte de bırakmayacak bir süre maalesef..Bunu tahmin ediyorum jinekoloğunuz da sizinle paylaşacaktır. Ben hamileliğimin ilk 3 ayında bebeğimi bir türlü kabullenememiştim:( Bunu şimdi üzülerek hatırlıyorum. Hatta annelik için doğru kişi olmadığımı düşünüyordum, hamile kaldığıma pişmanlık bile hissetmiştim. İlk olarak 19. haftada karnımda kıpırdadı, henüz yeni yatmıştım yatağıma. O an gözlerim doldu:) Hele ki sezeryan sonrası odama ilk gelişini ve karşılaşma anımızı size tarif edemem:) Böyle bir sahne yok...O kadar sıcacık ve güzel kokuluyudu ki tarif edemem. Kendi dudaklarını emiyordu:) Öylesi bir duygu ki allah isteyen herkese yaşatsın.Sevgiler,


cymbelline

Yorumlarınız için teşekkür ederim. Bir nebze de olsa rahatladım açıkcası:) Demek ki herkes böyle şeyler hissedebiliyor. Kendimi daha rahat hissettim bir an. Tekrar teşekkür ederim:)



Damla

Aşağıda yazacağım şey, umarım bir gün bastıracağım kitabımdan bir bölüm olacak. İlk kez bir yere bir bölüm kopyalıyorum. Nurturia'dan vakit bulursam bitireceğim :) Ve ileride çok ünlü bir yazar olursam bu soruya da epey trafik gelir sanırım :P

"...
Meğer ilk çocuk sahibi olmayı hayal ettiğimizden, kendimizi ebeveyn pozisyonunda düşünmeye başladığımızdan itibaren anne-baba olurmuşuz. Herkes kendi kafasında oluştururmuş yavaş yavaş kendi ebeveyn modelini.

O zaman dedim kendi kendime, ben o zaman “evin en küçük annesi” olabileceğim ancak. Her ne kadar her yaşımda, tüm küçüklüğümle herkesin işine karışsam, her konuda fikir yürütsem, fikir düzeyinde karışmakla da kalmayıp bir de araştırma yaparak desteklesem de savlarımı, hiçbir büyüklük, bilgelik hissetmiyorum bu karnımdakine karşı da, kimseye karşı hissetmediğim gibi. Anaçlık desem, kendi dağınıklığımı zor toplarım genelde. Onunla birlikte büyüyeceğim desem, otuza dayandım, nereye büyüyeceğim bu saatten sonra.

Evet düşünmüştüm, pek çok kereler, seviyorum diye konu komşunun bebeğine baktığım ilkokul çağlarında bile düşünmüştüm anne olmayı. Arkadaşlarımızın çocukları olduğunda, onlarla mutlu olduklarını  ya da sorunları olduğunu dinlediğimde. Çevremde şaka kaldıramayan kişilerle tanışıp, bizimle her dakika uğraşan babamı, sabahları kahvaltıda fıkra anlatan annemi  düşündüğümde. Balkondan atlayan bebeğinin peşine atlayıp, hem bebeği kurtaran, hem kendi kurtulan babanın haberini okuduğumda. Lokantadan ihtiyacından fazla peçete almasına kızılmayan çocuğu gördüğümde. Elektrik süpürgesinin vakkumuyla emekleyen bebeklerini yakalayan çiftin oynadığı reklam filmini izlediğimde. South Park isimli yetişkin çizgi filmine gülerken, Pixar’ın  yeni çıkacak animasyon filmini heyecanla beklerken, yavaş yavaş anne olmuştum. Evet ama sonuçta evin en küçük annesi olmuştum. Zaten her anne baba, evin hangi anne babası olmak istiyorlarsa, onu oluyorlar. Bir canlıya hazırlanmaya başladım. Dokuz aylık üretim sürecim başlamadan çok önce..."


esraozlem

Damla, çok güzel anlatmışsın... Çok!

Gaza geldim, ben de birşeyler paylaşmak istedim. Aşağıdaki yazım henüz Ada'ya hamile kalmadan aylar önce, fazlasıyla sorguladığım dönemlerden kalma. Her anne-baba aynı süreçten geçiyor sanıyorum.

Sevgiler.

***

Pıtır pıtır tomurcuklanıyor ağaçlar. Kimisi çoktan döndü bile yaza. Rüzgarla gelen, o ılık çimenle karışık deniz kokusu. Havada asılı kalmış adeta. Elime, yüzüme, saçlarıma dolanıyor. Şimdi, tam, bu zaman. Isınıyor içim, bahar gelmiş çoktan!

Bahar gelmiş de, bende bir hüzün ki sorma gitsin. Oysa mutlanmak gerek. Öyle ya, pıtır pır tomurcuklanıyor da tüm sevdiklerim. Bu mevsim bebeklerin mevsimi besbelli. Üçer beşer kızlar oğlanlar geliyor, kızlar oğlanlar pıtır pıtır tomurcuklanıyor. Duydukça seviniyorum, duydukça daha bir, umutlanıyorum, duydukça istiyorum... Hani yoldan geçerken gördüğüm bir şen kahkaha çocuk yüzlerinde, ya da hani bıcır bıcır konuşurlarken kendi kendilerine, ya da, mis kokulu, çıngırak gibi şakırken böyle birini almış da severken göğsümde, tam o anda "bi' tane de benim olsa be!" diyorum!

Diyorum demesine de korkuyorum ben fena. Bir yandan çok istiyorum, hani içime biri kaçmış gibi olsa, ben de hissetsem o hep söylenen tekmeleri, sonra doğsa, süt kokan ensesini filan öpsem, gülse bana, öyle baksa, dünyalar benim olsa, büyüse etse, anne dese, sarılsa, sevmeye kıyamasam, sevmeye doyamasam... Olsa...

Hormonlar şahlanıyor. Daha bir kadın oluyorum sanki o anda. Ne zaman bir bebek görsem işte, daha bir içime alasım, daha bir sıkı sarılıp öpesim koklayasım geliyor. Hah, diyorum! Oldu şimdi, hazırım artık, ama soracağım ya, sormadan olmuyor ya, daha erken mi, emin miyim, değil miyim, korkmuyor muyum bu hayattan, bu ülkede çocuk yapmaktan, tüm yapılacakları yapmamış, tamamlanacakları tamamlayamamış olmaktan, kendimden?

En çok da kendimden... Alıp başımı gidesim geliyor... Nereye gideceğim, kendimden kaçamadıktan sonra. Ama soruların ardı arkası kesilmiyor. Onun çöpü bunun sapı, düşünmeye başlıyorum daha da, düşündükçe uzuyor, düşündükçe aldığım karar gözüme daha bir zor görünüyor. Sonra... Sonrası yok... Düşündükçe artıyor yalnızlığım. Feci yalnız oluyorum. Fena yalnız! Pek yalnız! Çok yalnızlıklar yaşamışım ama şimdi en büyüğüymüş gibi geliyor yaşadığım. Yoruluyorum kendimden. Yoruluyorum düşünmekten, gidip gelmekten, yer değiştirmekten...

Pıtır pıtır tomurcuklanıyor ağaçlar oysa. Isınıyor içim, bahar gelmiş çoktan! Yüzüme esiyor rüzgar. Daha bir tatlı... Daha bir deniz kokuyor... Elime, yüzüme, saçlarıma dolanıyor. Kim bilir, belki de düşünmemek gerekiyordur bu kadar...

***



qwertyaszxcv

özgüranneyi de okudum tam oldu,
herşeyi yazmış nerdeyse, her olasılığı..
en çok hoşuma giden "hayatla bir kavgan varsa önce onu hallet" demesiydi.
bende cymbelline'ye küçük bir kaç söz söylemek istiyorum. o minicik varlığı görene kadar aslında hiçbirşey anlamıyorsun, anneliğin ne olduğu hakkında. bir anda bir servete sahip oluyorsun ve bunu hergün başka bir açıdan gözlemliyorsun. hatta çoğu anne niye daha önce yapmamışım diye sorar kendi kendine. birde eğer kararınızı verirseniz, her anın tadını çıkarmaya bak.


ABIDE

Maddi imkanlar hazırlanabilir ama annelik farklı bir duygu.Ben hamileyken bile alışamamıştım taa ki doğuma kadar ebe ameliyat hanede kızımı bana gösterdiğinde bu benim mi diye düşündüm sonra emzirmeye getirdiklerinde anne olduğumu iyice anladım bütün gece hastanede kızımı seyretmiştim:) Şimdi ise ondan önceki 3 yıl hiç yokmuş gibi onun doğumuyla yeni bir sayfa açıldı hayatımızda sadece ondan sonrası var :))



Cevaplamak için Üye ol