.

CokBilmis soruyor: 8

.

Bu soruyu cevapla


8 Cevap


kedidirkedi

1) Yapmak istememe durumu bizde de oluyor. Çocugun çişine de müdahale etmek istemiyorum aslında pek ama bazen baskıyla bazen güzellikle agam, paşam yaparak yapmasını saglıyorum. Yalnız bir iki kere çocuk çişim yok dediği halde baskıyla gidip oturmasını sagladım, hakikaten iki damla çiş çıktı, utandım kendimden çocugun lafına da inanmamazlık yaptıgım için. Bu yüzden artık yeri geldiğinde gece yatmadan önce  ya da dışarı çıkmadan çişini yapması gerektiğini, eğer çişini yapmazsa altına kaçırabilecegini ve bu durumdan rahatsız olacagını,diğer çocukların  onu ayıplayabileceklerini anlatıyorum. Bu diğer çocuklar kısmı çok işe yarıyor.

2) Benim kızım el yıkama delisi bir tip. Deli gibi sabun harcayıp dakikalarca lavabonun basında el yıkıyor müdahale etmediğim zaman. Suyla yapılan her aktiviteye bayılıyor. Şimdi ben bir de ona çişini yaptıktan sonra el yıka desem işin içinden çıkamayacagız. Bu yüzden çişini yapıp poposunu siliyor ama el yıkatmıyorum. Zaten bakıyorum, sildiği tuvalet kagıdı bile dogru düzgün ıslanmıyor. Oradan eline çiş falan bulaştıgını sanmıyorum. Bulaşıyorsa da idrar zaten steril diye avunuyorum :)  Yani şu an zaten mikroplara ekstra bir ilgi durumumuz var. Mikropların bizi nasıl hasta ettiği, ellerimize bulastıgı, mikropların agzımızdan burnumuzdan vucudumuza girdiği falan filan. Yani biraz daha üzerinde dursak takıntı oluşması an meselesi. Bu yüzden şimdilik bu çişten sonra el yıkama olayına girmiyorum. Kreşe gittiğinde zaten orada da bu konu üzerinde dururlar, bütün çocuklarla birlikte dogal olarak ögrenir diyorum.

Son olarak, bu iki yaş sendromu hikayesinde çok özgürlük iyi getirmiyor. Bazen onun yerine karar vermek, aglasa da kararlı davranmak, baskın çıkmak gerekiyor. Ergenlikte de böyledir ya hani. Ailesinin hem özgür bırakmasını hem de sahip çıkmasını ister ergen, işte o hesap. Biraz "gözüne görünmek" gerekiyor bence.


SelmaOnurEmre

Canım birkaç ay önce Uzman Psikolog Iraz Toros'un 2 yaş sendromu seminerine katılmıştım. Nururia annelerinin düzenlediği bir seminerdi. Orada konuşulanları seminer sonrası birçok arkadaş yazdı notları. İnan bu seminer sayesinde çok hafif atlatıyoruz biz sendromu. Öncesinde çok fenaydık. Bence altın değerinde bilgiler. Biraz uzunca ama okumak istersen aşağıya kopyaladım. Belki işine yarar...

 

İKİ YAŞ SENDROMU NEDİR?

 

Çocukta "yapabilirim" duygusu ve ardışığı olan "aslında yapamam" duygusunun birlikte yaşanmasıdır. 

 

"hem yeterince iyiyim, hem de galiba değilim." 

 

çocuk yeterliliğini ispat duygusu içindedir. her şeyi yapabileceğini zanneden çocuk, başarısız olunca, öfke nöbetine girebilmektedir. çünkü her ne kadar konuşabilse de yetişkinler gibi kendini ifade yeteneği henüz gelişmemiştir. kendini cümlelerle ifade edemeyen çocuk, en iyi bildiği şeye yöneliyor; BEDENİNE. heleki ısırma, vurma, saç çekme, kendini yere atma gibi şeylerin bir kere işe yaradığını görmüşse buna devam ediyor.

 

ÇÖZÜM

 

tabiki somut bir çözüm önerisi yok, ama soyut ve de uzun konuşmalardan sakınarak, olayları onun anlayacağı şekilde somutlaştırarak anlatmak, her krizin sonunda mutlaka onu sevdiğimizi hissettirmek önemli.

 

1. uzayan inatlaşmalardan uzak durmalı. kısaca İNATLAŞMA. Ebeveynler öfkeye öfkeyle karşılık vermemeli. Çünkü onlar bizlerden ne görürse kendini o şekilde ifade etmeyi öğreniyorlar.

 

2. öfke krizi zamanları anne-baba otoritesinin kurulup, güçlerinin sınanacağı zamanlar değil. burada ebeveynler "acaba otoritem mi sarsılıyor?" diye düşünmeyecek. 

 

mümkünse yetişkinler krizi gelmeden anlayacak, ipuçlarını takip edip, çocuğun ihtiyaçlarını kavrayacak.

 

hayır, dediği şeyin gerçekten hayır olup olmadığını sorulacak. Yani hayırlarımız sınırlı olacak, aslında yapmasında bir sakınca olmadığı halde bir şeye hayır diyip, sonra ağlayınca ya da öfkelenince evet demektense, güvenlikle ilgili şeyler haricinde hayırlarımızı az tutacağız.

 

3. öfkesini yaşamasına izin vereceğiz. biraz ağlayabilir.

 

4.GİT ODANA AĞLA, ORADA DÜŞÜN, SAKİNLEŞ ÖYLE GEL, demek kesinlikle yanlış. bu bir 2-2,5 yaşında bir çocuğun kaldıramayacağı bir yöntem, çocuk daha odasına giderken neyi düşüneceğini unutacaktır, çünkü onlarda henüz bilgi aktarımı yoktur, krizin başını hatırlamayabilirler, üstelik bir odada tek başına ağlaması terk edilmişlik ve başedemeyeceği bir yalnızlık duygusu yaşatır. 

 

bunun yerine biraz ağlamasına izin verip, sonra sevgiyle sarılmalı, sakin kalabilmeli, ona "herşey yolunda, biz iyiyiz, mutluyuz" mesajını vermeliyiz.

 

kriz sonrası şefkat önemli.

 

soğuk öfkeye izin verilmemeli.

 

duygularımızı kısa net cümlelerle ifade etmeliyiz. 

 

-her hayırları hayır değildir, parka gidelim diyip sonra ağlamaya başlayıp gelmiyorsa belki evde oynadığı bir oyunu bırakmak istememiştir vs gibi.

 

- çocukta "ben, benim " duygu hakimdir. bu dönem paylaşma dönemi değildir. anneler ısrarla "paylaş" vs dememeli, çünkü onun öncelikli ihtiyacı "ben" dürtüsüdür.

 

0-3 yaş arasında zaten paylaşmasınlar. 

 

-neden sorusu? ilgi çekmek için de soruyor olabilirler, onunla ilgilenelim diye... kısa net cevaplar.

 

- keşif duygusu

 

-dürtüsellik. o an ne yapmak istiyorsa onu yapmayı isteme duygusu hakimdir. 

 

-evlerde kilitli dolaplara karşı Iraz hanım, gerekli güvenlik önlemlerini alıp ortak alanları kullanıma açmalıyız.

 

-rutinleri severler, ama zorunlu bir çizelge gibi bir rutin değil. esnek kurallar...

 

-boy hizasına inip, mizacına saygı duymalı, ona seçim şansı vermeliyiz.

 

****************************************************

 




Bu arada emeği geçenlere tekrar teşekkürler...


Notlarım evde kaldı, aklıma gelenler bunlar. Umarım gelemeyenlere de faydalı olur.


-Çok fazla oyuncak almayacağım, onun yerine evde ve doğada olan objeleri sunacağım.

-Ağlamasına izin vereceğim, hemen susturmak için çabalamayacağım.

)http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=437435 - Harika çocuk kitabını alacağım. (

-Yine kendi işini kendi görebilmesi için basamak alacağım ki ellerini yıkamayı, dişini fırçalamayı vs. kendi yapabilsin.

-Oyuncak sepetini atıp derhal oğlumun yetişebileceği bir raf alıp oyuncaklarını oraya koyacağım. (Bu çocuğun düzenli olmayı ve sınıflandırmayı öğrenmesini sağlarmış. Hatta Iraz Hanım isterseniz 1 hafta kazaklarınızı bir sepete doldurup oradan seçmeyi deneyin, anlarsınız dedi)

-Hayır derken birkez daha düşüneceğim, gerçekten sakıncalı ise hayır diyeceğim

-İşten gelince artık sadece onu eğlendirmenin yollarını arayacağım, yok renkleri öğrensin yok sayıları öğrensin gibi bir kaygı gütmeden oyun oynamanın tadını çıkaracağım. Nasılsa öğrenecek onları kreşte, okulda vs.

Kendim için aldığım notları yazayım ben de. Yapacağım değişiklikler şunlar...

Ben de katıldım seminere ve çok memnun kaldım. Birçok soruma cevap buldum. Benim zaten hayırlarım azdı ama "şımartıyor muyum acaba" düşüncesi de kemiriyordu beynimi. Malum toplumumuzda sürekli bu yönde bir baskı var. "çocuğun her dediğini yapıyorsun" "çok şımartıyorsun" vs. Artık bunlara kulak asmayacağım. Bir de Iraz Hanımın "çocuğunuzun öğretmeni olmayın" sözü benim için çok etkili oldu. Sürekli bir eksiklik hissediyordum.

********************************

Çocuğa bakan tüm yetişkinler tutarlı olmalıdır.
5-Tutarlı ve aynı davranın.

4- 12 ile 36 ay arası çocuklarda özerklik dönemidir. 


3-Bu durumda 2 yaş sendrom denen şeyin anne babaların mı yoksa çocukların mı sendromu olduğu düşünülmelidir.

2- Çocukların öfkelerini yaşamalarına biraz izin vermeliyiz çünkü fazla kıstlanan öfke kendine döner.


1- 2 yaş sendromu yaşanırken her cephede öfke vardır. Anne Babanın ruh hali ise çaresizlikten doğan ÖFKE'dir. Yani herkes öfkelidir. Fakat sakin kalabilmek çok önemlidir. Çünkü onların "yol haritaları" bizleriz.

Bu arada paylaşılan notları okudum ve çok güzel özetlenmiş ben de kendi tutuğum notlardan burada paylaşılmamış olanları ekleyeyim dedim.

11- Düzeltme yapmaktan kaçınmak gerekir. Birşeyi yanlış söylediğinde öneğin pencereye tencere dediğinde hayır tencere değil pencere demek yerine düzeltme yapmaksızın hemen bir cümle içinde pencere diye doğrusunu söylemek erekiyormuş.

10- Bir şey anlatmaya çalışırken hemen sözünü tamamlamak yanış bir davranıştır. Sabırla kendisinin bitirmesini beklemek gerekir.

9- Çocuklara yarım etmeden önce onlardan izin istenmelidir.

 ve durum kontrolü yapabilir. Bu durumda da daha tutarlı ve güvenli bir hayat yaşar.
8- Çocuklar için rutin oluşturmak çok önemlidir çünkü çocuk sıralamayı, zamanlamayı öğrenir

7- Birden çok çocuğu olanlar için tüm çocuklara kendilerine özel zaman ayrılması gerekiyor.

6- Gerçek anlamda onlar ile zaman geçirilmeli. Çocukların sezgisel algıları çok fazla olduğu için onlara ayırdığımız zamanlarda başka şeyler ile ilgilendiğiizde aslında onlar ile olmak istemediğimizi düşünebiliyorlar. Her an kaçabileceğimi kaygısına kapılıyorlar.

16- Taklit oyunları kriz önleyicidir. 

Ve son olarak

15-Öğretmen değil birer ebeveyn olduğunuzu unutmayın.

14- Cezaladırmayın

13- Kıyaslamayın

12- Etiketlemeyin


kedidirkedi

Yalnız çişle içki çok ayrı örnekler be çokbilmiş :) Yani biri hapşuruk, osuruk gibi bir şey, diğeri de çikolata gibi bişey bence :)

Ben onu sevdiğimi her fırsatta söylüyorum, yaptıgımız tartışmalardan sonra da özellikle belirtiyorum, sena kızsam da seni çok seviyorum, sen kötü bir şey yaptıgında da seni sevmekten vazgeçmiyorum  diye ve artık bunu algıladı.  Bu konuda özellikle annemin tavrını takınmamaya özen gösteriyorum. Annem kötü bir şey yaparsan seni sevmem mantıgı güderdi hep ve şimdi kızım da yaramazlık yaptıgı zaman "sevmiyorum seni!" diyor, çok kızıyorum, sevginin ölçütü evladının/torununun davranışları olmamalı çünkü bana göre.

İçki örneğinden gidecek olursak, ben içkiyi önceleri yavaş yavaş tattıracagım ortamlarda, sonra sarhoş da edeceğim bir güzel yine güvenli kontrollü ortamda ki neler olacagını görsün,  sonra da oto kontrol geliştirmesi üzerine çalışacagım. ve evet, şimdiden bir kızılcık sopası edinmeli :)


tiara

bence her anne-çocuk ilişkisi özgün, o yüzden annenin ve çocuğun kişiliğine göre şekillenmeli. ben olsam yapabildiğim ve çocuğumu ezmeyecek ölçüde sınır koyardım, yani bildiğim bir doğru varsa ona fark ettirmeye, inceden de empoze etmeye çalışırdım ama tabi diyorum ya bu benim yetiştirme planım, evrensel bir doğru olduğunu iddia edemem 



ColukluCocuklu

Çokbilmiş senin sorduğunbir soruya cevap vermekte psikolojik olarak zormuş yahu:))) Sen bu sorunun cevabını iyice düşününce vereceksin bence, zaten ikinci cevapta o yönde bir gidiş gördüm;))

Bende hayır demeyi hiç ama hiç sevmeyen özgürlükçü bir anneyim. Kızım daha 2 yaş sendromuna girmedi ama mesela en basitinden çorap giyileceği zaman giymek istemez tamam istemiyorsan giyme derim giymez. Ya da geçen haftaya kadar bezini değiştirmemiz gerekince istemez kaçardı bazen, hiç zorlamazdım tamam istediğin zaman değiştiririz derdim ama bezinden rahatsız olacağını da anlatırdım. Kısaca gerçekten ciddi bir tehlike, problem yoksa onun isteklerine ve istemediklerine göre hareket ediyorum. Tabi bu çok mu doğrudur yanlış mıdır bilemem sadece annelik içgüdüm böyle ve her anne farklıdır. Senin verdiğin örneklere göre de istemezse zorlamam ama sonucunda başına geleceği anlatırım ve illa ki yapmadıysa sonucu değerlendirip bak sana anlatmıştım böyle olacağını derim. Bu yaşlarda tercihleri gerçekten var mıdır, özgürlük ihtiyaçları bizim kendi adımıza anladığımız tarzda mıdır? Değildir herhalde.. Bu kişinin annelik tarzı bence ama uzman varsa fikirlerini duymayı çok isterim.

 

 


neretva

İnatlaşmak hele de böyle özgür bir çocukla herhalde işe yaramaz. Benim pek deneyimim yok ama başka yan yollar olmalı. Mesela elini yıkamak istemiyorsa beraber şu süslü yiyeceğe benzeyen sabunların satıldığı bir yerden sabun seçmesine izin verseniz, musluğu istemiyorsa yere çömelip maşrapayla leğene su dökerek elini yıkasa... Kandırmaca işe yaramıyor demişsiniz ters söylemek de yaramıyor mu? Yani hayır, yatmadan önce tuvalete asla gidemezsin deseniz ne yapıyor? Ya da tuvalete kadar yarışalım tuvalete ilk varan çişini yapar, diğeri yapamaz gibi bir oyun oynasanız hemen görüyor mu blöfü? Şimdiki çocuklar acayip bunlar işe yaramıyorsa çok normal. Bir de şu var izin verseniz, çişini yapmadan uyusa. Yattıktan 1-2 saat sonra çişe kaldırsanız uyanır ve uyumaz mı? Bazı çocuklar (ben de dahil) sabaha hatırlamazlar bile.

Kısacası bu yaşta zorlamak hiç işe yaramaz sanırım, yaratıcı olmalı, diretilecekse konu seçilmeli. Onun için tehlikeli birşeyse tabii ki hayır. Ama üç gün elini yıkamasa, tuvaletten yarım saat sonra elbeziyle silseniz veya hiç yıkamasa ne olur?  Biz doğru davranışları yaptığımız sürece bu sendromlar gelip geçici. Bir de bakmışsınız unutmuş.


jildando

kızınızın özgür olması çok güzel ama bazı genel kurallara da uymasını sağlamak lazım bence.
Çok fazla kural olması gerekmiyor, ama el yıkamak ve diş fırçalamak sağlıksal şeyler olduğu için uyulması gereken bir kural. tuvalete gitmekle el yıkamak birbirine bağlı olmalı.
Benim kızımda oldukça dediğim dedik bir çocuk, bende pek zorlamam, artık büyüdü de tabi kazalar olmuyor ama o yaşlarda şöyle yöntemlerim vardı. tuvalete gitmek istemezdi, biz de yarışırdık, hangimiz önce kapacak diye. Tuvalette kitap falan da okurduk.
Yani demek istediğim, genel olarak herşey de zorlamak çok iyi sonuçlar vermiyor bence tam tersi tepki duyuyorlar, ama bir türlü de yaptırmak lazım tabiki.
Bir kitapta okumuştum, konuşma dilinin bir gücü var, sonuçta aynı şeyi söylersiniz ama kullandığınız kelimeler ve söyleyiş tarzınız a göre aldığınız tepkiler bambaşka olabilir.
"Tuvalete gitmeliyiz "yerine gülerek "hadi bakalım fırla tuvalete gidiyoruz" demek bile fark ettiriyor.
mesela biz özellikle küçük oğlum için eve girince ayakkabılar fora diyoruz, eve girer girmez kendisi başlıyor gülerek aynı şeyi söylemeye. hadi çıkar ayakkabıları desem muhtemelen kaçarak çıkarmak istemiyorum diye bağırır.


CokBilmis

.


Cevaplamak için Üye ol