Ailelerimizin yaptığı ve izlerini taşıdığımız hatalar

burcaksahin soruyor: 10

Kimimiz "içinden geldiği gibi", kimimiz "doğal", kimimiz "projeci" kimimiz "gamsız" da olsa hepimiz çocuklarımızı kendi doğrularımızla, en iyi şekilde büyütmeye çalışıyoruz. Ancak kendi çocukluğumuzdan süregelen "çocuğuma yapmayı veya uygulamayı düşünmüyorum" diyeceğimiz bazı şeylerin izlerini taşıyoruz. Bebekliğimiz veya çocukluğumuzdan hatırladığımız bazı uygulamalar, cezalar, takdirler hayatımızın bazı alanlarında hep karşımıza çıkıyor.

Konuyu açmaktaki amacım yaralarınızı deşmek değil, hatta ailelerinizi eleştirmeniz hiç değil. Diyorumki deneyimlediğiniz ve size göre hatalı veya olumsuz olan uygulamaları, davranışları birbirimizle paylaşalım ki farkında olmadan bizler de aynı hataya düşmeyelim. (Hata diyorum ama yapana göre bunun anlamı hata değil aslında)

Kendimden örnek veriyim; Ben çocukken cezalandırılmam gereken birşey yaptığımda annemin verdiği ceza odama gitmem ve verdiği süre içinde X isimli kitabı bitirip, sonra ona anlatmamdı. Şimdi düşünüyorum da sanırım ben kitap okumayı bu yüzden pek sevmiyorum. HAtta yeni çıkan her kitabı alıp okuyan, hakkında saaatlerce konuşabilen insanlara gıpta ile bakıyorum. Ama napiyim içimden gelmiyor :( Mesela şu anda Alice seni Harikalar Diyarı'na götürecekmiş deseler, bana ne der arkamı dönerim! Çünkü hatırladığım ilk ceza kitabım "Alice Harikalar Diyarında"ydı. Tabi bunu anneme hiç itiraf etmedim ve üzülmemesi için de artık edemem.

Neyse lafı çok uzattım, gelelim soruya! Ailelerimizin hatalı yaptığı ve çocuklarınıza yapmam dediğiniz örnekler neler?


132 Cevap


umutarzu

Benim hikayem hem acayip, hem de biraz iğrenç. O yüzden yazmayacaktım ama, hadi yazayım madem dedim, şöyle ki;

Sanırım 4-5 yaş civarlarındayım, memleketimize Kurban Bayramı için gitmişiz. Bildiğiniz köy.Nefis yani bir çocuk için.Nefis olmalı en azından.

Benim, tırnaklarımın etleri soyuluyormuş o zamanlar, birisi Babaannem olacak kişiye bir akıl vermiş. Kurban kesilince parmaklarını o kısımdan akan kana sür, bir daha soyulmaz! Çok detay anlatmayım, ama minicik parmakların zorla can çekişen hayvanın boğazına sokulduğunu düşünün!!!!

Böyle birşey başına gelen yoktur sanıyorum ve umuyorum ama bu olayın neticesi, 25 yaşına kadar et, tavuk, balık ağzına katiyen sürmeyen, evlendikten sonra da eşinin zoruyla az biraz balık yemeye başlayan birisi olmak. 

Anne-Baba hatalarına da sürekli başkalarıyla kıyaslanmayı verebilirim. Hayatım boyunca yaptığım her şeyde, ilk önce onların hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmem ondandır. Biri bana nobel verse, annem aferin demediyse yeterince nobel değildir:)


ElfAna

Burcak,
Ne kadar onemli bir konu secmissin. Aklima gelen ilk uc ornegi yazayim:
1) Titizlik
2) Ev isleri - ozellikle yemek yaptirmama-
3) Kullanma


1) Hep titiz insanlarin evlerinde cocuk halimle diken ustunde olurdum ve sonuc: daginiklik icerisinde bir duzen tutturdum. Sirf inat icin:P
2) Annem kucuk yasa ev isleriyle keyfimiz kacmasin diye, istedigimizde bile engelledi bizi ve sonuc: benim oglan, 3 yasinda elinde vileda, yerleri siliyordu:)
3) Bir akrabamiz, kizini kumanda larak kullaniyordu. Cocuk odasinda oturup oyun oynardik. Kumandali tv nin henuz yaygin olmadigi yillar..Devamli kizi tv odasina cagirip, attigi yerden kanal degistir emirleri yagdirirdi ve sonuc: cocuguma hic birsey buyurmadim, istemedgi bi seyde yardim etmesini sart koymam.


Bence yasadiiklarimiz, sebepleri sonuclari, biz cocukken etrafimizda olanlarla cok alakali.


anacsumeyye

süper bi konu olmuş


fturkmen

annem maddi imkansızlığımızdan dolayı çalışırdı işten dönünce çok sinirli asabi olurdu,ben böyle olmayacağım dedim işten dönüşte içeri ilk girdiğimde kızıma kocaman sarılırım öperim öperim öperim


ozlem3

annem sürekli "beni çok üzdün bu hareketinle" ya da "bak kızım öyle yapma beni üzersin" gibi cümlelerle eğitmeye çalışırdı beni ve iki kızkardeşimi...


kendi duygularımızdan, taleplerimizden, öfkemizden hep annemizi üzmemek için vazgeçerdik.

ortanca kardeşim kist patlaması nedeniyle apar topar ameliyata alındğında "sakın anneme söyleme abla, üzülmesin dedi" dehşete düştüm.

küçük kardeşim, ikizlerim doğduğunda "beni üzme" demeyeceğime dair söz aldı benden.

annem hala ve üstelik ben ağlarken der "bak beni üzüyorsun"
içimden bazen dışımdan haykırırım "bak BEN üzgünüm ağlıyorum, sen hala kendini düşünüyorsun" diye

annelerin bu kadar naif olmaya, çocuklarından daha hassas olmaya hakkı yok. ben daha güçlü olacağım kararlıyım!



_cereninannesi_

Bizim için herşeyin iyisini düşündüğünü iida eden bir anne. Halen kıyafet alırken tam seçemem. Saatlerce gezmem gerekir. Hiçbir şeyi yakıştıramam kendime. Annem 15-16 yaşıma gelmeme rağmen alır gelir bunlar giyilecek derdi.
Yurt dışında doğup büyüdüm. Çok güzel (kendime göre) bir çocukluk yaşıyorken birden karadenizin küçük bir ilçesine kesin dönüş yaptı bizimkiler. Doğru dürüst türkçe bile konuşamayan ben okula başladım ve kabus gibi bir ergenlik. Sonuç kendimi yemeye verdim. Neredeyse obez olacaktım. O aralar meğer depresyondaymışım (ancak şimdi farkediyorum). Annem ev dekore edip milleti güne çağırıp hava atmaktan bizimle ilgilenecek zamanı yoktu. Halen hiçbirşeyimi ona anlatmam. Çünkü sonrasında ona sır olarak verdiğin bir söz herkesin ortasında tokat gibi suratına söylenir ve yerin dibine sokulursun.
Kızımın sırları ben de saklı kalacak.
Bir de temizlik konusunda aşırı takıntılı. Babamın bir lafı var;elinden gelse havadaki tozları kapar diye. Telaşe memuru der. Gerçekten de öyledir. Bütün ergenlik ve gençlik yıllarımda annemin haftasonları buyurduğu temizliklerle geçti. Abartmıyorum, ev 160 metrekare ve 12 adet pencere 5 oda var çünkü. Hepsi silinir, pvc ler ciflenir (bayağı cifle ovalama yani), pancurlar vardı onların hepsinin arasını bıcağın ucuna bezi koyarak silme işkencesi. Bir de kocaman bir balkon vardı. Hortum uzatıp onu yıkardım. Yaz kış farketmez. Ayaklarım buz tutardı kışın. Niçin? Aman ..... ne kadar hamarat hanımefendi kızı var. Ne kadar temiz desinler diye.
Sonuç;
- Kendine güveni olmayan şişman bir kız. Temizlikten halen neferet ederim.
Nasıl üstesinden geldim?
Uzman desteği aldım. 18 de süper okul kazandım. Arkama bile bakmadan  gittim. 20 de meslek sahibi oldum. Kendi paramı kazandım kendim karar verdim hayatımla ilgili herşeye. Evleneceğim erkeği bile kendi isteklerine göre seçmek istedi. Kabul etmedim. İstediğim harike adamla evlendim.
Kilolarımdan diyetisyen kontrolünde düğünüm öncesinde (4.5 ayda 20 kilo verdim) kurtuldum, fıstık gibi bir gelin oldum. Bebeğim kendine güvenen bir genç birey olması için de elimden gelen herşeyi yapıcam inş.


seddosh

Konu çok ilgimi  çekti:)   Ben anne ve babamın şahsına özel eleştiriler yapamayacağm.. Zamanında yaşayıp büyüdüğüm şehrin şart ve göreneklerine göre özgür bile yetiştirildik diyebilirim. Babamlar anne ve babalarınn yanında çocuklarını sevemezlerdi,ayıptı çünkü..Babam farklydı ama,bizimle evcilik oynar,kyafetler alırdı:) Dedem kızsa da!  Anneme ise diyecek söz bulamıyorum. Küçükken her kız evlat gibi bende 'asla annem gibi olmayacağım' desemde,şimdi kızımı annemin prensipleriyle yetiştiriyorum.. 23 yaşındayım,anne ve babamla alışveriş yapmanın zevkini bu yıl yaşadım..
Annemin keşkesini yazayım;şimdiki imkanlarımla,hepiniz 10 sene önceki halinizle ayn evde olsaydınız keşke!... Canım benim ya..


ozgelif

Hala izlerini taşıdığım bir çok hata var ve en kötüsü halen o hatalar devam ediyorrr.

En büyüğü benim için "biz seni ne zorluklarla okuttuk iki öğretmen maaşıyla. Ne hayallerimiz vardı...Evlendin zaten...Bir de çocuğuma kendim bakıcam diyorsun eee o kadar emekkk ne olucak.... !!!!!! Evlenmeden önce yaşadığım bu faslı çocuğu olunca iki mislini yaşadım. İşimi bıraktım annemle babamın yüzüne bakamadım.Çalışmaya başladım vicdan azabından gecelerce uyuyamadım. Kızım 2,5 yaşına gelmesine ve bakımında hiçbir problem olmamasına rağmen hala içimde ukdedir. Ben ev insanıyım kardeşim yok gözümde kariyer filan. Kızımla bütün gün tembellik yapayım, kocama yemek hazırlıyım, evimle ilgileneyim yetiyor bana.

Şimdi ikinci çocuk isteğimi bu baskılar nedeni ile yerine getiremiyorum. İkinci çocuk olunca çalışmak filan istemiyorum ama karşılaşacağım akıl almaz tepki,o bakışlar. İçime de işlemiş olan onca emek, senin hayatın, kariyerin söylemleri peşimi ve içimi bırakmıyor.

Sonuç mu mutsuzum kardeşim özet olarak mutsuzum ki işimde çok rahat, avukatım kendi mesai saatlerimde duruşmam yoksa 11 de büroma gelip en geç 5'de çıkabiliyorum ama içimde tatmin edilememiş bir ev özlemi var. Belki üstümde bu kadar baskı kurmasalar köşeye sıkışmış hissetmeyeceğim kendimi ama nafile kurtulamıyorum kısır döngüden. Ne işimden verim alabiliyorum ne de hayatımdan.


revve

@özgeelif,Seni o kadar iyi anlyorum ki aynılarını bende yaşadım..Ama ben kulaklarımı tıkadım mutlu olduğum,huzuru bulduğum yerde olmayı tercih ettim..Sonuç olarak şunları sordum kendime
 
Eğitimim varmı?evet
Meslek sahibimiyim?Evet
İlerde yaşamın getirdiği herhangi bir zorlukta ayaklarımın üstünde durabilecekmiyim? Evet

Öyleyse dedim nedir insanların benim üzerimde ki kariyer baskısı:)) Herşeyi doğup büyüdüğüm şehri bırakıp huzur ve mutluluğu tercih ettim:)) Çünkü bende gerçekten çok yorgun ve mutsuz hissediyordum kendimi


ozgelif

Revve: Ahh ahh nasıl isterdim senin gibi kaçmayı ... Eşim bankacı, geçen sene bir üst pozisyona atandı. Atama görüşmesinde bir sonraki dönem şehirdışı olabilir demişler. Eşim gereken verimi sağlayamazsam şehir dışı görünüyor diye üzülmekte, bense içten içe dualar etmekteyim :) Kaçabilir miyim dersin? Çünkü kaçarsam, anne-baba baskısı ile beraber kendi içimdeki baskıya da son vermiş olucam.



Cevaplamak için Üye ol