kitap yerine 3 boyut

02/24/2010 09:30:00
nurturia soruyor:

Üye kendi isteğiyle Nurturia hesabını kapatmıştır.

Benzer Sorular


<123>
02/24/2010 09:50:00

İlgili bölümü buraya da alayım:

"3 yaşına kadar çocuklarınızı kitap ve televizyondan uzak tutun. (kitap kısmı beni çok şaşırttı doğrusu). Bebekler beyinlerinin yapısı gereği zihinsel gelişimleri için mutlaka 3 boyutlu objelerle uğraşmalı. Koklamalı, ağzına götürmeli, tadına bakmalı, ellemeli, seyretmeli, dinlemeli. Kitap ve televizyonun iki boyutlu dünyası bu ortamı sağlamıyor(muş)."
Benim bunun kitapla ilgili kısmına ikna olmam, hele 3 yaşında bir çocuk sahibi tecrübesiyle, mümkün değil. 2-3 aylıktan beri kitap okuyoruz oğlumuza, her zaman sevdi, her zaman ilgiyle dinledi. Doğru dürüst konuşmaya başlamamışken, ilk kez traktör görüp "taatör" demiş adamdır, tamamen kitaplardan öğrenerek. Ya da, kitaplarda gördüğü hayvanlarla hayvanat bahçesinde ilk karşılaştığında tanımakta zorluk çekmemişti.

Çocuk büyüdükçe, daha küçükken ona ne kadar anlamaz muamelesi yaptığımızı ve aslında ne kadar çok şeyi anlayabildiğini farkediyor insan. Kitabın içinde geçen dünyayı kendi kafalarında gayet anlayabiliyorlar, iki boyutta kalmıyor.

Ya Serdar Bey yanlış hatırlıyor, ya da doktor hanım televizyonun yanına yanlışlıkla kitabı da katmış diye düşündüm.

02/24/2010 10:44:00

Doğduğu günden itibaren çocuğuna kitap okuyamaya çalışan, ve en sevdiği oyuncağı kitap ve dergileri olan bir çocuğa sahip bir anne olarak ben de açıkcası "3 yaşına kadar kitaplardan uzak tutun" kısmına  katılmıyorum. Kitap - TV karşılaştırması yapmak amacında değilim ancak, kitapların tv gibi tek yönlü iletişim sağladığını düşünmüyorum. Bizim Ada'yla birlikte en keyif aldığımız zamanlardandır kitap okumalarımız. Kitap okumadan kastım, aslında onun yaşına uygun her türlü dergi, broşür, katalog, gazete, kitap incelemesi, kucağımıza alıp bir öyküyü baştan sona okumamız, ya da ilk sözcükler tarzı kitaplarla "bu ne/şu ne? " şeklinde karşılıklı birbirimize sormamız, sadece resimlere dayanarak hikaye uydurmamız, canlandırmalar yapmamız, kitaplarda/dergilerde gördüğü nesneleri, hayvanları, mekanları, vs. gerçek hayatla bağdaştırmamız, kimi zaman bunu sadece sözel kimi zamansa görsel olarak yapmamız, vs. vs. Listemiz bu şekilde uzar gider.

Kendi çocukluğumdan hatırladığım ve ailemin hatırlattığı, henüz okumuyorken dahi, her türlü kitabı okuyormuşcasına alıp incelediğim, okumayı öğrendiğim andan itibarense nerede bulursam orada kitap okuduğum. Bir bayramda ilk gün sabahtan topladığım harçlıklarla bir koşu gidip kitap alıp, eve gelip hemen okuyup, akabinde tekrar kitapçıya gidip "bizde bu kitaptan varmış, bunu değiştirebilir miyim" diye numara çekmişliğim dahi vardır :)

Ailemin bizi (kardeşim ve ben) çok küçükken dahi kitaplarla tanıştırmış olmasının ben kendi adıma zihinsel gelişimimi olumsuz etkilendiğini düşünmüyorum. Bilakis, bizim çocukluğumuzda aslında neredeyse olmayan televizyondan dolayı, asıl kitaplar ve kendi kendimize yarattığımız oyunlar/oyuncaklarla hayal dünyamızı o denli genişletebildik diye düşünüyorum.

Bir dokun bin ah işit gibi oldu ama "kitap okumak" hassas olduğum bir konudur :) Ayrıca bir yandan da merak ediyorum, 3 yaşına kadar kitap ile tanışmamış bir çocuğa kitap sevgisi bu yaştan sonra nasıl aşılanabilir? Erken okul öncesi eğitimi, 0-3 yaş dönemi çok önemli filan diyoruz ama yaşamı ve dünyayı öğrenmek için sonsuz kaynaklardan biri olan kitapları çocuklarımızın hayatına bu süreçte sokmuyoruz? işte bu bana çok da anlamlı gelmiyor.

02/24/2010 11:29:00

hepinizle aynı fikirdeyim. Bizde Can 4-5 aylıktan beridir kitap okuruz ve Can çok sever, onu en rahat oyaladığım şeyde kitaplarıdır. ve çok şeyi kitaplardan öğrenmiştir. bende çok şaşırdım bu yazıya 

02/24/2010 11:57:00

  bende katılıyorum sizler kitapsız bir hayat düşünemiyorum kendim okuma bilmiyorken bile annemin bana okuduğu ve benim ezberlediğim kitapları misafirlere okuyormuş gibi yaparak aaaa bu kız okuyor -3 yaş-övgüleri almak pek hoşuma gidermiş.
   Ayrıca şimdiki kitapları anneler sadece okumuyor çoğu canlandırma yapıyor anlatıyor kesinlikle yararlı bence
    Küçükken kitap okumayı çok seven büyük kızım şimdi zorla okuyor hiç kitap okumasaydım bilmiyorum durumu ne olurdu?

02/24/2010 12:40:00

Merhabalar,


Dün aynı yazıyı okudum ve şaşırdım. Üstüne Tvde Sabiha Paktuna Keskin çıktı CNN Türk'te. Söylediği bazı şeylerle de birleşince bir konuda huzursuz oldum. TV'de "bakın inanın, bana inanmanızı istiyorum, bütün beyin araştırmalarını okuduk, ekip olarak ne kadar varsa okuduk" gibi bir cümle kurdu. Bilimsel komünitede "bana inanın" yaklaşımı nasıl olur? "Ben şu okulda okudum" diyene kadar "şu kadar araştırma yaptık, sonuçları şunlar, şu aileleri 30 yıl takip ettik, şu sonuçlara vardık" demesini tercih ederdim.

Tv konusunda dediklerine katılırım çünkü başka kaynaklarda da bu konuyla ilgili araştırmalar mevcut. Kitap konusunda benzer bir şey var mı? Şöyle söyleyebilir, biz şu kadar anne çocuğu içeren n tane araştırma yaptık, sonuçları şurda, buna göre kitap okuyanlarla okumayanlar arasında x y z farkları tespit ettik. Philosophical baby kitabını yeni okumuşum. Yazar söylediği her kelimeyi o alanda yapılmış araştırmalarla desteklediği için insan rahat ederek okuyor. Kitap zararlıymış, hani, nerde, hangi araştırmaya göre, nerde yazılmış, nerde yayınlanmış.... Gerçi aktarım olduğu için gerçekten de doktor ne dedi bilmiyoruz. Belki Sayın Kuzuoğlu öyle anladı. Belki çocukla hiç oynamıyor, sürekli okuyorlardı onu kastetti. Bilmiyoruz. Bu tarz aktarımlar da tehlikeli.

Sabiha Paktuna Keskin'in kitaplarını okumuş biri olarak, şu anda düşünüyorum. Evet içinde mutlaka doğrular var, yanlışlar var. Peki psikoloji gibi soft bir konuda ne kadarının veri, ne kadarının uzman fikri olduğunu nerden bileceğim. 

Selamlar.

02/24/2010 13:13:00

Ben kendi adıma Sabiha Paktuna Keskin'in tarzını çok beğenmiyorum. Burada konuyla ilgili yorumumu belirtmiştim. Bitiremediğim çok kitap olmuştur ama özellikle bitirmediğim ve tekrar okuma olayının içimden gelmediği kitaplardan biridir Anne-İş'te. (Bitirmekten kastım, sindire sindire okumak, yoksa sonuna kadar hızlıca göz gezdirerek okudum meraktan) Bu soruya ilk cevabım tepkisel olmasın diye bahsini açmadım, ama önerdiği yöntemlerin bir çoğu benim annelik güdülerime baştan beri çok sağlıklı gelmedi. (hitap etmedi diyelim)

Kitapların ve literatürün çocuk yetiştirirken en önemli kaynaklar olduğunu düşünüyorum. Birçok ekol, farklı bir çok yöntem ve görüş mevcut. Biz farklı kaynakları araştırıp okumaya, bunları da kendi süzgecimizden, ve mantığımızdan geçirip, bize ait yöntemi bulmaya çalıştık. Ancak bu işte kesin doğrular da yok. Kitaplar bir çok şey yazıyor fakat unutulmaması gereken bir unsur her çocuk kendi kitabını yazıyor :) Kısacası ben de bu budur, şu da böyledir şeklindeki yaklaşımlara sıcak bakamıyorum. Anne olarak ilk aylarda kesin cevaplar, net davranışlar bekledim ama Ada büyümeye, çocuk olmaya başladıkça, benim de beklentilerim değişti. Sanırım ben de rahatladım, ona karşı olan davranışlarım da.

02/24/2010 13:19:00

Başak,


İçgüdüsel yaklaşım konusunda şöyle sorunlarım oluyor. Nasıl desem, bazı şeyler elbette içgüdüsel. Yavruya duyduğumuz sevgi, onun kokusu. Geceleri kaka var mı, yok mu bir bakışta anlamak, bebeği tanımak, öğrenmek. Ağlamaları ne demek çözmek. Ateşi çıkacak mı hisseder hale gelmek... Mutlu mu, huzursuz mu anlamak... 

Ama diğer konularda ben doğru karar vereceğime güvenemiyorum çünkü eğer okumuyor olsaydım içgüdü beni çok yanıltacaktı gibi geliyor. Örneğin... Ela bir kez TVde çocuklar için bir program gördü hopsy daysi filan olan. Tam adını bilmiyorum. Büyülenmiş gibi bakakaldı. Araştırmaları okumamış olsam her gün izletirdim herhalde, ne kadar mutlu oluyor çocuk diye. Ya da sadece anne sütü verirken su vermemek tuhaf geliyor. İçgüdüm su vermeli diyebilirdi bilmesem. Ters oto koltuğunu insan ilk duyduğunda "olur mu ya yazık" tepkisi veriyor, konu hakkında derin bilgisi olmadığı için. Yani demek istediğin bu değil elbette anlıyorum. Örnekleri bilginin kesinliğine ve netliğine duyduğumuz ihtiyacı anlatması açısından verdim. 

Şu anda yapmaya çalıştığım şey bir bilgi duyduğumda bunu değişik kaynaklardan teyid etmeye çalışmak. Bir yerde bir şey mi okudum, tersini söyleyenlere bakıyorum. Anneme soruyorum, sizin zamanınızda nasıldı diye. Sonra da bize uygun mu, çocuğun ihtiyaçları ile uyumlu mu, diğer bilgilerle tutarlı mı, aklıma yatıyor mu... diye bir yol bulmaya çalışıyorum. 

İyi açıdan bakarsak, "philosophical baby" kitabı diyor ki, çocuğu kolay kolay mahvedemiyormuşuz. İnsan 0-5 yaş döneminde zarar alsa da sonraki hayatında bunu telafi edebiliyormuş. 

02/24/2010 13:48:00

Ben de Sabiha Paktuna Keskin'in kitaplarını okudum ve henüz Ela çok küçük olmasına rağmen, şu ana kadar epey de yararlandım. Mesela Anne İş'te kitabında bahsedilen işe giderken çocuğa hep benzer şekilde ama mutlaka veda etmek, yanına özel bir oyuncak, giysi vs. vermek, gelince de onu almak vs. gibi önerleri benim işime yaradı.

Öte yandan katılmadığım bazı görüşleri de var. Mesela bebeği 3 yaşına kadar baba beslemesin bana çok ters geldi. Bence uzmanlar bu tarz önerilerde bulunurken kesin araştırma/kaynak belirtmeliler ki, biz de hangi koşullar altında bu yargının geçerli olduğunu anlayabilelim. Öte yandan doğrusunu belirtmekle beraber, günümüz koşulları içinde çözüm yollarını da beraberinde düşünerek bu yargıları bizimle paylaşma sorumluluğunu almalılar diye düşünüyorum.

Örneğin, bebeği 3 yaşına kadar baba beslemesin durumu, çalışan anne + çocuğu ile ilgilenmek, sürece dahil olmak isteyen modern baba durumunda yani günümüz koşullarında bana kalırsa saçmadır. Bu durum eğer araştırmalarla kanıtlanmış bir takım sonuçlara neden oluyorsa, aksi durumun nelere yolaçabileceğinin ve engellenmesi için neler yapılması gerekitğinin de aynı metin içinde aktarılması gerek kanımca.

Yine de Sabiha Paktuna'nın pek çok görüşüne katılıyor ve televizyonlarda açıklamalar yapmasını genele bilgiyi uıaştırmak anlamında (günümüz Türkiye'sinde kitap okuma oranalrını düşünerek) çok olumlu buluyorum.

02/24/2010 14:37:00

Başak,


Evet, evet. Ben de öyle dediğini anlamıştım. Tam ifade edememiş olabilirim. 
Anne babalık zor iş. İyi ki nurturia var da okuyup paylaşabiliyoruz. 
Ve iyi ki, hata yapsak bile telafi şansımız oluyor... sevgiler... 

02/25/2010 12:02:00

Söylenecek her şey söylenmiş ama dilimi tutamadım.

Kitap yerine 3 boyut ise, örneğin çocuğa gergedanı tanıtmak için tutup Afrika'ya mı götürmemiz lazım? Ya da karı anlatabilmek için yaz günü dağa mı çıkmalıyız?

Bana da biraz fazla, ne bileyim, fazla geldi işte!

Ben de oğluma 3 aylık olduğundan beri kitap oluyorum. Onu daha fazla sakinleştiren, daha fazla şey öğrendiği, birlikte daha fazla keyif aldığımız bir "aktivite" yok.

TV seyretmesin. Değil 3 yaşına, 33 yaşına kadar da seyretmesin. Kayıp değil.

Ama konuşan, soran, merak eden bir çocuğa kitap okutmamak? Yok artık, bu kadar değil.

<123>

Cevabın:


Soruyla ilgili tecrübelerini paylaşmak için giriş yapmalısın. Kayıtlı değilsen, bize katıl ve çocuklu hayatını kolaylaştır. Nurturia hakkında daha fazla bilgi için tıkla.