Nüfus Artışının Doğal Çevre Üzerinde Kurduğu Baskı Sizce Ne Boyutta? Neler Yapılabilir?

Tutaste soruyor: 7

Medona'nın sorusu ikinci bir soruya vesile oluyor.


Üremek tüm canlılar için doğal ancak söz konusu insan olunca ne yazık ki sonuçları doğal olmayabiliyor. Artan nüfusun sebep olduğu açlık, kirlilik, ormansızlaştırma gibi konularda sorumluluk hissediyor musunuz? Cevabınız evetse aldığınız önlemler yada yapmak istediğiniz şeyler nelerdir? 

Cevabınız evet değilse neden böyle düşünüyorsunuz?


7 Cevap


Tutaste

Kendi sorumu kendim cevaplamadan önce bu soruya ilham olan yorumu paylaşmak istiyorum:


tutaste, alaksız olacak ama bütün dünya nüfusu texas kadar(yanlışhatırlamıyorsam ) bir yere sığabiliyor aslında. kaynakların eşitsiz paylaşılmasının bizim ürememizle bir alakası yok. dünyada insan dışında türüne bu kadar düşman, doğa olayları için bile(dünya binlerce yıllardır ısınıp soğuyor ama nedense biz üstümüze alınıyoruz ) kendini suçlayıp kendini yok etme eğiliminde olan, kendi türünü boşlayıp başka türler için mücadele veren başka bir canlı yoktur sanırım. tabii bu doğallığını yitirmiş modern insan için geçerli. propagandayla kendini süne zararlısı statüsünde görüp ürememeye karar veren tek canlı.  afrikada insanların niye öldüğünü anlamak için new age safsatalarını  değil bayağı ciddi tarih okumamız lazım. çok komik kendisi 80 hizmetçiyle jetlerle dolaşan değişik kadınlardan 10larca çocuk peydahlamış  tipler , bize yok carbon saldınız yok çocuk yaptınız afrikada çocuklar öldü filan diyor bazen de. ben hiç sorumluluk duymuyorum keisnlikle afrikadaki çocukların ölmesiyle alakam yok bu dünya hepimize yeter, elimden gelse de daha çok çocuk  yapsam keşke :)) 

Kesinlikle katıldığım noktalar var, insanın kendi türüne ve doğaya düşman olduğunu düşünüyorum hatta ekofeminizmde bu "annesine düşman olmak" metaforuyla açıklanır. 

Eğer hepimiz kabile hayatı yaşıyor olsaydık belki bu nüfusla da kaynaklar hepimize yeterdi. Ama sırf tüketim alışkanlıklarımız yada ulaşabildiğimiz kaynaklar özel jetlerle seyahat eden kimselerle bir değil diye bu dünyaya hiç zarar vermediğimize inanmıyorum. Elbette ki suçluluk duymayabiliriz, ama bu yaşanan durumda hiç payımız olmadığı anlamına gelmez.

Ben sadece küresel ısınmadan bahsetmiyorum, kaldı ki "küresel ısınma"yı küçümsememize neden olacak araştırmaların çıkması oldukça doğaldır, bu tür araştırmalara finans sağlamak isteyecek çok fazla sektör ve şirket var. Ama minicik bir buz parçasının üzerinde korkak gözlerle etrafa bakan bir kutup ayısı benim için çoğu zaman o tarz 10 makaleye bedel oluyor.

Maddi gelir bakımından orta ve alt sınıfa ait kişilerin dünya kaynaklarına zarar vermediğini düşünmek de çok iyimser olur, verilebilecek onlarca örnekten sadece birisi "Food Inc" adlı belgeselde maddi durumu kötü olan bir aile, meyve sebze daha pahalı diye fastfoodla besleniyordu. Hızla büyüyen fastfood zincirleri, dünyada "ormansızlaştırma"ya neden olan en önemli faktörler içinde.  

Hadi şimdi hepimiz üremekten vazgeçelim demiyorum elbette ama benim şahsi görüşüm az yada çok sorumlu olduğumuz yönünde. Kendi adıma da karbon ayak izimizi azaltmak için çaba harcamayı doğru buluyorum. Daha az tüketmek, daha sade yaşamak. Bunların sadece dünyaya değil bizlere de faydası olacaktır görüşündeyim, maddi-manevi.... 


GulcanDeniz

Nöbetteyim, o nedenle çok yazamayacağım, ama özetle şunu belirtmek isterim:

Sorunların, adaletsizliklerin, eşitsizliklerin, sömürünün  "sistemden" (kapitalizm/emperyalizm vs) kaynaklandığını söyleyerek kendimi azade tutamam, tutmamam gerektiğini düşünüyorum.

Yani, bu dünyada tüm olup bitenden sorumlu hissediyorum kendimi...


busraa

memlekette bu kadar çok kimsesiz çocuk varken, evlat edinmeyip çocuk yapmanın bencilce olduğunu düşündüm,sen kendi çocuğunu doğur diyen insanlarla bu konuyu çok tartıştım. 4 seneden sonra ben de burnumda tüte tüte bebek sahibi oldum, tabii ki çok ayrı yaşanılası bir güzellik insanın kendi çocuğunu doğurması. Ama daha fazla çocuğa sahip olabilecek duruma sahipsek öncelikle hepimizin evlatlık edinerek/ koruyucu aile  olarak kimsesizlere bütçemizin bir kısmını, ilgimizi ve sevgimizi ayırmamız gerektiğini düşünüyorum. 

 
Dünyanın kötü gidişatı konusunda sadece insanlar sorumlu, dolayısıyla ben de...


busraa

Evet, bugünkü dünyada, insanların bozduğu dünyada, bir sürü kimsesiz çocuk varken çocuk sahibi olmak bencilce bir duygu gibi görünmeye başladı .

 
Doğurmak; insanoğluna atfedilen bir şey bu, doğamızda var.Çocuk sahibi olmak istemek  daha normal bir durum elbet. Ama bu dengeyi bozan yine insanoğlu.
  
Kimsesiz çocuklara da bütçe ve  ilgi ayırmamız gerektiğinden bahsediyorum. Bunu herkes yapabilir az ya da çok, hepimizin üstünde bir hak bu! 
Gülmina ben de sadecekonuşangillerden değilim :)) elimden geldiğince...
 
 


psychomom

 Tutaste çok önemli bi konuyu açmışsın,süper olmuş.

   
      Günümüzde ekoanarşistler,hippiler,ebeveynler permakültür de denılen doğanın içinde,zarar vermeden sağlıklı bir şekilde yaşamayı seçebiliyorlar.


   Şu anda yaşadığımız tv,medya,avm,tüketim kirliliği tamamen tüketim zincirinin,çevreye vurulan darbenın bi parçasıdır.ne kadar tüketıyorsunuz,Ne kadar geri verıyorsunuz?En önemlısı ne kadar sorguluyoruz?? 

    Benım hayalımde eko komünal yaşam alanları var,insanların sahte ihtiyaçlar için saatlerını satması bana akıl dışı gelıyor(Ben de bu zincire dolaylı olarak bağlıyım aslında)  Biraz anarşist ya da keskın gelebılır bunlar ama düşününce mantıklı,ve 
yapanlar var. Bizim gibi aman tavukta ne var,süt zararlı mı dertlerı yok. Sahte ıhtıyacları yok.

   İlerde bi mucıze olur ve umarım bu yaşam alanları çoğalır,o zaman üremek sorun olmaz,doğayla barış içinde yaşandığı sürece sorun yok üremede bence.

   O yüzden ilk etapta tüketım sorgulaması şart,her çöpe attıgnız şey doğaya gıdıyor,her kullandıgınız deterjan denizdekı balıkları öldürüyor,korunaklı  sterıl evlerımızden doğanın katledılmesıne ortak oluyoruz,bol bol çamaşır suyu kullanmadan önce bunları düşünün derim.
  
    Daha çok şey var söylenebılıcek,ama bu konuyu açıp konuşmamız çok umut verici cidden. 

  


tiara

bence mesele çocuk sayısından çok çocukların nasıl erişkinler olacağıyla ilgili. ben nurti'ye girmeden önce bir çocuğa bu kadar çok oyuncak alındığını bilmiyordum mesela, güncellemelerden takip ediyorum ve şaşırıyorum, tabi oğlum çok küçük belki ileride ben de o tüketme arzusuna kapılırım ama kapılmamayı ümit ediyorum. çünkü arz talep dengesi nedeniyle milyonlarca parça plastik oyuncak haline dönüştürülüyor ve çok kısa süre içinde bu oyuncaklar oynanamaz hale gelip kendilerini çöpte buluyor, atık haline geliyor. aynı şey bezler, silmek için kullandığımız hazır mendiller için de geçerli(ben tek kullanımlık bez kullanıyorum maalesef, tembelliğimden utanarak belirteyim burada). 

paketli gıdaların paketleri örneğin, geri dönüşüm işaretleri çok afili ancak uygun şekilde toplanmadıktan sonra hiç bir anlamı yok geri dönüşüme uygun olmalarının..
biz çocuklarımızı nasıl büyütürsek onlar da o bilinçle yaşayacaklar. ben çocuğumun minimal tüketimle yaşamasını arzuluyorum, kendim de bunun için aklıma geldiği ve elimden geldiğince önlemler alıyorum, tüketimi azaltmak en iyi yol, bunun yanında enerji tasarruflu eşyalar, ampüller kullanmak, kullandığımız şampuan gibi kozmetiklerin doğada çözünür olmasına dikkat etmek, kızartma yağlarını lavaboya dökmemek en güzeli hiç kızartma yapmamak, pilleri çöpe atmamak gibi şeyler yapmaya çalışıyorum. kullanmadığım ve kullanılabilir durumdaki eşyaları(ki nerdeyse tamamı öyle, kullandığımız eşyalar aslında çok sağlam, kırıldığı için değil kullanım alanı ortadan kalktığı için çöpe atılıyor genellikle)mutlaka kullanabilecek birilerine ulaştırmaya çalışıyorum( bu her zaman o eşyayı satmak değildir bunu da ekleyeyim, yani satamadık diye o eşyayı kullanacak birine vermemek bence yanlış, pahada ağır eşyalar için satış mantıklı olabilir ancak diğerlerini vermek daha makul bence) böylece arz-talep dengesinin sonuçlarını kendimce tüketimin aksi yönde işletmeye çalışıyorum. muş'ta 8 çocuk büyütüyorlar insanlar ama emin olun o çocukların köyde büyürken ve hatta erişkin olduktan sonra doğal çevre üstünde oluşturdukları baskı biz kentlilerin bir çocuğunun oluşturduğu baskıdan daha az, çünkü ekip biçiyorlar, çok az kıyafetle yaşıyorlar ve çok az çöp üretiyorlar, elbette bu çevre bilinçlerinden değil fakir olmalarından kaynaklanıyor ama bu gerçeği değiştirmiyor. bu yüzden kazandıklarımızı tüketime daha az yatırırsak yani biraz daha fakirmişiz gibi tüketirsek bence doğaya daha az ihanet etmiş oluruz.


ozlemada7

Yillar once bi kitap okumustum,yanilmiyorsam Bir Cift Yurek olmali ismi,gazetecci bir kadinin arastirma amaciyla Aborjinlerle bi muddet beraber yasamasini,gozlemlerini falan anlatiyordu.Cok etkilenmistim dogrusu yasamlarindan,ne kadar cok gereksiz seye sahibiz diye dusunmustum,yasamak icin sadece minimum seviyede esyaya sahib olup,bunlarla yetinebilsek keske,ama maalesefki bizler tuketim toplumunun bir parcasiyiz,kendi adima alisveris yapmayi seviyorum,fakat bi o kadar da vermeyi,ihtiyaci olanlara ulastirmayi da seviyorum,bu sekilde dengeliyorumdur umarim.Uremek dogamizda var,bi kizim olsun hep istemistim,olmasaydi ne yapardim hic dusunmedim,evlat edinirmiydim bilmiyorum yani,



Cevaplamak için Üye ol