Uyku eğitimi

adasu26 soruyor: 10

Merhaba 4 aylık bebeklerinize uyku eğitimi  veriyor musunuz? Uyku problemi olan bebeğim var bütün gün uyumaya çalışıyor uyuyamıyor sallamaya alıştı gece uykusuna da akşam 11 sen önce geçemiyor uyku eğitimi versen yapabilir mıyım acaba ?

Bu soruyu cevapla


40 Cevap


esmo

Uyku egitimi konusu cok tartisilan bir konu.

Oglum geceleri cok uyanan bir bebekti. Tracy Hogg' un kitabini okumus, ferber' i de arastirmistim. Bu sekilde bebeklerin aglayip bir muddet sonra susmasini "ogrenilmis caresizlik" olarak gorenler de var. Bebek artik ne kadar aglarsa aglasin cevap gelmeyecegini biliyor, umidini kaybediyor deniliyor.

Vicdanen kucuk bebeklerin bu sekilde aglatilmasina gonlum razi gelmiyor.

Bunun yaninda Tracy'nin uyku rutininden cok faydalandim. Birsey tamamen kotu ya da iyi olmayabilir. Bana uyan yonlerinden faydalanabilirim diye dusunuyorum.

Annelik biraz fedakarlik istiyor. Benim oglum da geceleri cok uyanan bir bebekti. Su an o gunler geride kaldi.

Uykusuzluk cok yipratici bir surec farkindayim, yalniz bu egitimi verirken anne de bebek de cok yipranabiliyor. Dis cikarirken veya seyahatlerde tekrar basa donulebiliyor.



Ulku

"Ağlatmak ya da ağlatmamak... Yine mi sorun bu?

Yirmi birinci yüzyılda, kuantum çağının bir yüzyıl ötesinde hâlâ bebeği ağlatmalı mı, ağlatmamalı mı konularını tartışıyoruz. Adına kontrollü ağlatma deyin, yumuşak geçiş deyin, her ne isim verirseniz verin son yüzyılın araştırmalarını yakından takip eden bir psikolog olarak size şunu söylemek istiyorum:

İç sesiniz, hormonlarınız, bas bas “Bebeğinin yanına git, sana ihtiyacı var!” diyorsa, o an ne yapıyorsanız yapın; bırakın, ve dosdoğru bebeğinizin yanına gidin. Ona bakın. Onu hissedin. Ve bilin ki bebeğinizin kendi kendini sakinleştirecek kadar gelişmiş bir sinir sistemi yok. Korteks iki yaşından itibaren devreye giriyor. Limbik yani duygusal beyin sakinleşmeyi sadece ve sadece bir ebeveyn yardımıyla öğreniyor (Lerner, C. et al. [2000] Learning & Growing Together: Understanding Your Child’s Development. Washington D.C.: ZERO TO THREE Press).

Bazen düşünüyorum. Kuantum fizikle enerjiyi keşfettik, beynin içini tarayacak en modern araçlara sahibiz, bir sürü araştırma sonuçları elimizde, ancak psikiyatri, psikoloji hatta tıp hâlâ eski bilgilerle yoluna devam ediyor.

Ama bir anne ve bir psikolog olarak ben ebeveynlik işini ciddiye alıyorum. Eğer bebeğinin gece uyumasıyla ilgili sorunu olan bir anne gelirse bana, ona eşini, işini, ailenin diğer fertlerini, yeterince destek alıp almadığını, bebeğinin ağlamaları ile içinde oluşan duyguları soruyorum.

Bebek büyütmek kolay iş değil; hele ilk bir yıl. Her bebek kendi ailesi içinde bir bütün, kimileri gece sık uyanır, kimileri uzun uyur. Önemli olan “Her ihtiyacında bebeğimin yanında mıyım?” sorusunun cevabına bakmak. Dr. Aletha Solter (Bilinçli Bebek kitabının yazarı) diyor ki “Her bebeğe dört ebeveyn lazım.” Yani tek başına bir bebeğin tüm ihtiyaçlarını karşılayamazsınız. Mutlaka iyi bir destek sisteminizin olması gerekiyor. Bebeğinizi ister kendi odanızda yanınızda uyutun, ister karyolası sizin odanızda olsun ya da kendi odasında kendi yatağında uyusun, önemli olan her ağladığında yanına gidip onu sakinleştiren bir ebeveynin olması.

Psikiyatrist ve yazar Dr. Daniel J. Siegel diyor ki: “Bebekle ebeveyn arasında devamlılık göstermeyen ilişki beyinde malformasyona, hafıza, duygu, ilişki ile ilgili sorunlara ve ciddi davranış bozukluklarına neden olur.”

Siegel ve bağlanma konusunda çalışan birçok bilim insanının ortak noktası, ebeveyn bebek arasındaki devamlılık arz eden ilginin bir iletişim şekli olduğu. Kısaca; bebek, ağlamaları ile ebeveyne ihtiyacı ile ilgili sinyal veriyor. Ebeveyn her seferinde bu ihtiyacı duyuyor ve altını değiştirerek, karnını doyurarak ya da sadece kucağına alıp sakinleştirerek bu ihtiyaca cevap veriyor. Bu dönemde “burası güvenilir bir dünya ve ben seviliyorum” düşünce modellerinin ilk temel taşları atılıyor.

Buraya kadar olan bu söylemleri gelin bir de, gece ve uyku olarak değerlendirelim.

Devamlılık arz eden ilgi ne demek?

Bebeğim gündüz her sinyal verdiğinde yanına gidip o ihtiyacı karşılayacağım ve gece olunca diyeceğim ki: “Kusura bakma ufaklık artık benim uyku saatim, burası senin odan ve burada uyuyacaksın, hadi bana güle güle.” Ve henüz kendini sakinleştirme kapasitesi olmayan bebeğim bunu anlayacak ve kendi kendini sakinleştirecek.

Gece tek başına ağlamaya bırakılan bebeğin tek öğrendiği şu: “Demek ki ağladığımda ebeveynim bazen geliyor (gündüz), bazen gelmiyor (gece). Ben anlamıyorum ne zaman gelip ne zaman gelmeyeceğini. Önceden kestiremiyorum.” Tahmin edersiniz ki bu da sağlıklı bir bağlanma için gereken devamlılık ilişkisini sekteye uğratıyor.

Geçenlerde bir danışan bebeğiyle kontrollü ağlama denediğini ve bir haftadan fazla bir süre olmasına rağmen hiçbir şey olmadığını buna da artık kalbinin dayanmadığını söyledi. Ben de ona, demek ki ne kadar harika bir annesin ki, bebeğin hâlâ sinyalini duyacağına güveniyor ve ağlamaya devam ediyor dedim.

Doğa her şeyi belli bir düzende yaratmış, aslında biz müdahale etmeyip sadece o dönemin gerekliliklerini yerine getirsek hiçbir sorun kalmayacak. Bebek sinyal vermeye, biz o sinyali anlamaya devam ettikçe, bebek daha iyi sinyal vermeyi, güvenmeyi ve biz de onu daha iyi duymayı öğreneceğiz. Kucak döneminde kucağa almaktan, yürümeye başladığında keşfetmesine izin vermekten korkmayacağız.

Neden çaresizce gece uyuması için farklı yöntem arayışı içinde olduğunuzu anlıyorum. Hele bir de çalışan anne iseniz. Ya da benim gibi ilk yıllar gece ağlamaları, içinizde anlam veremediğiniz öfke patlamaları yarattıysa. Ben size işin bilimsel açıklamasını yaptım, geriye gece boyu ebeveynlik yapıp uykusuzluktan bayılmamak için nasıl bir destek sistemi kurarım sorusunun cevabını bulmak kalıyor. Bunu da size bırakıyorum.

Not: Amerikan Pediatri Akademisi ve Unicef; ebeveyn ile bebeğin aynı odada beraber uyumalarını özellikle ilk altı ay ve (ihtiyaca göre) sonrasında bebeğin fiziksel ve duygusal gelişimi açısından önemli olduğunu söyleyerek destekliyor. Beraber uyumanın sağlıklı bağlanma ve emzirme açısından önemini vurguluyor."

Nilufer Devecigil


Ulku

Bu konu hakkinda zamaninda oldukca fazla arastirma yapmis, sonuclarini yukarida linkini verdigim baslik altinda toplamistim. Gruplardan ilgili basliga girip yazilari okumanizi tavsiye ediyorum.

Sevgiler.



ayazlali

Çok militan gördüm sizi ülkü hanım. Bahsettiğiniz destek sistemi hepimizin rüyası. Peki ona sahip olmayanlar ne yapsın, onu da yazar mısınız? Organik yememek ve yedirmemek ne kadar zararlı onu da yazın. Bahsettiğiniz şeyler hala tartışılan, controversial konular. Davranış uzmanları uyku problemlerinin çok büyük kısmının davranışsal yani alışkanlıkla ilgili olduğunu söylüyor, uyku eğitiminin uzun vadede herhangi bir olumsuz etkisi olduğu​ ispatlanmış değil. Aksine, uykusuz ebeveynler daha kolay depresyona girip çocuklarına zarar verebiliyor, bu ispatlamış. Yeterince uyumayan çocuklar ileride okulda daha başarısız oluyor, bu ispatlanmış. İmtiyazlı imtiyazlı anlatın, dört kişilik destek ekibini, bebekle iki sene boyunca sarmaş dolaş yaşamayı. Allahaskina kimin hoşuna gitmez bu. Yemeği temizliği büyük çocuklara bakımı ve kira ödemeyi güvenilir bir şekilde yapacak birileri varsa herkes ister, ama bu imtiyaza herkes sahip değil. Hatta çok çok az insan sahip, özellikle de çok göç alan büyük şehirlerde.



Ulku

Dr.Paul M. Fleiss and Frederick Hodges (Sweet Dreams)

Bebekler ve küçük çocuklar hislerine aklı başında yaratıklardan daha çabuk kapılırlar. Bir çocuk onun yardım isteyen ağlayışlarına neden aldırmadığınızı anlayamaz. Bebeğinizin ağlayışlarına aldırmamak, en iyi niyetle bile olsa, onu terk edilmiş olduğu duygusuna sürükleyebilir. Bebeklerin biyolojik ihtiyaçlara uyduğunu uyku "uzman"ları göz ardı ya da inkar ederler. Ağlamasına aldırış edilmeyen bir bebeğin en sonunda uykuya dalacağı doğrudur, ama ilk başta gece uyanmasına sebep olan problem çözümlenmemiş olacaktır.
Aileler bebeğin hasta olmadığını veya fiziksel bir rahatsızlığı olmadığını kontrol etseler dahi, bebeği almadıkları, şefkatli bir biçimde davranmadıkları, teskin etmedikleri, veya tekrar uykuya dalana kadar bakım yapmadıkları sürece esas ve buna eşlik eden duygusal stres baki kalacaktır.
En duyarlı ve şefkatli yaklaşım çocuğunuzun ağlayışına anında cevap vermektir. Kendinize ebeveyn olduğunuzu hatırlatın, ve bebeğinize güven vermek, yatıştırmak ebeveyn olmanın en memnun edici sorumluluklarından biridir. Yanlız başınıza bebeğinizin hayatını aydınlatma ve korku ve üzüntüyü engelleme gücüne sahip olduğunuzu bilmek çok güzel bir duygudur.


Kate Allison Granju (Attachment Parenting)

Bebekler insandır, son derece aciz, savunmasız ve başkasına bağımlı insanlardır. Bebeğiniz ona sevgiyle bakacağınıza güvenir. Ağladığı zaman, bir işaret veriyordur -nasıl yapacağını bildiği tek şekilde-, onun yanında olmanıza ihtiyacı vardır.
Korku ve ızdırapla ağlamanın nasıl hissettirdiğini bilirsiniz. Korkunç bir duygudur. Ve bu bebeğiniz için de farklı değildir. Bebeğiniz ağladığında- ne sebeple olursa olsun- fiziksel bir değişiklik yaşar. Kan basıncı artar, kasları gerilir, ve küçük bedeninde stres hormonları dolaşır.
Ağlatarak uyutma eğitimine konu olan bebekler bazen sonunda bitkin düştüklerinde derin bir uykudaymış gibi görünebilirler. Bunun sebebi bebek ve çocukların sıklıkla, bir travma yaşadıktan sonra derin bir şekilde uyumasıdır. Bu derin uyku, yöntemin (ağlatma) faydası olarak görülmekten ziyade pek çok rahatsız edici kusurundan biridir.


The No-Cry Sleep Solution (Elizabeth Pantley)

Gece yarısı uyanan bir bebeği tasvir ediyor: 
Sessizliğin anlamsız dehşetiyle uyanır, hareketsizlik. Bağırır. Başından ayağına kadar istek, arzu ve tahammül edilemez sabırsızlıkla tutuşmaktadır. Nefesini tutar ve bağırır, kafası sesle dolup zonklayana kadar bağırır. Çenesi ağrıyıp boğazı acıyana kadar bağırır. Ağrıya daha fazla tahmmül edemez ve hıçkırıkları güçsüzleşir ve durur. Dinler. Yumruklarını açar ve kapatır. Kafasını bir o yana bir öteki yana çevirir. Hiç birşey yardım etmez. Dayanılmazdır. Tekrar ağlamaya başlar, ama bu incinmiş boğazı için çok fazladır; kısa süre sonra durur. Ellerini oynatır ve tekmeler atar. Durur, katlanabilir, düşünemez, umut edemez. Dinler. Sonra tekrar uykuya dalar.


Ulku

Bebeğinizi 20 dakikadan fazla ağlatmayın!

İngiliz çocuk bakım uzmanı Penelope Leach’in son kitabı, “Ağlayan bebekleri bir süre haline mi bırakmalı” şeklindeki klasik tartışmaya nokta koydu. Leach’e göre, yapılan son araştırmalar, sürekli ağlayan bebeklerin yeni gelişen beyninde hasar oluşturuyor.

İngiliz uzman, bu durumun bebeğe, daha sonraki yaşlarda öğrenme güçlüğü yaşatacağını savundu.

Uzmanlar, bir bebeğin en fazla 20 dakika kadar ağlamasını normal buluyor. Normalden uzun süre ağlayan bebeğin vücudu daha fazla miktarda stres hormonu kortizol üretmeye başlıyor. Leach, fazla miktarda kortizol, bebeğin beynine zarar verdiğini belirtiyor.

Kortizol nedir?
Kortizol, böbrek üstü bezinin kabuk bölgesinde üretilen, vücudun strese gösterdiği tepkiyle ilişkili bir kortikosteroid hormondur. Kortizol hormonu vücuda gelen herhangi bir zararlı etken karşısında vücudun kendi kendini savunma mekanizmalarını harekete geçirir. Fakat vücutta yüksek miktarda kortizol bulunduğunda, bu etki tamamen tersine döner ve organizma kendi savunma önlemlerini geri çeker.


ayazlali

Kaynaksiz copy-paste'lerimle bu fikir alışverişi sayfasını kirletir kullanılmaz kılarım, diyorsunuz yani. Kaynaksiz derken de güvenilir olmayan kaynak, kişilerin kendi fikirlerini yazdığı kitap ya da site mesela. Peer reviewed journal yani hakemli dergilerde çıkmış bol deneysel veya başka şekilde toplanmış kaliteli verileri açıklayan makaleler olsa da aydınlansak. Neyse ki sizin gibi militanları çok gördüm de artık heyecanlanmıyorum, aşı konusunu mı istersiniz, uyku eğitimi mi, yanlış bilgiye dayanan sabit fikirler kopyala yapıştır için dosyalanir, tartışmaların altına fersah fersah döşenir. Çocuğunu uyutmaya çalışan annelere yazık oldu sadece. Size kolay gelsin internet dezenformasyon savaşınizda, sizler kazanıyorsunuz, sayenizde doğru bilgiye ulaşmak internetsiz zamanla aynı zorluğa erişti.



adasu26

Kafam karıştı iyice:/  tabiki hiç bir anne çocuğunun ağlamasını istemez ama şartlar bazen çok zorlaşıyor uyutmaya çalışmaktan bitkin düşüp uyumadığı zamanlarda onunla yeteri kadar ilgilenemiyorum ev işleri birikiyor kendime bile bakamıyorum herkes gibi bebeğimi çok seviyorum hep benimle olsun istiyorum ama neticede ben de insanım dinlenmem gerekiyor eğitime devam edemedim zaten çok fazla ağladı 2. Gün iyiydi 3. Gün  ürün akşam ağladı sesi kısıldı yavrumun eğitim yapmadık o gün aslında ama niye o kadar ağladı bilmiyorum benim  bebek çok sinirli  bir bebek :)  sadece rutin yapalım bari dedik iki haftadır her gün saat 7 de yıkıyoruz yemek bile yemiyoruz emziriyorum  saat 8 i buluyor memeden kendi ayrılıyor sızıyor ztn yatırıyorum uyanıyor emziriyorum ayakta sallıyoruz dalsın diye yatırıyoruz gene uyanıyor bizim rutin 3 saatten fazla sürüyor yani doğru düzgün yemek yiyemiyoruz ev işi yapamıyoruz ne olacak bilmiyorum sütüm zaten az iyice gidecek diye korkuyorum:( bu arada  bütün gün de uyutmaya çalışıyorum uyudupunda da çıt çıkmasın uyanmasın diye habire ninni eşliğinde sallıyorum :/ 




Cevaplamak için Üye ol