Selektif mutizm, kaygı bozukluğu

burcaksahin soruyor: 10

Oğlumuz canı istedi mi konuşur, canı istemedi mi kessen konuşmaz, canı istediğine selam verir, canı istemediğini yok sayar bir yapıda……

Başlarda önemsemedim bu durumu. Ama daha sonra sevdiği konuştuğu dede, babaanne gibi kişilerle de konuşmayı, suratına bakmayı kesince açıkçası garipsedim ve hep yönlendirmemle üzerine gittim çocuğun. Haa gittim de ne oldu, değişen bir şey olmadı tabi :)

Bir süredir oğlumuzda farkettiğimiz bu ve başka bazı konular sebepli bir çocuk psikoloğuna gittik. İlk seans ilk 32 dk dr hanım ile iletişim kurmadı :) Kendisi ile 3 seans oyun terapisi geçirdi. Oğlumuzda farkedilir bir alışma, kaynaşma gözlemledik. Ancak son seansta dr hanım, daha hızlı gelişme olmasını beklediğini ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Ön tanı olarak “Selektif Mutizm” olduğundan şüphelendiğini ve bir çocuk psikiyatristine gitmemizin daha uygun olacağını söyledi.

Yönlendirdiği bir psikiyatriste gittik ve o da bu tanıyı koydu. Aslında bir çok ailenin üzerinde durmayacağı bir konudur belki ama ben adını koymuşken açıkçası elimizden geleni yapmak ve bu durumun oğlumun üzerine yapışmadan geçmesini istemekteyim.

Tanı:

http://www.selektifmutizm.com/mutizm-hakknda.html

Ev ve okul oğlumuz için “güvenli bölge”. Çok şükür buralarda bir sıkıntı yok konuşmasında.

Sebeplerinde önde gelen etken; kaygı bozukluğu. Ki bebekliğinden beri gerek tırnakları ile oynaması (uzun zamandır oynamıyor ama tırnakları da artık uzamıyor), gerek bazı takıntılı durumları (5 yıldır hediye paketinin veya yeni oyuncağının kutusunu ev dışında hiçbir yerde atmadı. Nerede olursak olalım eve taşıyıp evde atıyoruz çöpe veya geri dönüşüme), gerek aşırı inatçılığı (hem anadan hem babadan toplam almış), gerekse bezi attığından beri daima bir çiş hatırlatması, yönlendirmesi gerekmesi gibi olaylar zaten kaygı bozukluğunun göstergeleri.

Psikiyatriste giderken “kesinlikle ilaç verse de kullanmam” önyargısıyla gittim. Ama çıktığımızda “Aslında bi denesek mi, gerçekten işe yaracak sanırım!” görüşündeydim. Fikirlerine, mesleki tecrübelerine ve oğlumu tanıdıkları için kendilerine güvendiğim birkaç arkadaşımla da görüştüm. Kullanabileceğim kanaatindeydim.

Ama tabi konunun içine aileler ve çok kişi girince öyle akıldaki gibi kalmıyormuş kanaatler :)

Biraz uzun oldu sanırım ama içinde olduğum ikilemi paylaşmak istiyorum. Hakaret ya da yargılama olmadığı sürece her türlü önerinize, fikirlerinize açığım.

 Psikiyatristin kısaca dediğine göre: belli bir dozda X ilacı aldığı zaman: dna/gen/serotonin hormonu gibi kimyasal dengesizliği düzeltecek ve “yabancı” saydığı kişiler karşısında kaygı duymadan konuşacak ve rahat davranacak. Hatta bu 1 hafta gibi kısa bir sürede olacak. Ve hatta kaygı duymadan bir paylaşımda bulununca bunun kendisine zarar vermediğini veya kötü bir şey olmadığını anlayacak ve kendiliğinden düzelme gösterecek. Kendisindeki potansiyeli  keşfedecek ve çok mutlu olacak :)

Bu görüşe ve dr’un anlattıklarına inandım. Gerçekten güvendim.

Ama gel gelelim içimi kemiren kurt acaba X ilacını kullanmadan bu duruma son verebilir miyim diye soruyor.  Evet başka bir psikolog / psikiyatriste daha gidip bir görüş daha almak niyetindeyiz. (Yangı Yazgan geldi ilk aklımıza. Hatta bir arkadaşım sağolsun uğraştı, 1 yıl yeni çocuk kabul etmiyormuş Mevcutlarının terapileri, tedavileri üzerinde devammış.)

İlaçsız çözmemiz için açıkçası şu anda tam olarak ne yapmamız / ne yapmamamız gerektiğine dair tam bir fikrimiz yok. Ama sanırım uzun ve keyifli bir süreç olacak gibi :)

Haa bir de çözemezsek veya olumlu gelişme göremezsek dünyada tek asosyal ve kaygı bozukluğu yaşayan çocuk bizimkisi olmayacak, bunun da farkındayım. Bu bi hastalık veya kötü bir durum değil ki, durum işte. Tek endişem bu “etiketlerin” ilerideki yaşamına, mutluluğuna engel olmaması.

Sorudan ziyade biraz sesli düşünmüş gibi oldum sanırsam :) Buraya kadar da sabırla okuduysanız teşekkür ederim.

Bu durumu veya benzerini yaşamış olanınız var mı? Dediğim gibi tüm fikir ve yorumlarınıza açığım.

 

Not: Sorumu nurti üyeleri hariç görünmeyecek şekilde, kapalı sordum. Dolayısıyla tecrübe, deneyim, isim, yaşanmışlık ne isterseniz yazabilirsiniz.

Bu soruyu cevapla


47 Cevap


maviboncukk

Konuyla ilgili bilgim yok fakat başıma gelse öncelikle sosyalleşmesi için gerekli ortamları sağlar, adımları atar, her yolu dener, farklı Dr.lara danşır ve en son çare ilaca başvururdum. Bu tür ilaçların çok fazla yan etkisi olduğunu biliyorum. Geçici özgüven ve sosyalleşme sağlasa da beyin bir süre sonra seretonin üretmek için yine ilaç isteyecek gibi geliyor. Antidepresan kullanan insanların her iki senede bir tekrar antidepresana ihtiyaç duyması da bundan.. Dediğim gibi konunun uzmanı değilim, sadece fikrimi belirttim.


senayc

Merhaba Burçak,

tanımı okudum. Sanki Güneş i anlatıyor. Yorumları merakla bekliyorum.


maviboncukk

Siteye girdim, bu tür ilaçların o yaş grubunda yan etkileri bilinmemektedir yazıyor.. sıcak bakmazdım ilaç kullanıma fakat ilaç kullanımı dışında her yolu denerdim.. Arkadaşlarını eve çağırmak, sosyal ortamlar oluşturmak, sosyal faaliyetlerde güven duygusu kazanımını desteklemek, terapi vb.


selencem

Burçakçım, öncelikle bence doktora gittiğin, oğlunu doğru gözlemleyip, kendini kandırmadığın ve çözüm arayışına gitdiğin için bence çok çok iyi bir annesin. Doktora güveniyorsan bence ilaç kullanabilirsin. Ben 19 ve 32 yaşımda iki kez antidepresan kullandım, ilaca ve bilime inanıyorum, çok faydasını gördüm. Ayrıca çevremde ilaç kullanarak çok mutlu olan çocuk da var. Ama mutlaka 2.doktor görüşü al, belki oyın terapisi vs ile de çözülebiliyor ya da ilaç süresi kısaltılabiliyordur. Daha da yazacağım sonra. Seni de Ardayı da kocaman öperim.


burcaksahin

Şöyle de birsey var. Kuzenleri ve okul arkadasları ile hiçbir sorun, dert, alışmak için süre yok! Saniyede baslıyorlar oyuna, kavgaya, paylaşmaya :) onlar "yabancı kişi" değiller.

Yani daha cok farklı gruplar, büyükler ve cocuk dilinden anlayan kişilerle sosyal ortam oluşturmamız lazım.

Teşekkürler görüşlerin için maviboncuk.

Şenay, bunu diyebilmem için başka etkenler de olmalı. Ne olur senin de kafanı karıştırmış olmayayım! Güneş kızımızınki sadece çekingenlik bile olabilir ;)



burcaksahin

Selencim, çok tesekkür ederim. Anam ve pınardan önce ben de öyle düşünüyordum ;))

Oyun terapisi bizce yolunda gidiyordu ama dr 3. seans sonunda ya bizim görmediğimiz büyük bi problem gördü, ya bi gelişme olmadı, ya da yakında doğumu var diye (cok gaddarca bi yorum kabul ediyorum!) hasta sayısını azaltmak istedi. Psikiyatriste yönlendirdi.

Gideceğimiz 2. görüş psikolog mu psikiyatrist mi olmalı noktasında emin değilim. Ne dersiniz?


maviboncukk

Bence konusunda uzman bir psikolog görsün. O gerekli görürse zaten yönlendirecektir. Psikiyatristler doğrudan ilaç yazıyor, ben o yaşta çocuğun terapiyle üstesinden geleceği görüşündeyim ama en doğru yönlendirmeyi psikolog yapsın. Kendisini aşan bir durum varsa zaten uzmana sevk edecektir kanaatindeyim.


maviboncukk

Hatta ben biraz pimpirikliyim. bir değil iki uzmandan daha görüş alırdım en az imkanınız varsa..Bu gibi durumlarda tek bir doğru olmayabiliyor, her uzman farklı görüş belirtebiliyor..



senayc

Şöyle anlatayım Burçak, kreşe başladığında 2 ay sürdü konuşması,aktivitelere katıldı,ama öğretmeniyle konuşmadı,kreşe girince benimle de konuşmuyordu. İşaretlerle derdini anlatıyordu.

Kuznelerle görüşmeye gelince sanırım buna benzer bir paralelliği Güneş de yaşadı. Şöyle ki kendi yaşıtlarıyla daha kısa sürede kaynaşıyor, kreşde de önce arkadaşlarıya konuşmaya başladı. Arkadaşlarıyla konuştuktan çok çok sonra öğretmeniyle konuşmaya başladı. 
Teşhis konusunda netim ben,birebir Güneş i anlatıyor.
Seni de tebrik ederim, bunu önemseyip üzerine düşüp takibini yapmışsın. Sayende ben de öğrendim.  
Peki ben ne yapmayı düşünüyorum, eşimle konuşurum ilk. Sanırım ilaç kullanmadan bu şekilde yaşaması sıkıntı yaratmaz. Biraz daha nette araştırma yaparım. İlkokulda devam ederse o zaman daha sıkıntılı olabilir aslında.  İlkokulda arkadaş ortamı da öğretmenin tavrı da çok farklı olacak. Daha kendilerine yetiyor olabilmeleri gerekiyor. Arkadaş edinemezse, öğretmeniyle iletişim kuramazsa ne olur???üzerinde düşünülmesi gereken şeyler.
soruna gelen cevapları takip edeceğim şimdilik...


ilknur

Burçak bu tanıyı ilk defa duymakla beraber kendi deneyimlerimi anlatayım. Birincisi çok ciddi bir panik atak süreci geçirdim. Çok inat ettim ilaç kullanmamak için ama sonunda kullandım ve çok şükür 6 aylık bir antidepresan kullanımı sonucu artık eskisinden daha mutlu daha güçlü, cesaretliyim. İçimdeki çok engeli kırdım. Orada önemli olan ilacı doktorun dediği şekilde dediği sürede harfi harfine uyarak kullanmak. 4 yıl geçti üstünden bir daha da hiç ihtiyaç duymadım. Zihnimize kendi koyduğumuz engelleri aşmada bence antidepresan çok yararlı. Arda da kullanırken kendi kafasına göre ilaca erişemeyeceği için sizin kontrolünüzde doktorun önerdiği ölçüde kullanabilirsiniz. Eğer kendim kullanıp faydasını görmemiş olsam ben de çok önyargılı olurdum seni o anlamda çok iyi anlıyorum.

Sadece nacizane tavsiyem Ardaya kullandığı ilacın mahiyetini söylememek olabilir. Normal bir surup içiyormuş havası verilse daha mı iyi olur acaba? Psikolojik bir tanı yüzünden içtiğini bilmese? Sadece bir fikir.

İkincisi ise benim tavsiyem psikologtan ziyade psikiyatrist olur. Şöyle bir deneyimimiz oldu, Ahmedin kekelemesi için oyun terapisi aldık. Oyun terapisi sanki bu şekilde tanısı konmuş durumlarda çok da verimli olmayabilir. Ahmed de kekelemesine maalesef hiçbir katkısı olmadı ama duygu ifadelerinde çok ilerleme kaydetti. Duygusal anlamda rahatladı. Eğer ilaçla tedavi önerildiyse ve psikologunuza güveniyorsanız oyun terapisi yerine ilaç tedavisi daha yararlı olacaktır diye düşünüyorum.

Kolaylıkla atlatın inşallah.



Cevaplamak için Üye ol