Hollandali olamiyorsak nasil mutlu edelim cocuklarimizi?

babu soruyor: 8

Unicef cocuklarin mutluluguna dair bir arastirma yapiyormus her yil. Genelde iskandinav ulkelerindeki cocuklar en mutlu cikiyormus. Bu yil Hollanda cocuklari en mutlu olarak tespit edilmis. Neden en mutlular? Uzerinde genel olarak mutabik olunan konular su yazida ozetlenmis diyebiliriz: http://www.findingdutchland.com/happiest-kids-in-the-world/

Yazi ingilizce. Ben maddeleri birer cumleyle aktarmaya calisayim:

1- hollandali anne babalar dunyadaki en mutlu anne babalar

2- hollandali anneler en mutlu (cunku ozgurler, istediklerini giymekte, istedikleri dine vb inanmakta, istedikleri sekilde yasamakta, part time calisma imkani cok fazla, hayatlarini kendileri secebiliyorlar ve baskalari da kendileri de yargilamiyor onlari)

3- babalar da cocuk bakiminda ayni derecede aktif rol aliyor. Onlar da part time is tercih edebiliyor

4- cocuklarin uzerinde okul baskisi cok az. Ilk yillarda odev yok. Kimse cok basarili olmak icin kapasitesini zorlamak zorunda degil. (12 yasinda zeka testi gibi bir sey yapiliyormus, kapasitesine gore lise yonlendirilmesi yapiliyor ve kimse kendisini fazla zorlamiyor, kendine uygun okulda kendine uygun meslekler seciyor)

5- ailece oturup kahvalti ediyorlar. Yedikleri cikolatali ekmek de olsa unicef en saglikli kahvalti demis :)

6- fikirlerini soyleme haklari var ve hep saygi goruyorlar

7- anneanne babaanneler de cocukla yakin iliski icinde

8- devlet cocugu olanlara para destegi veriyor.

Bir de bu yazida olmayan ama okudugum baska bir sey de sunu soyluyordu: okuldan sonra aman hangi aktiviteye gitsin, ne ogrensin kosturmacasi da yok. Sporunu sokakta ozgurce oynayarak yapiyor. Kucuk yastan itibaren tek basina sokakta ve hep bisiklet ustunde. Fiziksel olarak aktif, okuldan sonra ozgur/serbest ve aktif oyun oynayacagi cok vakti var.

Ben bunlari okuyunca bayagi kiskandim hollandali cocuklari :( onlar boyle buyuyunce kendileri gibi mutlu cocuklar da yetisirecekler tabi. Peki biz ne yapabiliriz? Bunlardan bazilari bizim degistiremeyecegimiz seyler ama neleri degistirebiliriz/ degistirmelyiz? Fikirlerinizi paylasirsaniz sevinirim.

Bu soruyu cevapla


8 Cevap


fatos

Ben şimdilik takip edeyim. Banu senin fikrin ne?


ponyy

gerçekten kıskanılası İskandinav ülkeleri:)

İzlanda Norveç Danimarka Hollanda Finlandiya....

 imrenerek okurum bende oradaki eğitim sistemini sosyal hayatlarını:(

 bu arada süper bir konu başlığı olmuş...

kendi adıma yapacaklarımızdan çok önce yapmayacaklarımı söyleyeyim..

büyük oğlum 10 küçük oğlum 4 yaşında.

hafta sonları hafta içleri çocuklarımı etkinlik etkinlik dolaştırmadım hiç.

keyif almadıkları bir şey yapmaları konusunda ısrar da etmedim.

piyona voleybol eskrim ..denedi keyif almadı bıraktı .fırsat sundum tercihi ona bıraktım.

sokakta oynamayı çok seviyor hafta sonlarını sokakta oynayarak parkta arkadaşlarıyla geçirebiliyor ve çok mutlu.

sınav sınav dolaştırmadım  yarışın içine sokmadım.  kendisi için başarması gerektiğini anlatıyorum tabii.

çalışarak başarının geldiğini gayretli olmanın önemini ....

kıyaslamadım başka çocuklarla...

ülkemizin koşullarını değiştiremediğimize göre   kendi lokal   küçük dünyamızda mutlu edecek keyif alacak küçük şeyler bizimki...

ve keşke  büyüdüklerinde  bu ülkelerde kabul görüp yaşama şansları olsa demekten geri de kalmıyorum...

sevgiler....




berlindenbirseda

Banucum, ne güzel yazmissin. Biz Almanya'da yalniz oldugumuzdan anneanne-babaanne katilimi maalesef cok az oluyor, arkadaslarimizi dahil etmeye calisiyoruz, cünkü bize asiri bagimli kuzu. Onun disinda is kosullari, devlet destegi filan Hollanda'ya benzer, ama tabii bunlar degistirmesi bizim elimizde olan kosullar degil. Ben kendi yaptiklarimiza geleyim:

Kahvalti yapmiyoruz birlikte, ama aksam yemeklerimiz mutlaka birlikte oluyor. Onun disinda babasi anaokulundan alinca  cumalari kek yemeye gidiyorlar, bahardan itibaren de her gün dondurma. Paketli degil dondurma, üretim kalitesinden emin oldugumuz yerlere gidiyorlar, ama seker sekerdir tabii. Lakin ben bu ritüelin getirdigi manevi tatminin sekerin zararindan önemli oldugunu düsünüyorum, onun icin de itiraz etmiyorum. Benimle maalesef böyle bir ritüeli yok vakitsizlikten ötürü, ama olmasini isterdim.

Oyun parkindan ziyade Ekin tasi, topragi, ormani seviyor, mümkün oldugunca acik havada kosup tepinmesini sagliyoruz, zaten yapmazsak ariza cikariyor.

Ancak yaptigimiz en önemli sey, evin sadece anne-babaya degil, ona da ait oldugunu kabul etmek ve ona büyük bir ozgurluk alani saglamak. Vaktimizin cogu salonda geciyor, zaten ayri bir oturma odamiz yok ve Ekin burayi istedigi gibi kullanmakta özgür; misafir gelebilir, aman düzgün dursun diye ugrasmiyoruz. Bir hafta boyunca salonda boylu boyunca camasir ipi geriliydi mesela, kendi islak camasirlarini asmak ve kurutmak istedi ve izin verdim :) Su anda da banyo lavabosunun kenarinda sabunlu su dolu bir kavanoz var, yaklasik bir aydir. Kaldirmama izin vermiyor, havalandirma bozulursa banyoyu güzel kokutmak icin duruyormus orada :) Salonun bir duvari boydan boya onun yaptigi resimler, kagittan sekiller vb. ile dolu, üstelik kendi asiyor yamuk yumuk :) Evin girisinde yaklasik 30 tane dal parcasi var, mangal yapacakmisiz, o zaman yakacakmis, eve her gelen ilk bunlari görüyor. Ben bu tarz seylerin onu cok mutlu ettigini, zira kabul gördügünü hissettigini düsünüyorum ve eve gelen görür de bizi kinar mi acep diye pek umursamiyorum :)




babu

Ben uzerinde dusunup durmaya devam ediyorum. Belki sonra eklerim ama su an dusunduklerimi yazayim:

- biz turkiyede yasamiyoruz. Yasadigimiz yerde farkli egitim sistemleri vardi, biz iclerinde akademik yuku en az olani (amerikan) sectik. Bu sansli oldugumuz alan. Okul 2.40da bitiyor. Odev cok az. 

- ama burada da inanilmqz bir okul sonrasi aktivite yogunlugu var herkeste. Cocuklarin neredeyse tum ogleden sonralari dolu. Benim oglum zorunlu olan her seyin dusmani oldugundan pek yogun degil :) ama yine de birkac tane devam etmek istedigi sey var ve o gunlerde onun adina ben yoruluyorum. Amaaa buna ragmen istese gonderecegim bir kac spor aktivitesi var ve hatta gitmiyor diye dert bile ediyorum bazen. Hollanda (ve diger benzer ulkeler) uzerine dusununce dert etmemeye karar verdim. Sokaga daha fazla cikmasina cocuklarla daha fazla oynamasina calisayim. Ha hollandalilar kucuk yastan itibaren yalniz gonderiyorlarmis, ben onu yapamam :( 

- okuldan verilen az odev disinda akademik gelisimi icin bir sey yapmiyorum. Burada tutoring denen ekstra derslere vb gonderenler oluyor. Onu yapmiyorum. yapmamaya devam edeyim ve "biraz daha calissa daha basarili olur" diye dert etmeyeyim. Ama odevlerini takip ediyorum, yapmayiversin diyemiyorum :/ 

- ama bundan daha onemlisi daha buyudugunde, herkes iyi universitelerde okumak zorunda baskisi hissetmemeliyim, akademik olarak parlak bir cocuk degilse aman ne yaparim da yine de iyi unv ye gider diye ona ve kendimize baski yapmamaliyim. 

- soruyu sorarken detaylandiramadigim bir konu vardi baska bir yerde okudugum. Diyordu ki, bir hollandali anne kendine "aman cocugumla yeterince kaliteli zaman gecirdim mi, ah ben iyi anne miyim" vb diye eziyet etmez. Secimini yapmis ve yasamaktadir. Mutludur. O mutlu oldugu icin cocugu mutludur. Bunu cok dusunecegim cunku ben her konuda kendime eziyet etme sampiyonuyum. Surekli yanlis bir sey yaptigimi dusunmek en buyuk hobim. Biraz hollandali olayim bence artik :) 

- beraber keyifli vakit gecirmeye, beraber yedigimiz ogunlerin zihninde guzellikle yer etmesi icin elimden geleni yapmaya daha da ozen gostereyim. Hollandada yasayan bir yakinimla konustum o dedi ki, aksam yemekleri cok onemli bir rituel. Beraber hazirliyorlar, o gun neler yapildigi aksam yemeginde tatli tatli konusuluyor, masa hep beraber toplaniyor, bulasiklar beraber yerlestiriliyor vb. Yani sadece sofraya oturma kismi degil, genel sureci paylasmak. Her gun olmasa da haftada en az bir boyle bir rituel yaratmaya calismak kiymetli olur diye dusunuyorum. 

Aslinda kisaca degistiremedigimiz konularin bizi mutsuz etmesine izin vermeyip (ya da az mutsuz olup :) ) kontrol ettigimiz alanlarda mutluluklar yaratmak, cocugun birey olmasina calismak, saygi gostermek bizim elimizde olabilir. Mesela okul uzun odev coksa da onlari min. stresle gecirip odagi beraber gecirecegimiz keyifle anlara cevirmeye calismak iyi olabilir. 

dusunur gibi yazdim, biraz fazlaca uzun oldu




passenger

Cok güzel yazdın Banucum.Türkiyedeki okul sistemine mudahale edemegime göre ben olabildigince okul cıkışı okul öncesi onun keyif alabilecegi seyler yapmasında destek olmaya calısıyorum. Bodrumda yasamamız da bunu kolaylastıran birsey. Suan anasınıfında oldugu icin de henüz tam anlamıyla türk egitim sisteminin aksaklıkları ve zorlamalarıyla karsı karsıya degiliz. okul öncesi bahcedeki agacları sulama gibi onu dogaya yakınlastıracak basit seyler yapıyoruz.okul sonrasında okuldaki arkadaslarıyla bir grupları var mutlaka en az 40dakika futbol,yakalama oynuyorlar .suaralar ne kadar yorgun olursam olayım havaların da güzelleşmesini avantaj olarak kullanıp parka,deniz kenarına taş toplamaya,taş atmaya,bisiklet binmeye götürmeye calısıyorum.  Bir de söyle illa spor yapması icin kursa gitmesine gerek yok bence avrupa ülkelerinde anne ve babada da bisiklet oldugundan o gün bisiklete binip gezebiliyorlar. Hep beraber spor yapmış olabiliyorlar hem de keyifli vakit geciriyorlar. Bizde bu olmadıgından cocuklar mecbur kursa gidiyor ve bu kurslar anne ve babalar icin işkenceye dönüşüyor.cocuklar sürekliligi korumakta zorlandıkları ve  sıkıldıkları icin anne ve babaların bu anlamda hem daha motive edici hem de örnek teskil etmesi gerektigini düşünüyorum. kendimiz yapmıyorsak bazı seyleri cocuklardan da beklememeliyiz diye düşünüyorum.bizim okulda veliler arası spor müsabakaları düzenleniyor misal bu yaygınlaştırılabilir. 


sovan

Ben de kendi tespitlerimi ve maceramızı yazayım. 

Önem sırasına göre

1- Aile içindeki mutlu ebeveyn ve huzur. Gülen, dans eden, eğlenen anne çocuğa iyi geliyor. Ayda bir dışarıda yemek yeme rutinimiz var. Akşam yemekleri birlikte yenir. Arada işe getirdiğimde çok mutlu oluyor. Birlikte çok eğleniyoruz. Dans ediyoruz, bazı akşamlar ortak bir film bulup çekirdek çitleyerek izliyoruz. Tatlı kaçamakları yapıyoruz. Ekmek ve kurabiye pişirmeye, yemek yaparken bana destek olmaya bayılıyor. Mutfakta geçirdiğimiz zamanlar çok keyifli. Bir de benimle ve ergen bir arkadaşı var onunla deneyler yapmaya bayılıyor.

2- Mutlu çocuk için ikinci etken. Çocuğun uykusunu yeterince alması. Eğer uykusuz kalırsa, yeterince dinlenemezse ben ne yaparsam yapayım mızmız, sinirli, kaygılı bir çocuk buluyorum. Günde en az 9,5-10 saat uyumazsa bittim ben. Avrupalılar bu konuda çok düzenli ve başarılı. Türkiye'de çocukların mutsuzluklarının  önemli nedenlerinden biri uykusuz olmaları bence. 

3- Çocuğu dinlemek, bazı kararları onun vermesini sağlamak, sorunları yük olmayacak şekilde paylaşıp birlikte çözüm bulmaya çalışmak, hatta onun çözümünü uygulamak. 

Temel düzenimiz dışında, hafta sonu planlarında birlikte karar veriyoruz. Bazı randevuları bana hatırlatmasını istiyorum, Sorumluluk verdikçe ve üstesinden gelince çok mutlu oluyor.

4- Anneanne, teyze, komşu, komşu çocukları, mahalle arkadaşlarıyla zaman geçirmek. Komşumuzun çocuklarıyla fırsat buldukça oynuyor. Evde ya da hava güzelse apartmanın önünde. Çok serbest oyun gibi değil çünkü başlarında ben bekliyorum. Bir köşede kitap okur gibi yapıp gözetliyorum :) Anneannenin şımartması da bence çok önemli. Çocuğun rahatlıkla şımaracağı birileri olması lazım etrafında. Bu düzeni bozan değil aksine çocuğu mutlu eden, büyüdüğünde sıkça hatırlayacağı bir şey bence. Ayda bir akşam teyzesinde kalır ben de meyhaneye giderim. İkimize de iyi geliyor :)) 

5- Ne kadar az okul o kadar çok mutluluk. Yarım gün okul, sabahtan öğlene kadar yarım günü kendine kalan çocuk bence mutlu olur.

6- Aktivitelerimiz çok. Koro, piyano, drama, ingilizce, solfej, ritm. Bir haftada toplam 9 saat aktivitelerde geçiyor. Hepsini de seviyor. Tablet ve Tv çok az. O yüzden oyuna da aktivitelere de ödevlere de zaman kalıyor. 

Naz bence çok mutlu bir çocuk. Çok yönlü ilişkileri, birey olarak kabulü, sevdiği aktivitelerde yer alması hoşuna gidiyor. Umarım böyle de gider. 




sovan

Banu yazdıklarını daha detaylı okudum. Akşam yemeklerinde sofrayı hazırlama, toplama hep ortak yapılıyor. Son iki üç aydır bunu uyguluyorum. Çok iyi oldu. 


ozguranne

Öncelikle unicefi kınıyorum. Kimse beni çikolatalı ekmeğin sağlıklı bir kahvaltı olduğuna inandıramaz. Hollanda'lıların içerde adamları vardır belki. :) Ben de çocuğa kahvaltıda çikolata versem o da mutlu olur amaaa vermem.

Bana göre çocuğun mutluluğu genel olarak evin atmosferine bağlı. Kurallara bağlı değil. Örneğin akşam yemeğini birlikte yiyebiliyorsanız ve bu sırada sohbet edebiliyorsanız ne güzel. Bu bir ritüel. Ama kural değil. Eğer akşam yemeğini birlikte yiyemiyorsanız, farklı bir ritüeliniz olabilir. Bizde uykudan önce sohbet ritüeli var. Akşamları üçümüz birlikte oyun oynama ve sohbet etme ritüelimiz var. Her aile kendisine uygun bir ritüel bulabilir. Maksat sohbet etmek ve paylaşmak. O akşam paylaşabileceğini bilerek yaşamak.

Evdeki stres:

Bence genel olarak mutsuzluğun nedeni evdeki gergin atmosfer oluyor. Bu gerginliği azalttığımız oranda mutlu olabiliriz. Bu da anne ve babanın kendi içlerine dönüp gerginlikle baş etme yollarını arttırmasıyla olabilir belki.

Sovana genel olarak katılıyorum.

Çocukların istediği bizimle zaman geçirmek ve gerilmemek. O nedenle ona pasta, buna kek, şuna temizlik yapmak yerine, sürekli misafir ağırlamak yerine, işten çok geç gelmek yerine alternatif zamanlar yaratmak iyi bir fikir olabilir. Yorgun ana baba çocuk açısından üzücü bir şey. Anne ve babanın kendini dinlendirmesi, eğlendirmesi onları daha iyi ebeveyn yapıyor bana göre. Kendine zaman ayırmak, sakinleşmek genel olarak hayattan keyif alan bir ruh halinde olmak çocuklar için de faydalı.

Çocuğu gezmeye götürdün, sonra da trafikte stres olup ters bir laf edip kalbini kırdın... olmuyor. Hiç evden çıkma daha iyi. Yani hayatın içindeki böyle noktaları bulup azaltmak lazım. 


Cevaplamak için Üye ol